Ağrıtmaz Sanılan Bir Yaşamak Şarkısı / A. CAHİT ZARİFOĞLU

Türk edebiyatının zarif oğlanı Abdurrahman Cahit Zarifoğlu aslen Maraşlı olup 1940 yılında Ankara’da doğmuş;  babasının hakim olması sebebiyle çocukluğunun bir kısmını Güneydoğu’da geçirmiştir.

Hayatını pek çok zorluğu aşarak yaşamış şairin ruhu incinmiş, örselenmiş;  kimliğini güzel bir tevazu kaplamıştır. Bu yüzdendir ki her şiirinde eksik kalan yanlarını üzerini örterek sunar bizlere.

 

   “  Seçkin bir kimse değilim

                                                                 İsmimin baş harfleri acz tutuyor

                                                                 Bağışlamanı dilerim

 

                                                                 Sana zorsa bırak yanayım

                                                                 Kolaysa esirgeme

 

                                                                 Hayat bir boş rüyaymış

                                                                 Geçen ibadetler özürlü

                                                                 Eski günahlar dipdiri

                                                                 Seçkin bir kimse değilim

                                                                 İsmimin baş harflerinde kimliğim

                                                                 Bağışlanmamı dilerim

 

                                                                  Sana zorsa bırak yanayım

                                                                  Kolaysa esirgeme

 

                                                                  Hayat boş geçti

                                                                  Geri kalan korkulu

                                                                  Her adımım dolu olsa

                                                                  İşe yaramaz katında

                                                                  Biliyorum

                                                                  Bağışlanmamı diliyorum.    “                  (Sultan)

Babasının küçük yaşlarda başkasıyla evlenmesini kabullenemeyen şair, yaşadığı boşluk hissini şiirlerine de taşır. Derin gözlemleri, içselleştirdiği sanatıyla tüm gerçekliği yalın dili, olanca gücüyle kalbimize çarpar.

Babasız kalmak kimi zaman babanızın ölmesi değildir. Öldüğünde de bir babanız vardır, olmuştur.  Yalnız;  ölgün, hoyrat bir babanız varsa ve sizi terk etmişse babasızlığın en acı hengamesiyle sağır olur kalbiniz… İşte Zarifoğlu böyle bir hengamenin içinde kalbini dipdiri tutmayı başarmıştır.

   “ Yaşamak bir sokak lambası gibi

                                               Bir gece evden atılmış bir çocuk sanki

                                               Tek bir damla tek bir ses gibi

                                               Aklıma düşüyor. “                (Zahmet Vakti)

 

Şairin hayal kırıklığı sadece babasıyla kalmaz.

Yıllar sonra en büyük hayali olan pilotluk da, ulaşabildiği son safhada elinden alınacaktır.

Maraş’ta lise ikiye giden zarif oğlan o yaşta yapılabilecek en idealist, en cesur kararla okulunu bırakıp Eskişehir’e gitmiş, tüm mülakatları geçip eğitimini alıp uçak kullanabilir hale geldiğinde son sağlık mülakatında kulağında bulunan rahatsızlık sebebiyle hayallerine yeni bir set daha çekilmiştir.

Gökyüzü özgürlüktür, aydınlıktır, uçmaktır gerçeklikten maviye doğru. Karanlık olan dünyasını aydınlatabilmek için bir çaredir, istektir.  Bu hayalinin sonu da hüsranı olur edebiyatın zarif oğlanının.

Yeryüzüne sığmayan bir yüreğe gökyüzünde de yer verilmemiştir.

 

     “ Biliyorum hakkımız yok kalplerine

         öyle uzaktık hiç ağlamamış seslerinden “        (Anlaşılması Güç Bir İnsanlık)

 

Geriye dönüp eğitimine devam eden Zarifoğlu, arkadaşlarından 3 yıl sonra bitirmek zorunda kalır okulunu. Ve ne ilginçtir ki, bu zaman içerisinde edebiyat dersi tekrara kalır. Türk edebiyatının zarif şairi edebiyat dersinden kalmıştır.

   Lise eğitiminin bitmesinin ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü kazanan şair, öğrenciliği sırasında çalışmak zorunda kalmış, bu sebeple okulunu 10 yılda bitirmiştir.  Böyle bir zaman eşiğinde bazı yazlar evine dönmeyip çalışan Zarifoğlu, bir yazını da Avrupa’yı otostopla gezerek geçirmiştir.

Belki kendinden kaçmak içindir hep bu uzaklaşma sevdası, belki de kendini bulmak için.

 

  “   Yüreği korkuyla kuvvetlendi babamın

                                                   Unutup genç gelen günleri

                                                   Zamanın sürerken çektiği günleri

                                                   Çetin bilmecelerle

                                                   Sürdü atını şehirlere “

                                                                                                                                                           (işaret çocukları)

Dünyadaki her cesur insan gibi Zarifoğlu’da yılmamış;  kendine yeni amaçlar edinmiş, yeni dünyalara gitmek için. Her yeni dünya hayali, kendi dünyasından kaçmaya meylini güçlendirir.

Bu yeni dünya şiirdir. En onulmaz yaraları iyileştiren, ruhumuza huzuru gark eden, acıyla besleyen, esrik lahzası…

“   Bizimse,

                                                       Hüznümüzün miktarı çok,

                                                       Bilmezik,

                                                       Doğduğumuz saat ,

                                                       Kabre dolduğumuz zamandır.   “

                                                                                                         

1967 yılında ilk şiir kitabı İşaret Çocukları’nı baskıya veren şair, o dönemde tüm parasını kitabını çıkarmak için harcar. Kendisini ekonomik anlamda dara sokan kitabının az bir kısmını dağıtır, geri kalanı ise arkadaşının dayısının yazıhanesine emaneten bırakır. Birkaç ay sonra daha almaya gidemediği şiir kitaplarının ısınmak için sobada yakıldığını öğrenir.

Zarifoğlu’nun emeği ve hayali bir kez daha kül olmuştur.

  “       Yüzün soygundan geçmiş öyle bir yerde

                                                   Durmuş ki bakışın boynun bozgun

                                                   Üstünden bir nehir geçer gibi

                                                   Ya gecedir ondan ya bulanık sudan

                                                   Bir hasta gibi ağrımaktasın.    “    ( Sevmek De Yorulur)

Çocukluğunun boşluğunu çocuklarla doldurur Zarifoğlu. Çocukların da boşluklarını doldurmak istercesine çocuk edebiyatında harika eserler verir. Çocuklar için hikâyeler yazar, şiiri onlara da taşır. Öylesi yatkın bir yanı vardır ki çocuk olmaya; kendi çocukları yetmez, arkadaşlarının çocuklarına da bir o kadar ilgi gösterir.

 

  “ Değil mi ki kavuşmalarımız topal,

                                                         Ayrılıklarımız koşar adım ! “

Türk edebiyatının “aristo”su, “artist mizaç”lısı ; içine kapanık,  incinmiş şairi 7 Haziran 1987 yılında  doğduğu yerde, Ankara’da vefat etmiştir. Hastalığının fazlasıyla ağırlaştığı bir zaman uykusundan uyanan şair, başında bekleyen arkadaşı Rasim Özdenören’e dönüp, rüyasında hayranı olduğu Necip Fazıl’ı gördüğünü kendisine 25 yıl sonra burada buluşacaklarını söylediğini anlatmıştır. Ve A. Cahit Zarifoğlu o günden 25 gün sonra hayata gözlerini yummuştur.

Hastalığında bir gün yakın arkadaşı Erdem Beyazıt’a da dediği gibi artık kırlarda çiçekler onsuz açacaktır.

                                     “   Telaşla yenilen analarda kayboluşları

                                                      Sevgisiz kalan babalarla

                                                      Lekesiz bir güneşle ancak

                                                      Çocuğunu sardığı bezler arınan

                                                      Ağrıtmaz sanılan bir yaşamak şarkısı   “    (Ölü Atlar)

                                                                                                                                

 

Elifcan Koç
Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi BIIBF Maliye öğrencisi
Sanat Karavanı Yazarı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Yüzyıllık Aşk

Türkiye’de Sinema ve Seyirci İlişkisi İstanbul Modern, kuruluşunun 10. yılında Türk sinemasının 100. yıldönümüne ithafen bir sergi hazırlıyor: “Yüzyıllık Aşk”....

Kapat