Akdeniz’in Heykeller Kenti: Perge

M.Ö. 3. yüzyıldan Doğu Roma İmparatorluğu dönemine kadar insanların yerleşimine ev sahipliği yapan Perge, Antalya şehir merkezinin 17 km. doğusundadır.

Akdenizin-Heykeller-Kenti-Perge-1

Bu kent, günümüzde heykeller kenti olarak da bilinir çünkü kentin her bir noktasında, öğrencilerin bedensel eğitim gördüğü palaestra yapısının içinde dahi heykellerin varlığı bilinmektedir. Öncelikle tarihçe olarak Perge’nin gelişiminden bahsetmek ve daha sonra şehir plânına bakarak kentin zenginliğini kavramak açısından daha iyi olacaktır.

Akdenizin-Heykeller-Kenti-Perge-2

Helenistik Kule

Almanya Geissen Üniversitesi ile ortak yürütülen bir çalışma ile ilk yerleşim yeri olduğu düşünülen ve etimolojik olarak “Yukarı kent” anlamına gelen akropolis alanında yapılan çalışmalardan ötürü burada Hitit öncesi dönemlerde, 3. yüzyılın sonlarına doğru bir nüfusun yerleşim gösterdiği ortaya çıkmıştır. Fakat şu anda gittiğimizde karşılaşacağımız Perge Antik Kenti, az önce bahsettiğimiz akropolisin eteklerine yayılmış bir hâldedir. Antik kaynaklar, Mopsos, Kalkhas ve Amphilokhos adlı Akhalı kahramanların Pamphylia ve Kilikia bölgelerinde kentler kurduklarını aktarmaktadır. Yazıtlarda geçen Perge şehrinin efsanevi kurucularının isimleri Riksos, Kalkhas, Makhaon, Leonteus, Minyas ve Mopsos olarak bilinmektedir. Zaten kendi içinde de sorunların çıkmadığını, bir barış ve özveri içinde yaşadıklarını da göz önünde bulundurursak kentin İ.Ö. 334’te Büyük İskender’e savaşmadan teslim olduğu gerçeği bizi şaşırtmaz. Kent, Büyük İskenderin ölümünden sonra M.Ö. 190 yılındaki Magnesia Savaşı ve bunu izleyerek yapılan Apameia Barışı’na kadar Seleukoslar’ın, bu tarihlerden sonra da Bergama Krallığı’nın etki alanı içine girmiştir.

Akdenizin-Heykeller-Kenti-Perge-3

Sütunlu Cadde

Antik Dönem’de, Batı Anadolu’dan Akdeniz’e uzanan Yunan ve Roma etkili kentlerdeki inanışlarda, her kentin koruyucu bir tanrı/tanrıçası olmuştur. Fakat Apollo ve Artemis, daha çok Batı Anadolu-Akdeniz kentlerinde etkinliğini göstermiştir ve Anadolu tanrıçaları ile entegre olmuş hâlde karşımıza çıkmaktadır. Tabii bu gelenek ile yüzyıllar boyu yerleşimini sürdüren Perge kentinde de karşılaşıyoruz. Perge dinsel açıdan, Artemis Pergaia kültüyle tanınmıştır. Yerli bir Anadolu tanrıçasıyla Yunan tanrıçası Artemis’in karışımından ortaya çıkmış olan Perge Artemisi’ne  Attaleia, Selge, İsinda, Pednelissos ve Pogla gibi Pamphylia ve Pisidia kentlerinde de tapınılmıştır. Perge, Bergama Kralı Attalos III’ün M.Ö. 133 yılında ölümünden sonra, vasiyeti üzerine Roma Devleti yönetiminin altına girmiştir. Fakat kentin tam olarak ne zaman terk edildiğine veya niçin terk edildiğine dair bilgilerimiz olmasa da yerleşimin Doğu Roma İmparatorluğu döneminden sonra kullanılmadığını bilmekteyiz.

Akdenizin-Heykeller-Kenti-Perge-4

Perge Kent Kapısı – Helenistik Kuleler

Şimdi de sıra, sütunlu caddelerinden geçerken tüm yaşanmışlıkları hissedebildiğiniz bu güzel Pamphylia kentinin yapısını/dokusunu incelemeye geldi.

Öncelikle, Perge’nin zengin bir kent olduğunu söylemeden geçmeyelim. Farklı türde bir sürü malzemeler ve yapı tiplerinden oluşan bir kent olan Perge’nin soyluları, bu kenti geliştirmek için fazlaca çaba sarf etmiş belli ki. Şehir zengin bir şehir olduğundan, bir süre sonra ilk yerleşim alanı olan akropolis eteklerine yayılma kararı alarak surları oluşturmuş ve Helenistik Dönem kuleleriyle de girişi zenginleştirmek istemişlerdir. Stratejik açıdan sağlıklı olmayan surlar herhangi bir savaş esnasındaki savunma işlevi görecek amaçla değil de muhtemelen kenti tanımlamak ve güzel kılmak için yapılmıştır. Şehir plânı, Roma dönemi geleneği olarak önceden kurgulanmıştır ve ızgara plân olarak tanımlanmıştır. Peki Izgara plân nedir? diye merak edenler için hemen kısa bir şekilde bunu da açıklayalım. Izgara plân, özellikle Roma döneminden bu yana şehir plânlamasında önemli bir yere sahip olmuştur. Kuzey-güney ile doğu-batı uzantısında birbirini kesen iki caddeden yine aynı yönlerde sokakların birbirini keserek kare veya dikdörtgen yapı adaları oluşturduğu plân tipine verilen addır. Bu plân tipiyle Roma’nın birçok kentinde karşılaşıyoruz ve bunlardan birisi olan Perge’de de kuzey-güney doğrultusundaki ana caddeyi çevreleyen sütunlardan da bahsetmeden geçmek hoş olmaz.

Akdenizin-Heykeller-Kenti-Perge-5

Helenistik Kuleler ve Dairesel Avlu

Akdenizin-Heykeller-Kenti-Perge-6

Avlu ve heykellerin bulunduğu nişler

Fakat sütunlu caddeden bahsetmeden önce, girişteki Helenistik kulelere değinmek istiyorum. Helenistik dönem kuleleri, dairesel bir plâna sahip ve kapıdan girdiğiniz anda karşınızda bütün görkemleriyle yükseliyorlar. Pergeliler, kentlerini güzel tanıtmak için sadece bu kulelerle yetinmemişler, üstüne bir de bu kulelerden geçtikten sonra sizi kesme taşlarla çevreleyen avlu benzeri bir alan yaratmışlardır. Bu avluyu saran yine dairesel duvarlar döneminde mermer kaplıdır ve duvarlardaki şekilli oyukların içinde kentin soylularının ve kente hayır işlemiş kişilerin heykelleri bulunmaktadır. Yani aslında bir bakış açısı olarak kentin tarihinden geçerek kente girildiğini söylemek yanlış olmaz. Bu kapının ardında başka bir anıtsal kapıdan geçildikten sonra sütunlu caddeye ulaşıyoruz.

Akdenizin-Heykeller-Kenti-Perge-7

Sütunlu cadde ve su kanalı

Akdenizin-Heykeller-Kenti-Perge-8

Gymnasium

Akropolisin eteklerinden kentin kapısına kadar ilerleyen sütunlu caddenin ortasında bir su kanalı bulunuyor ve kentin ortasına kadar ilerleyen bu su kanalı Akropolisin eteklerindeki kuzey çeşmesinden akıyor. Gidip gördüğünüzde, sizin de hissedeceğiniz bir histen bahsetmek istiyorum. Bu kentin sütunlu caddesinden geçerken bir an kendinizi o dönemde hissediyorsunuz. Ortadan suların aktığı bir su kanalı ve iki yanınızda bütün endamıyla yükselen anıtsal sütunlar, heykeller… Sanırım kentin görkemini anlamaya hayal etmek bile yetiyor. Sütunlu cadde çeşme yapısına gelmeden doğu-batı doğrultusunda bir başka cadde ile kesişiyor. Bu caddeden sola döndüğünüzde yani batı yönünde ilerlediğinizde, Roma dönemine ait bir su kemerinin altından geçerek ilerliyorsunuz ve sağınızda dönemin orta seviyede eğitiminin verildiği Gymnasium yapısı yer alıyor. Gymnasium yapısını da geçtikten sonra solunuzda fazlasıyla büyük ölçekli bir hamam yapısıyla karşılaşıyorsunuz ve hamamın önünde bir çeşme yapısı ve karşısında da kentin batı kapısı yer alıyor.

Akdenizin-Heykeller-Kenti-Perge-9

Hamam ve çeşme yapısı

Akdenizin-Heykeller-Kenti-Perge-10

Agora ve ortasındaki dairesel yapı

Akdenizin-Heykeller-Kenti-Perge-11

Kuzey Nymphaeum’u

Kentin asıl meydanı yani doğru terim kullanacak olursak “Agora” ,kent kapısından geçtikten sonra sağınızda kalıyor. Agora adı verilen meydan kare şekilde plânlanmış ve dükkân sıralarının önünde kişilerin yürüdüğü yolda yine sütunlar yükselerek size sanki bir tören yolunda yürüyormuşsunuz hissi  katıyor. Fakat agoranın ortasındaki açık alanda işlevi bilinmeyen dairesel bir yapı var, içine girip görebiliyorsunuz fakat farklı kaynaklarda onun sunak olarak kullanıldığı teorileri ortaya atılsa da kesin bir bilgi veremiyoruz.

Akdenizin-Heykeller-Kenti-Perge-12

Güney Hamamı

Akdenizin-Heykeller-Kenti-Perge-13

Güney Nymphaeum’u

Giriş kapısının hemen solunda büyük bir güney hamamı daha yer alıyor ve bu hamam gerçekten de çok büyük. İçine girip ısıtma sistemini de görebiliyorsunuz fakat Roma dönemine ait olduğu için minik bir detay vermek istiyorum. Roma dönemi hamamları, girip yıkanıp çıkmak için kurgulanmamıştır. Bir kişi hamamda bütün gününü geçirir, hatta agorada geçen zamandan çok bu hamamlarda zaman geçirilir. Roma hamamları büyük eğlence mekânları olarak kurgulanırlar, bazı hamamlarda kütüphane benzeri çalışma alanlarıyla bile karşılaşmaktayız. Perge hamamının dış cephesinde de yine bir çeşme yapısı bulunuyor. Çeşme yapılarının da Roma dönemindeki etkisine değinecek olduğumuzda söyleyebiliriz ki çeşmeler de günümüzdeki gibi sadece su iletme işleviyle kullanılmıyorlar. Roma dönemi çeşmelerinden “Nymphaeum” adıyla bahsedilir genelde. Bu çeşmeler büyük boyutlu, heykellerle donatılmış ve sütunlu yani anlayacağınız bol süslü çeşmelerdir. Hamam yapısının cephesine eklenen bu nymphaeum yapısı da şehre girişte solunuzda bulunuyor ve şehre girdiğiniz gibi şehrin zenginliğini, güzelliğini ve anıtsallığını hissediyorsunuz. Ayrıca kentte iki tane Bazilika yapısı da bulunuyor fakat maalesef bazilika yapıları günümüze kadar pek fazla ulaşamamış.

Akdenizin-Heykeller-Kenti-Perge-14

Stadyum

Akdenizin-Heykeller-Kenti-Perge-15

Antalya Müzesi Heykelleri

Akdenizin-Heykeller-Kenti-Perge-16

Antalya Müzesi Heykelleri

Perge kentine gittiğiniz yolda solunuzda tiyatrosu ve sağınızda stadyumu kalıyor. Tiyatrosu uzun bir süredir restorasyonda ve tiyatro yapısının da heykellerle dolu olduğunu söylersek yanlış olmaz. Stadyumu ise ziyarete açık, çok büyük ve gerçekten çok görkemli. Stadyuma girdiğinizde ve kendinize oturma sıralarından birinde yer bulduğunuzda içinizde büyüyen coşkuyu hissedeceksiniz.

Peki, kenti uzun uzun anlattıktan sonra başlıkta da belirttiğimiz gibi biraz da heykellerinden bahsedelim. Perge kenti,heykeller kenti diye de bilinmektedir. Bugün Antalya Müzesi’ni gidip gördüğünüzde, tüm salonların heykellerle dolu olduğunu göreceksiniz ve bu heykellerin de birçoğunun Perge’den geldiğini göreceksiniz. Yunan tanrıçalarının ve soylularının heykelleri, döneminde bütün Perge kentini baştan aşağı donatmıştır. Günümüzde heykellerin hepsi Antalya Müzesi’nde bulunuyor.

Perge’nin tarihçesini ve görkemini anlattıktan sonra dileriz ki bu Pamphylia kentini gezip görme imkânınız olur.

Merve Tuncer
Akdeniz Üniversitesi Sanat Tarihi öğrencisi. İtalyan Mimarisi,Modigliani ve Caravaggio tutkunu.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Noise müziğinin öncü grubu Wolf Eyes 13 Şubatta Peyote’de!

Elektronik müzik denilince akla dijital seslerden oluşan bir armoni geliyor. Elektronik müzik, 230’a yakın alt türü içerisinde barındırıyor. Bu müzik...

Kapat