Akıllarda İz Bırakmış 6 Performans Sanatı

“ Tiyatroda bir rolü prova eder ve oynarsın. Tiyatro da kan ketçaptır ve bıçak gerçek bir bıçak değildir. Performansta her şey gerçektir. Bıçak, gerçek bıçak ve kan kandır.” –Marina Abromovic

Aşağıda toplumsal normlara karşı çıkarak farkındalık yaratmaya çalışan, izleyicinin hafızasında iz bırakıcı ve çoğu zaman izleyiciyi izleyici olmaktan çıkararak sanatın içinde bilinçli ya da bilinçsiz olarak yer almasını sağlayan, kendini fısıldayarak ya da konuşarak değil bağırarak duyuran bu sanat biçiminden 6 örnek göreceksiniz.

1- YOKO ONO – Cut Piece (Parça Kes) (1965)

‘Sanatçı önüne konulmuş bir makas ile sahnede oturur.

İzleyicilerin içindeki kişilerin sahneye gelip –her gelişlerinde bir parça olmak üzere- sanatçının kıyafetlerinden parçalar keserek yanlarında götürebilecekleri duyurulur. Sanatçı bu süreçte hareketsizce durur. Performans,  sanatçı ne zaman uygun görürse o zaman sona erer.’

Tanımı bu şekilde yapılmış olan performans gösterisinde Yoko Ono ‘seyirci’ olarak hitap edilen kitleyi performansının içine dahil ederek -aslında bilinçsiz bir şekilde de olsa- kendisi ve izleyici arasındaki nötr ilişkiyi izleyicinin nasıl agresif bir hareket olarak değerlendirilebilecek şekilde bir kadın ve bedeni arasındaki öznel ilişkinin sınırlarını ihlal ettiğini gösterdi. Bu Yoko Ono’nun pasif-feminist bir gösterisiydi.

Gösterinin tamamını buradan izleyebilirsiniz ;

2- CHRIS BURDEN- Trans-Fixed (1971)

Kariyerinde birçok tehlikeli ve izleyicinin rahatını bozan performans gösterisi (kendi deyimiyle Vücut Sanatı) gerçekleştiren Chris Burden’ın gösterilerinden birisi de kendini bir Volkswagen arabanın üzerine İsa’nın çarmıha gerilişini anımsatacak şekilde çiviletmesi ve araba ile garajdan çıkarak iki dakika boyunca etrafta gezinip daha sonra garaja geri dönmesiydi. İnsanlar acı içinde bağıran Burden’ı izlemelerine rağmen içlerinden hiç biri performansı sonlandırmak için bir harekette bulunmadı. Bu da Burden’ın,  İsa’nın çarmıha gerilişinde yaşananlara bir göndermesiydi.

3- CHRIS BURDEN- Shot ! (Vur!) (1971)

‘‘Saat öğleden sonra 7:45. Arkadaşım tarafından sol kolumdan vuruldum. Mermi bakırdı ve uzun namlulu bir tüfekte ateşlenmişti. Arkadaşım benden 5 metre uzakta duruyordu.’ ’

Bu performansında Burden kendini bir arkadaşına beş metre uzaktan vurdurtarak sol kolundan yaralandı. Gösteri kurgusallık ve gerçeklik sınırlarında sanatçının yerini sorgulayıcı bir gösteriydi. Burden gösteri hakkında şu açıklamayı yaptı;

‘‘Bu benim için daha çok zihinsel bir deneyimdi -yapacağım gösterinin zihinsel yönüyle nasıl başa çıkabileceğimi görmek- saat 7:30’da bir odada ayakta duracağınızı ve bir adamın sizi vuracağını önceden biliyorsunuz… Bu kendi kaderimi -kontrollü bir biçimde- kendim belirlemek gibi bir şeydi. Şiddet kısmı o kadar da önemli değildi, şiddet kısmı zihinsel kısma öncülük eden bir ayrıntıydı sadece.’’

4- MARINA ABROMOVIC- Rhythm 0 (Ritim 0) (1974)

Marina bu performansına, kendinin bir obje olduğunu ve performansın süreceği 6 saat boyunca olacaklardan tamamen kendinin sorumlu olduğunu belirterek başlıyor.

Alanda bulunanlar; seyirciler, Marina ve üzerinde gül, makas, parfüm, tabanca, bıçak, fotoğraf gibi 72 tane objenin bulunduğu bir masa.

Performansta Marina bir kukla ve insanlar ona bu objeleri kullanarak istediğini yapabiliyor. Performans her ne kadar insanların ona gülü vermesi, öpmesi, parfüm sıkması gibi masum eylemler ile başlasa da daha sonra jiletle boynunu kesip kanını içmek, onu masanın üzerine taşıyıp bacaklarının arasına bıçağı koymak ya da kıyafetlerini keserek göğüs uçlarına gül yaprakları yapıştırılması kadar uç noktalara taşınıyor. Hatta bir izleyici ona masadaki içinde tek kurşun bulunan silahı doğrultuyor fakat güvenlik gelerek adamı durduruyor. Marina 6 saatin sonunda kendine gösterinin bittiği söylenene kadar bir kukla gibi hareketsiz duruyor ve daha sonra kendi benliğine dönüyor. Performans insan bedenindeki enerjisinin ne kadar zorlanabileceği ile ilgili olarak başlasa da bir yandan da insanların tam özgürlük sahibi olup sorumluluk duygularını bir kenara ittiklerinde ne kadar ileri gidebileceklerinin bir göstergesi olarak kalıyor.

Marina’nın bu performans hakkındaki yorumuyla beraber performanstan kareleri buradan izleyebilirsiniz;

5- MARINA ABROMOVIC – Rhythm 10 (Ritim 10) (1973)

Bu gösteride Marina’nın önünde beyaz bir kağıt, 20 tane bıçak ve 2 ses kaydedici var. Marina yere diz çöküyor, ses kaydediciyi açıyor ve bir bıçak alarak bıçağı parmak araları açık şekilde yere koyduğu sol elinin parmakları arasına kendini kesene kadar batırmaya başlıyor. Kendini kestiğinde ise yeni bir bıçak alarak devam ediyor. İlk 10 bıçağı kullandığında kaydettiği sesi açıyor konsantre olmaya çalışarak bıçak seslerini takip edip kasette bıçakların kağıda değdiği ve elini kestiği zamanlarla eş zamanlı şekilde bıçağı hareket ettirmeye çalışıyordu.

Gösteri geçmiş ve şimdiki zamanın kesişmesini konu alıyordu.

6- YVES KLEIN – The Anthropometries of the Blue Period (Mavi Dönemin Antropometreleri) (1958)

Bu performans tanımı ise bir Mart akşamı saat 10da, bir galeride 100 izleyici ve bir orkestrayla gerçekleşir. Tam olarak 20 dakika sürer ve gösteri bitiminde de 20 dakikalık bir sessizlik oluşur. Klein siyah bir takımın içindedir ve salona 3 çıplak model gelir. Orkestra bir notadan oluşan ‘Monochrome’ adlı Klein’ın özel bir bestesini çalmaya başlamıştır. Daha sonra modeller kendilerini mavi renk boyayla kaplar. Ve dikkatlice yerleştirilmiş kağıdın üzerine bedenlerini basarlar. Klein gösterinin bitişinde ‘Efsane sanatın içindedir.’ der. ‘

Gösteride kullanılan modeller yaşayan fırçalar görevini üstlenmişlerdir. Daha sonra Klein bazı baskıları sergilerde izleyiciye sunmuştur.

Performansın videosunu buradan izleyebilirsiniz;

 

Ece Altaş
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Sembollerin, Metafizikten Sanata Dönüşüm Yolculuğu: Mandala

Hint kökenli dinlerde metafizik ya da sembolik bakımdan meta veya mikro kozmosu gösteren şekillere verilen bir ad olan Mandala; Sanskritçede...

Kapat