Ada Değil, “Burgazada”

Kentleri kent yapan en önemli unsur, onun sadece kendine has kültürü, geleneği, ritüellinin olmasıdır. Bu kimi zaman bir yemeğe, kimi zaman bir mimariye, kimi zaman bir tarihe, kimi zaman bir dini inanışa, kimi zaman bir lisana/şiveye, kimi zaman gündelik/sosyal yaşamına yansır. Bu ve benzeri durumlar, bir kenti diğerinden ayırır.

Üç farklı imparatorluğa başkent olan, içinde hepsinden ayrı ve farklı izler taşıyan, bu farkların yahut zıtlıkların içinde biçimlen eşsiz bir kenttir İstanbul. Başka bir kente benzemez; tarif de edilemez. İstanbul’u diğer kentlerden farklı kılan bazı özelliklerini, önceki birkaç yazımda kaleme almıştım. İstanbul’un kendine has olan özelliklerinden biri de “Adalar” kültürüdür.

İstanbul, Asya ve Avrupa olarak iki farklı kıtadan oluştuğu gibi, Boğaz üzerinden Marmara Denizi’ne girildiğinde, Anadolu Yakası sahilinin karşı tarafında kalan Adalar’ıyla da anılır. Hatta bir nevi 3. kıtasıdır İstanbul’un Adalar.

Adalar, tarihte “Prens Adaları”, “Prensler Adaları” ve “Kızıl Adalar” olarak anılır. Bizans döneminde, II. Justin’in Büyükada’ya yaptırmış olduğu büyük saray yüzünden bu adı aldığı varsayılıyor, diğer bir inanışa göre de dönemin imparatorlarının, prenslerinin ve patriklerinin bu adalara sürgün edilmesinden dolayı olduğu.

Adalar İstanbul’un bir ilçesi olarak, içinde ikamet edilen Büyükada, Kınalıada, Heybeliada, Burgazada, Sedefadası ve düzenli bir yerleşimi olmayan Sivriada, Yassıada, Kaşık Adası ve de Tavşan Adası olarak dokuz adayı kapsar. Her biri farklı nedenlerden ötürü özellikle de yaz ayları olmak üzere yılın her zamanı yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret edilir. İstanbul halkı için bir kültürü temsil eden Adalar, gayrimüslim yurttaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı bir yerdir.

Her birinde farklı bir tarih ve yaşanmışlığın olduğu bu Adalar arasında Burgazada, belli bir kesim için bambaşka yerde yer alır.

Ada-Degil-Burgazada-1

Antik Çağ yazarları adaya Erebinthus, Bizanslı yazarlar ise Therebintos ya da Panormos adını verir. Büyük İskender’in generali Demetrios’un babası olan  Antigone, adaya büyük bir kale yaptırır, Yunanca’da Antigoni diye bilinir ada. Daha sonraları Yunanca’da “kale” anlamına gelen Pygros yani Burgaz adını alır.

Kabataş, Kadıköy ve Bostancı’dan Şehir Hatları Vapuru ile İDO iskelelerinden belli saatlerden kalkan seferlerle varılan Burgazada, ziyaretçilerine nitelikli alternaitfler sunmakta. İskeleden inince sizi öncelikle adanın köpekleri karşılamakta, bazıları gideceğiniz yere kadar sizlere eşlik ediyor. İster bisiklet kiralayarak yolunuza devam ediyorsunuz isterseniz faytonla. Ama yaya olarak yürümek en keyiflisi. İskeleden yaklaşık 200 metre tepe doğru çıkınca Çayır Sokak’ta bulunan, edebiyatımızın eşsiz öykücülerinden Sait Faik’in evine varılıyor. Günümüzde Darüşşafaka Cemiyeti tarafından  müzeye çevrilen konakta, Sait Faik’in kullandığı eşyalarından, kütüphanesine, fotoğraflarına, dönemin edebiyatçılarıyla mektuplaşmalarına kadar zengin bir arşiv sunulmakta. Pazartesi, salı günleri ile resmi tatillerde kapalı olan müze, saat 10.30-18.30 arasında ücretsiz olarak ziyarete açık.

Ada-Degil-Burgazada-2

Adada Sait Faik Müzesi gibi önemli olan simge yerlerden biri de Martha Koyu/Madam Martha Koyu. Kalpazankaya mevkine doğru giderken,  sağ yamaçta  Yassıada’ya bakan tarafta sizleri güzel manzarasıyla  karşılayan tepeden aşağı doğru inen patika yol sizleri Martha Koyu’na ulaştırıyor.  Eski adı Halikya olan koy,  adanın simge ismi olan,  özgür ve şahsına münhasır Madam Martha’nın 80’li yıllarda bu koyda intihar etmesinden ardından Martha Koyu olarak anılır. Kampçıların uğrak yeri olan koy, aynı zamanda adada günbatımını izleyebileceğiniz en güzel yerlerden.

Martha Koyu’ndan, atların otladığı yerden tepeye yeniden yola çıkıldığında, sağ tarafa doğru yolun sonunda Kalpazankaya’ya varıyorsunuz. Özel bir işletme tarafından restaurant olarak hizmet veren mevki, manzarası ve denizi ile adanın ziyaret edilmesi gereken köşelerden.

Ada-Degil-Burgazada-3

Burgazada, tıpkı diğer adalar gibi azınlık bir nüfusun hakim olduğu bir yer. İçinde Rum, Yahudi, Ermeni, Levanten azınlığın yanı sıra, diğer adalarda olmayan Alevi kesim de yer alıyor. Bununla birlikte, bu azınlık kesimlerinin inanç merkezleri de adada bulunmaktadır: Bizans zamanından kalan ve döneminin önem arz eden patriğinden olan Metodios’un yedi yıl boyunca hapsedildiği mahseninin üzerindeki Ayios İoannis Kilisesi; Hristos (İsa) Tepesi olarak da bilinen Bayrak Tepe mevkiinde, söylenceye göre Makedonyalı İmparator I. Basil tarafından bir Antik Yunan tapınağının kalıntıları üzerine kurulan Hristos Manastırı; yaz ayları açık olan 1960’lı yıllarda yapılan Burgazada Sinegogu; adanın 200 metre içersinde yer alan, şirin bahçesi ile dikkat çeken Burgazada Cemevi; mimar Burhan Ongun tarafından, sekiz cepheli ve kubbeli olarak tasarlanan ve 1954 yılında tamamlanan Burgazada Camii.

Ada-Degil-Burgazada-4

Adanın yeme-içme kültürü de diğer adalar arasında fark yaratan ayrı bir özelliği. İskeleden iner inmez sol tarafta arka arka birkaç meyhane ve lokanta yer almakta. Ama bunlar arasında özellikle uğranılması gereken en önemlisi Fincan Restaurant. 1986 yılında, adanın yerli halkı Canan Sofuoğlu ve Rasim Sofuğulu tarafından kurulan mekanda, Canan Hanım mutfakta Rasim Bey de hem servise hem de müşterileri karşılamayla ilgilendiği gibi aynı zamanda eski bir balıkçı olmasından dolayı taze ve günlük balıkları bularak Canan Hanım’ın hamaratlı ellerine teslim etmekle de görevli. Bu iki güler yüzlü işletmeci, misafirlerine harika tatlar sunuyor. Mevsimin balıklarının yanı sıra, unutulmuş ve her yerde bulunmayan Rum ve Ermeni mutfağının mezelerini burada bulmak mümkün. Ermeni usulü midye dolma ve Çerkez tavuğu Fincan’ın ödüllü mezelerinden. Otlu peynir, mekanın en özel başlangıçlarından. Kabak tava ve peynirli sahandaki eşsiz bir ara sıcak. Tarama, midyeli pilav, lakerda, kalamar tava, paçanga böreği, karides güveç, barbunya pilaki ayrıca tadılması gereken yiyecekler. Bununla birlikte, tatlı çeşidi olarak da fark yaratan Fincan’da, İstanbul’da da başka bir yerde bulamayacağınız Rokoko tatlısı, tatlı severlerin müptelası olacağı bir lezzet.

Ada-Degil-Burgazada-5

İskelenin hemen karşısında, yer alan Ergün Pastanesi adanın en eski işletmelerinden. Burgazada’nın hem en güzel kahvaltısını hem de özel börek ve tatlılarını burada yiyebilirsiniz. Ergün Pastanesi’nin en özel tatlısı, vişneli ve çilekli olarak yapılan milföy pastası. Diğer özel ürünü de, Yahudi mutfağından poğaça benzeri, içinde patlıcan köz olan börekitas adlı hamur işi. Adaya adım atar atmaz yahut gitmeden evvel güzel bir final yapmak için Ergün Pastanesi özel lezzetleriyle sizi bekliyor.

Ada-Degil-Burgazada-6

Daha evvelki yazım “Kahvenin Keşfinden Üçüncü Dalga Kahve Akımına”da da kaleme  aldığım kahve mekanı Four Letter Word de Burgazada’da kısa sürede nam salan uğrak yerlerinden. Eylem Özkaya ve Ersel Gürpınar’ın işlettiği mekan, yaz ve bahar ayları hizmet vermekte. Adanın en huzurlu köşelerinden biri. Farklı kahve çekirdekleriyle demlenen sıcak ve soğuk kahveleri misafirleriyle buluşturuyor. Iced Latte ve Cold Brew yaz aylarına uygun, tadılması gereken soğuk kahve çeşidinden.

Her sokağında ayrı sahilinin her kısmında ayrı, yaz ayları ayrı kış ayları ayrı, sabahında ayrı akşamında ayrı huzur, tatlar alacağınız nadir yerlerden biridir Burgazada. Burgazada, dostuluğun, misafirperverliğin, medeniyetin, hoşgörünün, tutkunun ve aşkın diğer adı:

Dominik Ağabey’in tutkuyla teknesini yaza hazırlamasıdır Burgazada;

Can’ın evinin bahçesinde mangal yakarak arkadaşlarını ağırlamasıdır Burgazada,

Köpek Lucky’nin sakat ayağına rağmen sizleri takip etmesidir Burgazada;

George Ağabey ile Kuaför Ahmet’in, Cemevi’nin çay bahçesinde tavla oynarken birbirlerini mars etmek için atışmalarıdır Burgazada;

Fincan’ın sahibi Rasim Bey’in balıkların dilinden bahsetmesidir Burgazada;

Janet’in kış aynında bile şort ve terlik giyip denize girmesidir Burgazada;

Atların otladıkları yerlerden sizleri kovalamasıdır Burgazada;

Denize girmek için 6 Numara mevkiinde, yer kapmaktır Burgazada;

Sait Faik Müzesi’nde, Orhan Veli’nin Sait Faik’e yazdığı mektuplara şahit olmaktır Burgazada;

Martha’dır, Helen’dir, Hasan’dır, Yorgo’dur, Meliha’dır, Ali’dir, Kirkor’dur Burgazada;

El ele verip huzur bulan Reha ve Deniz’dir Burgazada…

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Türk Lirası’na Modern Banknot Tasarımları

Uluslararası paralar için tasarlanan alternatif banknotlara oldukça aşinayız. Bu kez ilk defa Türk Lirası için alternatif bir tasarım yapıldı. Sanat...

Kapat