Jazz’ın Mavi Bakan Gözleri: OL BLUE EYES

Bugüne kadar bir çok ses yürüdü jazz müziğin ezgilerinde. Kimi yürürken insanların ruhunu dinlendirdi, kimi şanson gecelerinde kadeh kaldırttı insanlara. Fakat öyle bir isim var ki diğerlerinden ayrılıyor; Frank Sinatra… Başından eksik etmediği fötr şapkasını notalarına iliştirmeyi başaran İtalyan sanatçı, yaşamını müziğiyle bir tutup her şarkısıyla hayatın pastasından bir dilim kesip koydu önümüze…

pie

Frank Sinatra, ilk konserinin ardından şöhret basamaklarını koşar adım çıkmaya başladı. 1941 yılının Amerika’sında var olan buhran döneminde halkın sevgisini kazanmayı başardı. Bu sevgi bazı kesimlerde aşırıya kaçıyordu. Özellikle ülkedeki savaş halinden nasibini almış gençlerin Sinatra aşkı delilik seviyesindeydi. Öyle ki Amerikan psikologlar bu hastalığa “Sinatramania” adını verdi. Bu hastalığı taşıyanlarsa kendilerine Bobby Soxers demeyi tercih etti. Frank’in şöhreti gün geçtikçe artıyor, adına fan kulüpleri kuruluyor, söylediği şarkılar ülkenin gündemini sarsıyor ve Amerikalılara savaşı neredeyse unutturuyordu. O artık tüm ülke tarafından tanınan, her konserinin kapısında yüzlerce polisin ve ambülansın beklediği bir yıldız olmuştu. Bu durumdan ötürü daha müzik yıllarının ilk döneminde kendisine “Sultan of swoon” lakabı takıldı

Bobby-Soxers

 

Boby Soxers!

sinatra-konser

Bir konserinden, kapıdaki güvenlik görevlileri…

sultan

Sultan of Swoon

1950′li yıllarda “Dünyanın en güzel kadını” diye nitelendirilen Ava Gardner’la olan evliliği sona erdikten sonra kendisini eve kapatıp eski karısının yağlı boya tuvalı önünde içki yudumlamaya adayan Frank, zirvedeki yerini yavaş yavaş kaybetmeye başlamıştı. Fakat onun çok yönlü oluşu, zirvede kalıcı olmasının en büyük nedenlerinden biriydi. 1953 yılında  From Here Eternity filminde gösterdiği başarılı oyunculuk performansıyla Oscar’ı kazandı. Bir kez daha manşetler onun adını yazdı ve 1954′te Frank Sinatra’nın meşhur “Capitol years” serüveni başlamış oldu. Bu dönemi “Reprise years” takip etti ve artık söylediği her şarkı, gösterdiği her performans kendisini ve şarkılarını biraz daha ölümsüz kılıyordu.

Ava-Gardner

Ava Gardner’la beraberken…

Don Rickles and Frank Sinatra at Academy awards

Frank Oscar’da

Son konserini 1995 yılında Las Vegas’ta verdi. Ancak altı şarkı okumaya yeten, sayısız Jack Daniel’s kadehlerinden ve nice performanslardan yorgun düşen sesi ona daha fazla şarkı söylememesi gerektiğini anlatıyordu. Konseri yarıda kesti ve sahnedeki son sözleri şu oldu:

“Bir daha banyoda dahi şarkı söylemeyeceğim…”

1998 yılının bir mayıs gününde başından eksik etmediği, notalarına iliştirmeyi başardığı o fötr şapka yere düştü ve Frank Sinatra arkasına dönüp son kez ” And did it my way” diyerek gözlerini hayata yumdu.

Sicilya kökenli bir mafya babasıyla arasının iyi olduğu, başarı kaynağının bu ilişkilere dayandığı söylenen Frank Sinatra, her ne olursa olsun; Killing me softly, Strangers in the Night, Fly me to the moon, Something stupid, I’m a fool to love ve My way gibi parçalar başta olmak üzere bin beş yüze yakın kayda imzasını atmıştır. Godfather filmindeki Johnny Fontane karakterinin Sinatra’yı temsil ettiğini ileri sürenlereyse en iyi cevap; monologla dijitalin savaş halinde olduğu bugünlerde dahi Frank Sinatra’nın ve onun fötr şapkasının geniş kitleleri peşinden sürükleyebiliyor olmasıdır. Bir çok yaş grubu hala onun şarkılarıyla duygularını yaşıyor, playlist’inden Sinatra’yı eksik etmiyor.

Bu dünyadan gelip geçtiğin ve bize şarkılarını söylediğin için teşekkürler Frank, “Sultan of swood

01148379.JPG

Frank Sinatra’nın en sevdiği renk turuncuydu. ”Mutluluğun rengi” diyordu bir röportajında

resim-atolyesi

Evindeki resim atölyesinden.

Hoboken

Doğduğu yerden, Hoboken

jack-daniels

Jack Daniel’s Frank Sinatra özel şişe dizaynı

Kendisi söylemeyi pek sevmese de onunla özdeşleştiğini düşündüğüm My Way parçasından bir kesitle yazımı bitiriyorum:

Regrets? I’ve had a few

But then again, too few to mention

I did what I had to do , I saw it through without exemption

I planned each charted course, each careful step along the highway

And more, much more than this, I did it my way

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
ETKİLEYİCİ HİPERGERÇEK HEYKELLER, AKLINIZI BAŞINIZDAN ALACAK

Şüphesiz Kazuhiro Tsuji, en başarılı hipergerçekçi heykeltıraşlardan biridir. Sanatçının, ünlü ve popüler kişilerin gerçeğini aratmayacak olağanüstü heykelleri şaşırtıcı! Bu heykeller,...

Kapat