14 Şubat Dünya Öykü Günü

İnsanoğlunun dünyaya gelişinden beri her zaman anlattığı bir öyküsü olmuştur. Çünkü yaşadığımız her an bir öyküdür aslında. Ve bu öyküler bağlar insanları birbirine, yüzyıllardan beri hem de.

Her yıl olduğu gibi 14 Şubat, Dünya Öykü Günü. Farklı ırklardan, farklı coğrafyalardan, farklı dillerden insanların öykülerini yine farklı kültürlere duyurduğu gün. Bu farklılıkların ayrıcı değil, bu farklılıkların birleştirici gücünü de anlatır aslında bu gün bize, edebiyatın evrensel gücü. Çünkü insan, her yerde aynı insan.

İnsanlar anlattığı öyküler ile var olur gelecekte. Aynı zamanda da geçmişini özetler öyküler sayesinde. “Bir insanın sevmekler başlar her şey.” der ünlü öykücü Sait Faik, çünkü bir insanı sevmek, onun tüm kalelerini bilmektir. Ve yeni bir öykü okumaktır. Çünkü insan varsa hayatta, öyküsüyle vardır.

Türk edebiyatında, toplumun sesi olabilmiş öykü anlatıcılarımızdan bir liste oluşturduk. Bunlar sadece birkaçı. Diğerleri bir köşede keşfedilmeyi bekliyor. Bugün bir öykü okuyun kendinize. Tüm dünyada aynı insanın yaşadığı, başka hayatlara göz atın. Emin olun ki kendinizi bulabileceksiniz. O halde Dünya Öykü Gününüz kutlu olsun!

Semaver- Sait Faik Abasıyanık

sait-faik-semaver

“Lisanlarını anlamadığımız insanların haletiruhiyelerini keşfetmek hususunda çok aciziz. Onların bizim her günkü konuştuğumuzdan daha başka, daha mühim şeyler konuştuklarını sanırız. Bir müddet onlarla çok alakadar olduğumuz halde biraz sonra onları unutuverir, yine kendimize, lisanımıza ve etrafımıza yani kendi kendimize döneriz.”

Önce Ekmek – Orhan Kemal

orhan-kemal-once-ekmek

 

“İstanbul’un baharı yoktur! İstanbul’da on iki ayın yarısı kış, yarısı yazdır. Bahar, çokluk kış ortalarına serpişmiş yazdan kalma harikulade aydınlık, sımsıcaktır; karakışın ortasında, karanlıklarda çakan şimşekler gibi bir an gelir, ertesi gün bu bir anlık mutluluğun öcünü almak istercesine, daha karanlık, daha gümbürtülü, daha sırılsıklam günler birbirini kovalamaya başlar. İstanbul’un baharı yoktur!”

Değirmen – Sabahattin Ali

sabahattin-ali-degirmen

“Bu ölü toprakların üstünde hiçbir şey ölmek ve öldürmek kadar kolay değildir.”

Haney Yaşamalı – Tahsin Yücel

tahsin-yucel-haney-yasamali

“Emekli lise müdürü Zekeriya Bey’in dünyasını değiştirmesi, silik bir öğrencinin okuldan ayrılması, sıradan adamın bir kenti bırakıp başka bir kente gitmesi gibi bir şey oldu. Yalan değil, evinde iki gün ağlayıp sızladılar ama gözyaşlarının, acılı sözlerin, üzgün üzgün boyun bükmelerin gösteriden başka bir şey olmadığı çabuk anlaşıldı.”

Parasız Yatılı – Füruzan

furuzan-parasiz-yatili

”Duygularımızdan, sevgimizden utanır olduk. Sevgisizliği savunmayı aklı yüceltmek sandık. Pembe suskun çay fincanları kırıldı. Yerlerine bitkisel yağlarla yapılan akşam kahvaltıları geldi.”

Oğuz Atay – Korkuyu Beklerken

oguz-atay-korkuyu-beklerken

“Her şeye yeniden başlamak mümkün değildi. İstesem de mümkün değildi. Nerede kaldığımı unuttuğuma göre, baştan başlamak için de birtakım yetenekler gerekliydi; daha talihli doğmuş olmak gerekliydi mesela. Yeni bir dil öğrenebilmek için, hiç dil bilmemek gerekliydi.”

Cihan Mert Yeşil

Kitapların satır aralarına dünya kurmuş, en yakın arkadaşları kediler ve köpekler olan, biraz sinefil biraz bibliomanic bir Ege Üniversitesi Reklamcılık öğrencisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Röportaj: SAPAN

Grubun ismini ‘Sapan’ koymaya nasıl karar verdiniz? Enteresan bir öyküsü var mı? Hikmet Altınyıldız (Davul): Aslında klişe bir cevap olacak...

Kapat