150. Yılında Suç ve Ceza

1865-1866 yıllarında Fyodor M. Dostoyevski tarafından yazılan ve 1866 yılında ilk kez basılmasının ardından geçen 150 yılda onlarca dile çevrilen, dünyanın dört bir yanında her yaştan insanın ruhuna dokunan, “Ölmeden önce mutlaka okumanız gereken romanlar” listelerinde en önde gelen romanlardan biri haline gelen “Suç ve Ceza”nın en unutulmaz, insanın ruhuna en çok dokunduğunu düşündüğüm birkaç cümlesini, daha önce Suç ve Ceza’yı okumuş olanların anımsamasını sağlamak; okumamış olanları okumaları için heveslendirmek amacıyla paylaşmak istiyorum:

150-Yilinda-Suc-ve-Ceza-1

“Bence, gerçekten büyük insanlar, dünyada büyük acılar çekmek zorundadır.”

“Önce biraz ağladılar; ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu her şeye alışır!”

Her şey, insanın içinde yaşadığı ortama, çevreye bağlıdır. Her şeyi belirleyen çevredir, insansa bir hiçtir.”

“Kilitleyecek hiçbir şeyi olmayan insanlar mutludurlar herhalde, öyle değil mi?”

“Istırap ve acı çekmek, geniş bir akla ve derin duygulara sahip olan insanlar için bir mecburiyettir.”

Her şey insanın elindedir, insan bu korkaklık yüzünden ne fırsatlar kaçırıyor… Bu artık bilinen bir gerçek. Merak edilen bir şey: Acaba insanlar en çok neden korkarlar? Herhalde her şeyden çok yeni bir adım atmaktan, kendi söyleyecekleri yeni bir sözden olsa gerek.”

““Biliyorum, zalim bir adamım ben” diye düşündü. “Fakat hiç de lâyık değilken neden bu kadar seviyor onlar da beni? Ah, keşke yapayalnız olsaydım da hiç kimse sevmeseydi, ben de hiç kimseyi sevmeseydim. O zaman bütün bunlar asla vuku bulmazdı!”

“Tanrının bana baş edemeyeceğim bir şey vermeyeceğini biliyorum. Sadece keşke bana bu kadar güvenmeseydi diyorum.”

“İnsan ne kadar kurnazsa, basit şeylerden tuzağa düşürüleceğinden o kadar az kuşku duyar.”

“Başkalarının zavallılığına bakıp kendi haline şükredenlerden tiksiniyorum.”

“Kendi uydurman olan bir yalanı söylemek, başka bir ağızdan işitilip tekrarlanmış bir gerçeği söylemekten daha iyidir. Birinci ihtimalde sen bir insansın, ikincisinde ise papağandan bir farkın yoktur.”

“Eğer tamamen suçsuz olduğunu biliyorsan, korkman için ne gibi bir sebep kalıyor ki?…”

“Geceleri gökkuşağını boyamak mıdır suçum? Herkes bağırırken suçlar okumak mı, susmak mı sözün bittiği yerde, kusmak mı sindirebildiklerinizi? Apansız uykum kaçıyor kaç gece, bu da mı aleyhime kanıt?”

Her şeyi konuştular mı, yoksa konuşmaya gerek kalmadan mı anlaştılar? Çünkü kimi zaman böyle olur; sözler hiçbir işe yaramaz. İnsanlar, birbirlerinin fikrini gözlerinden anlarlar.”

“Konuşmak istediler ama, konuşmadılar. Gözlerinde yaşlar birikmişti. İkisi de solgun, ikisi de zayıftı; ama bu solgun, bu süzülmüş yüzler yepyeni bir geleceğin, yepyeni bir hayata dirilişin şafak ışıklarıyla tutuşuyordu: Aşk onları diriltmiş, birinin yüreği, ötekinin yüreği için sonsuz bir hayat kaynağı olmuştu.”

Pınar İnan
Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Binghamton Üniversiteleri işletme öğrencisi
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Yavuzfest, 13 Ağustos’ta İstanbul’da!

Türk rock müziğinin altın çocuğu Yavuz Çetin’in anılacağı 4. Yavuz Çetin Müzik Festivali, 13 Ağustos'ta UNIQ Açıkhava Sahnesi'nde gerçekleşecek. 16'ncı...

Kapat