Aile Boyu Sanat : Fang Ailesi

“Şimdi suratına bir tane çaksam, sanat diyebilir miyim buna?”

Aile-Boyu-Sanat- Fang-Ailesii

Dürüst olalım. Hangi birimiz kitap alırken arka kapakta okuduklarımızdan, kitabın aldığı övgülerden ve öne çıkarılmış cümlelerden etkilenmiyoruz ki? Neticede bu açıklamalar tam da buna hizmet etmek üzere oradalar, öyle değil mi? Belli tarzları ve belli yazarları okuyan edebiyatseverler belki kitap alışverişlerini daha spesifik eserlere yönelerek yapıyor olabilirler ama herkes arada bir farklı, belki daha sürükleyici ve eğlenceli şeyler okumak ister. İşte bu noktada, özellikle de bir kitap fuarındaysanız arka kapak yazı ve yorumları kitap seçiminde şüphesiz işinize yaramıştır.

Fang Ailesi de benim bu şekilde seçip satın aldığım bir kitaptı. Beni hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmamış bir yayınevi olan Domingo Yayınlarından, artık neredeyse “gözüm kapalı” kitap alabilecek duruma gelmiş olsam da, bu kitap diğerleri arasından adeta bana göz kırpıyordu. Elbette bunda eğlenceli kapak tasarımının da büyük bir rolü vardı ama kitabı satın almaya, arka kapaktaki cümleyi ve ardından da kitabın konusunu okuyunca karar verdiğimi hatırlıyorum.

Aile-Boyu-Sanat- Fang-Ailesi

The Family Fang, Amerikalı yazar Kevin Wilson’ın 2011 senesinde yayımlanmış ilk romanı. Wilson, Florida Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde tamamladığı yüksek lisansının ardından University of the South’ta yazarlık dersleri vermeye başlamış ve öyküleri Ploughshares, Tin House, One Story, Cincinnati Review gibi yayınlarda yer almış bir yazar. Ayrıca yazarın Shirley Jackson ve Alex ödülleri sahibi Tunneling to the Center of the Earth (ki bu eser de Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak ismiyle yine Domingo Yayınlarından çıktı) isimli bir öykü kitabı da mevcut. Kariyeri boyunca birçok bursa layık görülmüş olan Kevin Wilson’ın, gerçekten de almış olduğu tüm övgüleri hak ettiği ve modern Amerikan edebiyatının en ümit verici isimlerinden biri olduğu bir gerçek, keza kendisi, son zamanlarda okuduğum en yetenekli ve ümit vaat eden yazarlardan. Romanında, özellikle öykücülüğünden gelme bir özellik olduğunu düşündüğüm karakter gelişimi ve rahatça akan diyaloglar dikkati çekiyor.

Aile-Boyu-Sanat- Fang-Ailesi.-1.Jpeg

Hikâye, sanat okulundan radikal ve özgün fikirleriyle mezun olmuş Fang çifti ve çocuklarının tuhaf yaşantısı üzerinden ilerliyor. Caleb ve Camille Fang, kendi sanat dillerini geliştirmeye ve kendilerini,  tamamen doğaçlamalardan oluşan kısa performanslarıyla modern sanata adamaya ant içmiş bir çifttir. Sanata dair sıra dışı fikirleriyle okulundan mezun olan ve bir süre hocası Hobart Waxman’a da asistanlık yapmış olan Caleb Fang, kendisinden on yaş küçük öğrencisi Camille Fang’e âşık olur ve Camille’in hamile kalmasıyla, o vakte kadar yalnızca doğaçlama performansları için kullandıkları evlilik merasimini gerçek anlamda deneyimlemeye karar verirler. Ancak çift, akıl hocaları Hobart Waxman’ın “çocuğun sanatı öldüreceğine” dair sözlerini yalanlamak istercesine, çocuk sahibi olduktan sonra da sanatlarını aynı tarzda sürdürmeye devam ederler ve aralarında iki yaş olan kızlarıyla oğullarını henüz birer bebekken performanslarında kullanmaya başlarlar. Küçük Annie ve Buster onların evlatlarıdır elbette, ancak belki de her şeyden çok önem verdikleri sanat eserlerinde isimleri yalnızca Çocuk A ve Çocuk B’dir. Karakterleri ise, o anki doğaçlama performansın gerektirdiği şekilde, şeker dükkânındaki çocuk, ormandaki çocuk, sokakta müzik yapan çocuk gibi etiketler alabilmektedir. Peki bu iki küçük çocuk anne babalarının sanat eserlerine katkı yapmaktan memnun mudurlar ve bu durum onları ne şekillerde etkilemektedir?

Aile-Boyu-Sanat- Fang-Ailesi-2

Diğer akranlarına nasip olmamış böylesi tuhaf bir yaşam tarzını yıllarca devam ettirmiş olan Annie ve Buster, elbette büyüdükten sonra başka yollara sapmak isterler. Annie henüz küçük bir çocukken, anne ve babasının performanslarında yapmış olduğu doğaçlamaların da etkisiyle, oyuncu olmaya karar verir. Hayalini gerçekleştirmek için evden ilk ayrılan Annie olur. Fang çifti, modern sanat haricinde diğer sanat türlerini, daha doğrusu spontane olmayan diğer sanat türlerini modası geçmiş ve bayağı bulurlar ancak kızlarının kararına müdahale etmezler. Çok daha yumuşak başlı bir çocuk olan Buster’sa bir süre daha ailesiyle kalır, onların performanslarında yer almaya devam eder ancak artık ekip bir kişi eksilmiştir ve hepsi de bu eksikliğin farkındadırlar. Buster da üniversiteye gittikten sonra Fang çifti yapayalnız kalır. Elbette sanatlarına devam ederler, ancak çocukları olmadan her şeyin eksik olduğunun farkına varırlar. Bu sırada Buster da eleştirmenler tarafından övgüyle karşılanmış ve ödüller almış bir roman, ardından ilki kadar başarılı olmayan bir roman yazmıştır. Bir gün, bir dergi için tuhaf bir röportaja giden Buster bir kaza geçirir ve iyileşme döneminde, istemeden de olsa ailesinin yanında kalmaya karar verir. Bu sırada parıltılı başlayan oyunculuk kariyeri de duraklama evresine girmiş ve adı birtakım sansasyonlarla anılmış olan Annie de kardeşine dayanamaz ve hiç istemese de, biraz kafa dinleyip hayattaki kararlarını gözden geçirebilme umuduyla evine döner. Aile yıllar sonra yeniden bir araya gelmiştir. Peki şimdi ne olacaktır? Fangler sanat yapmaya devam mı edeceklerdir yoksa hiçbir şey eskisi gibi olamayacak mıdır? Tam da bu noktada, radikal Fang çifti çocuklarına ve tüm dünyaya “başyapıtımız” dedikleri son bir performans sunmaya hazırlanmaktadırlar ancak bundan yine çocukları dâhil olmak üzere kimsenin haberi yoktur.

Fang Ailesi, yazarın sürükleyici dili ve farklı üslubuyla birçok okurun ve eleştirmenlerin dikkatini çekmekle kalmamış, Hollywood’un da radarına girmeyi başarmış bir eser. Şahsen pek sevdiğim oyuncu ve yönetmen Jason Bateman geçtiğimiz senelerde kitabı beyazperdeye uyarlamaya karar vermiş ve Nicole Kidman’la birlikte bu işe soyunmuşlar. Jason Bateman hem yönetmen hem de Kidman’la birlikte yapımcı koltuğuna oturmuş ve ikisi birlikte Annie ve Buster karakterlerine hayat vermişler. Üstelik baba Caleb Fang karakterine de başarılı karakter oyuncusu Christopher Walken hayat vermiş. Film elbette ülkemizde yalan oldu ama ben yine de filmin, en az kitabı kadar başarılı bir uyarlama olduğunu söyleyebilirim.

Aile-Boyu-Sanat- Fang-Ailesi-3

Kitapla ilgili bir diğer başarılı bulduğum noktayı da belirtmeden geçemeyeceğim: çeviri meselesi. Emre Ülgen Dal gerçekten kitabın sürükleyiciliğinden ve esprili dilinden bir şey kaybetmemesi için elinden geleni yapmış. Bir çevirmenin okura, eserin bir çeviri eser olduğunu unutturabildiği fazla eser görmüyoruz artık ne yazık ki, özellikle de modern edebiyat, daha doğrusu çoksatanlar söz konusu olduğunda.

Fang Ailesi kesinlikle yaz için yapmaya başladığınız okuma listesine katmanız gereken bir eser. Fazlasıyla eğlenceli bir 300 sayfanın sizi bekleyeceği ve kesinlikle okurken büyük keyif alacağınız bu kitaba raflarınızda şimdiden yer açmayı unutmayın.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Gölgeden Yansıyanlar, ‘In Shadow’ (Gölgede) Sergisiyle Eylül’de Sanatseverlerle Buluşacak!

Gölgeyi odak noktasına alarak, gölge temelli eserler üreten 6 sanatçının işleri, 'In Shadow' (Gölgede) adlı sergiyle 7 Eylül'de sanatseverlerle buluşacak....

Kapat