Ahmet Buğra Avcılar

Adım Ahmet Buğra Avcılar. 1993 yılında Tekirdağ’da doğdum. Eğitim hayatımın büyük bir kısmını bu şehirde geçirmeme rağmen en verimli zamanlarımı İstanbul’a İstanbul Üniversitesi İktisat bölümünü okumaya geldiğimde geçirdim. Derslerimle bir türlü adapte edemediğim hobilerimi ve ilgi alanlarımı üniversite yıllarında tamamlama fırsatı buldum. Bunların başını bilişim teknolojileri ve fotoğraf çekiyor. Dediğim gibi her ikisi de birer hobi olarak ilerliyordu benim için. Yani bunu rahatlıkla basketbol oynamak hatta daha dikey hale getirirsek tiyatro kitapları okumak gibi sayabiliriz.

Hayatımda çok nadir değişiklikler yaptığım için halen daha tutkuyla bilişim okumaları yapıp yine tutkuyla fotoğraf çekebiliyorum. Bahsettiğim bu durumu henüz yeni keşfettiğimi söyleyebilirim çünkü şu anda ticareti temelinden öğrenmek adına dışarıdan bakıldığında benimle hiçbir alakası olmayan bir sektör olan inşaat sektöründe faaliyet göstermekteyim ve beni yaklaşık 1 yıldır bu sektörde tutan, destekleyen ve moral olarak kendimi toparlamamı sağlayan en büyük etmen fotoğraf. Aslında çok da dramatik bir hale getirmenin anlamı yok ama düşündüğüm zaman fotoğraf, hayatımın şu ana kadarki bütün dönüm noktalarını yüksek bir ivmeyle yukarıya taşıyan bir şey.

Yaklaşık 7 senedir fotoğraf çektiğimi fakat son 3 senedir kendimi ifade edebildiğim fotoğraflar çektiğimi söyleyebilirim. Genel anlamda ilk anda heyecan uyandıran manzaraları, sokakların ve yapıların ince detaylarını, temel aldığım bir kurgu içerisinde fotoğraflamayı oldukça seviyorum. Dijital ve de dijitalize olmuş şeyler her zaman ilgimi çektiği için fotoğraflarda da keskinlik, kesinlik ve kararlılık arıyorum. Bu da beni büyük ölçüde detay fotoğrafçılığına itmiş oluyor.

Kafamda henüz kesinleştiremediğim yargılar var. Her ne kadar olumsuz bir durum olsa da bu sayede yaratım sürecinin, benim için sonsuz bir döngüde geçerliliğini sürdürdüğüne inanıyorum. “Kesinleştirmek, sonuna varmak değildir.” diyebilmeyi seviyorum.

Tüm bu söylediklerim sürüp giderken/olup biterken, aslında yapmak istediğim şeye de karar vermiş durumda buluyorum kendimi: Tasarım. Tasarım benim için herhangi bir yeteneğe değil de görsel algı ve planlı uygulamaya yorduğum bir süreçtir aslında. Elbette, tasarım geniş bir yelpazeye sahipken tamamıyla bu şekilde tanımlamam doğru olmaz. Benim bahsettiğim kısmı web sitelerine, mobil cihaz uygulamalarına arayüz geliştirme üzerine, kurumsal kaygılar içeren çizgiler üzerine. Bu doğrultuda çok geç olmayacak bir süre içerisinde yürümeyi seçeceğim yolun arayüz tasarımı ağırlıklı olacağını söyleyebilirim. Ve de lisansüstü eğitimi olarak düşündüğüm Yeni Medya bölümü ile tasarımı destekler nitelikte olan “içerik” üzerine de yeni çalışmalar yapmak için şimdiden heyecanlanıyorum.

İlham aldığım kişiler olan Kübra Kaçtıoğlu, Oğuz Kuş, Burcum Baygut, Ayşe Şişmanoğlu, Uğur Matban, Kerem Şeşen, Yağmur Rüzgar. Daha birçok ismin bu sürecimde gerek çalışmalarıyla gerekse varlıklarıyla beni motive edeceğini biliyorum.

ab (21)  ab (1) ab (2) ab (3) ab (4) ab (5) ab (6) ab (7) ab (8) ab (9) ab (10) ab (11) ab (12) ab (13) ab (14) ab (15) ab (16) ab (17) ab (18) ab (19)

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Olimpiyatın Sürrealist kenti Rio de Janerio

Karnaval, spor, doğa denilince akla gelen şehirlerin başında yer alır Brezilya. Bu yıl Brezilya'nın Rio şehrinde  gerçekleşecek olan olimpiyatlarla nedeniyle,...

Kapat