The Revenant Film Analizi

Revenant gerek başrolü gerek yönetmeni olsun şüphesiz ki son zamanlarda seyirciyi fazlasıyla beklentiye sokan filmlerden. Biz de Sanat Karavanı olarak Oscar yaklaşırken böyle bir filmi atlamanın yakışık almayacağını düşündük ve film hakkında ufak bir analiz yazmaya karar verdik. Bu yazı çoğunlukla şahsi görüşler içermekle beraber spoiler barındırmaktadır.

Film 1820’lerde geçmektedir. Hugh Glass oğlu ile yaşamakta olan bir sınır sakinidir. Kızılderili olan eşini kaybetmiştir ve oğlu Hawk etnik kimliği yüzünden çeşitli sıkıntılar ile karşı karşıya gelmektedir. Kürk ticareti için çıkmış oldukları bir seferde ekipleri Kızılderililer tarafından saldırıya uğrar. Ekibin büyük bir kısmının yaşamını yitirmesi ile beraber maddi olarak da ciddi bir kayıp verirler. Bu esnada Hugh Glass bir ayı tarafından saldırıya uğrar ve ciddi bir şekilde yaralanır. Glass’ın geçici olarak hareket kabiliyetini yitirmiş bedeni ekibi yavaşlatmaktadır. Bu yüzden oğlu Hawk, Bridger ve John Fitzgerald arkadan gelip Glass’ı taşımaya gönüllü olurlar. Fitzgerald için gönüllü kelimesini kullanmak pek doğru değil zira kendisi bunu, Glass’a göz kulak olması karşılığı yüzbaşı tarafından teklif edilen parayı alıp kaybettiği kürklerin zararını kapatmak adına yapmaktadır.

Glass’ın ölmek üzere olduğu aşikardır bu sebeple Fitzgerald’ın kendisini öldürmesini kabul eder. Fakat olaya şahit olan Hawk bunu engellemeye çalışırken Fitzgerald tarafından katledilir. Akabinde Glass’ı ölüme terk eden Fitzgerald, Bridger ile yoluna devam eder ancak bu işten paçayı sıyırmak o kadar kolay değildir. Zira Glass oğlunun intikamını almak için zorlu bir yaşam mücadelesini çoktan göze almıştır.

vahşiliği-sorgulatan-film-diriliş-03

Tamamen bilgisayar ortamında yaratılmış olduğunu göz önünde bulundurursak DiCaprio’nun ayı ile boğuşma sahnesi oldukça dikkat çekici. Film süresince pek fazla repliği olduğunu söyleyemeyeceğimiz ünlü oyuncunun yüz ifadelerini kullanma becerisi etkiyi arttırmaktadır. Oğlunun katline şahit olduğu sahnedeki performansı muazzam. Fakat naçizane görüşümüz Hugh Glass karakterine derinlik katılıp Leonardo DiCaprio’ya biraz daha şans tanınabilirdi. Bu sebeple son zamanlarda internetin kendisine getirmiş olduğu normalin üstündeki popülarite sebebiyle DiCaprio’nun bu filmde inanılmaz ötesi bir oyunculuğa imza attığını söylemek abartı olur. Filmdeki en önemli sorunlardan biri Iñárritu’nun kendinden beklenenin aksine karakterlerin üzerinde çok durmamış olması.

Örneğin yüzbaşı Andrew Henry’nin ekibin hayatı pahasına Glass’ı hayatta tutma çabasının sebebi nedir? Glass ile ölen eşinin hayatı hakkında biraz daha bilgi sahibi olmak isteyen seyirci neden bundan mahrum bırakıldı? Hawk’ın ölümünün akabinde (flashbackler dışında) Glass’ın yerliler ile olan ilişkisi üzerinde neredeyse hiç durulmadı. Bu durum senaryodaki etnik sorunların arka planda kalmasına sebep oldu. Anlayacağınız The Revenant, ortada baba oğul ilişkisi gibi güçlü bir konu olsa da izleyiciye beklenilen duygu yoğunluğunu yaşatmakta pek başarılı olamadı.

The-Revenant-Tom-Hardy

Tom Hardy’nın canlandırdığı Fitzgerald karakteri sığ özelliklere sahip olsa da anlatım açısından iyi işlenmiş bir karakterdi. Bunda karakterin stereotipleşmiş özellikler barındırmasının etkisi olsa da Tom Hardy’nin etkileyici bir oyunculuk sergilediği yadsınamaz bir gerçek. Aslında The Revenant’ın “kötü adamdan alınan intikam” dışında çok daha derin bir konusu var. The Revenant, iki hayatta kalma içgüdüsünün bu amaç uğruna çarpışmasını ele alıyor. Zira yapmış oldukları ticaretten payını alıp satın alacağı ev ile azami bir refaha ulaşmayı amaçlayan Fitzgerald’ın Glass’ın ölümünü arzulaması, hayatta kalma iç güdüsünün bir ürünü.

Kızılderililer, yaşam alanları ve geçim kaynaklarının koloniciler tarafından gasp edildiğini düşünüyorlar. Fitzgerald, ulaşmak istediği azami refahın kaynağı olduğunu düşündüğü postların Kızılderililer tarafından çalındığına inanıyor. Glass’ın oğlu ise Fitzgerald tarafından kendisinden koparılmış durumda. Anlayacağınız filmdeki tüm karakterler kendilerinden alınanı geri almak üzere bir kısır döngü halindeler.

Filmde dikkat edilmesi gereken sahnelerden biri Fitzgerald ve Bridger’la, Glass ile yüzbaşının ateşin etrafındaki diyalogları zira iki sahnede de “öldürme eyleminin uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi” konusunda benzer noktalara değiniliyor.

Sahnelerin içermekte olduğu şiddet yoruma açık. Bu izleyiciden izleyiciye değişkenlik gösterecek bir durum. Innaritu’nun bu konuda kurduğu denge oldukça başarılı. Filmde iğrenme ibaresi gösterdiğimiz bir sahneye rastlamadık. Lakin midesi hassas bünyeler DiCaprio’nun durmadan çiğ et tüketmesini pek hoş karşılamayabilirler. Özellikle de Glass’ın bir atın karnından, intikam yolunda ölümden korkmayan soğuk kanlı bir katil olarak yeniden doğuşu esnasındaki simgesel anlatım gerçekten çok güçlü.

THE REVENANT Copyright © 2015 Twentieth Century Fox Film Corporation. All rights reserved. THE REVENANT Motion Picture Copyright © 2015 Regency Entertainment (USA), Inc. and Monarchy Enterprises S.a.r.l. All rights reserved.Not for sale or duplication.

The Revenant’ı sinema dışında bir yerde izlemenizi önermiyoruz zira bizce The Revenant’ın asıl yıldızı Leonardo DiCaprio değil, Emmanuel Lubezki ! Filmdeki doğal ışık kullanımı meşhur görüntü yönetmeni Lubezki’nin daha önceden çekmiş olduğu The Tree of Life ile büyük benzerlik taşımakta. Özellikle de bu tarz filmlerde doğal ışık kullanımı oldukça maharet gerektiren bir seçim zira ışık sürekli değişmekte ve karelerin devamlılığını riske atmakta. Film Kanada’da oldukça zor şartlar altında çekilmiş olsa da Lubezki, The New World filmini çekerken sıcak hava ile verdikleri mücadelenin çok daha zor olduğunu söylüyor. Ayrıca Y Tu Mama Tambien filmi de Lubezki’nin doğal ışık kullanımı konusunda maharetlerini seyirciden esirgemediği filmler arasında.

Lubezki’nin dediğine göre filmde yapay ışığa bir tek kamp ateşinin olduğu sahnelerde başvurmuşlar zira rüzgar sebebiyle ateşin kontrolünü sağlamakta güçlük çekmişler. Filmde post prodüksiyonda yapılmış birkaç ışık numarası yok değil fakat “Eeeh o kadarı da olsun artık” diyor ve bu konuyu atlıyoruz.

the-revenant-lubezki

Oscar ödüllerinin algoritması çok farklı. Malesef her sene sevdiğimiz oyuncu Oscar’ın sahibi olamayabiliyor. Oscar’ı alamayan oyuncu, seyirci tarafından benimsenmiş bir oyuncu ise diğer oyuncular ufak da olsa haksızlığa uğrayabiliyorlar. Örneğin 2014 yılında The Wolf of Wall Street’i beğenen izleyiciler DiCaprio’nun Oscar alamamasını çok eleştirdiler. Lakin o seneki Oscar sahibi Matthew McConaughey, Dallas Buyers Club’da oldukça iyi bir oyunculuk sergilemişti. Bu sebeple DiCaprio’nun Oscar’ı alamaması oldukça normal bir durum.

Malumunuz akademi soykırım, kızılderili, ırkçılık, siyahiler, hastalığın herhangi bir çeşidi ve lgbt üzerine yapılan filmleri görünce birden üniversitelerdeki bol keseden not dağıtan genel seçmeli ders hocalarına dönüveriyor. Ayrıca oyunculardaki yoğun kilo kaybı ve protez uzuv kullanımı gibi fiziksel değişime dair unsurlar, akademinin “Bir ödül vermeden yollamayız !” dediği konulardan. Bu sebeple DiCaprio’nun 2015’den önce Oscar’a en çok yaklaştığı senenin 1994 olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü kendisi What’s Eating Gilbert Grape’de otistik bir genci canlandırmaktaydı. Yine de DiCaprio severlere müjde, bu seneki rakiplerini de göz önünde bulunduracak olursak ünlü oyuncunun bu seneki Oscar’ın sahibi olması muhtemel !

En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, En İyi Film vesaire vesaire … Bunlar hepimizin haberdar olmaktan keyif aldığı kategoriler. Bu sebeple çoğunlukla bu ödüller iki sene üst üste aynı kişiye verilmiyor. Örneğin Eddie Redmayne geçen sene En İyi Erkek Oyuncu ödülünü almamış olsaydı bu sene DiCaprio’nun şansı oldukça düşük olacaktı. Fakat geçen sene Birdman ile Oscar’ı kazanan Innaritu bu sene The Revenant ile bir istisna olur mu olmaz mı bu konu hakkında sağlıklı bir fikir yürütemiyoruz.

Oscar’ın seyircinin dikkatinden uzak dalları genelde üstte saydıklarıma nazaran daha adil oluyorlar. Örneğin Emmanuel Lubezki son iki senedir En İyi Görüntü Yönetmeni ödülünü kimselere kaptırmadı. Umuyoruz ki bu sene kendisi üst üste üçüncü defa Oscar’ın sahibi olacak. Son olarak sizi The Petrick adındaki vimeo hesabının sahibinin hazırlamış olduğu, Tarkovsky filmleri ile The Revenant arasındaki benzerlikleri karşılaştıran müthiş bir video ile baş başa bırakıyoruz.

https://vimeo.com/153979733

2 Comments

  1. erhan turhan

    21 Şubat 2016 at 12:48

    yazı için teşekkürler. Ancak glass karakterinin öldürülmesine izin verdiğini düşünmüyorum. fitzgerald gözünü kapatmasını işaret olarak algılamıştı. Bir insanın gözlerini uzun süre kapatmadan duramayacağını düşünürsek, ölmeyi istemiyordu diye düşünüyorum. Zaten uzun süre gözlerini kapatmamak için direnmişti.

    selamlar

    • Balım İslamoğlu

      Balım İslamoğlu

      21 Şubat 2016 at 15:21

      Merhabalar Erhan Bey,

      Biraz yoruma açık bir sahne olduğu için haklı olabilirsiniz. İyi bir noktayı hatırlattınız. Teşekkür ederim.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Louvre’un Cam Piramidi Nereye Gitti?

Paris’in kalbine Seine Nehri’nin eşsiz güzeli Louvre Müzesinin bahçesine, ünlü Louvre Piramidine konuk oluyoruz. Müze girişinde yer alan 4 piramidin...

Kapat