Aloha Hawaii

Şimdi bir Hawaii deyin içinizden. Derin bir nefes alın. Şimdi de ayaklarınızın o beyazın yeşile karıştığı sularda olduğunu düşünün, elinizde hindistan cevizli kocaman bir dondurma, diğer tarafta sörf yapanları izliyorsunuz. Hava çok sıcak, yanıyorsunuz ama çok nadirde olsa o tropik yağmur, teninize bir dokunuyor ve uzunca bir ohhhh çekiyorsunuz. Etrafında herkesin tenleri, tam olmak istediğiniz gibi çikolata misali, dolaşıyorlar kumsalda. Kızlı, erkekli bir vücut şov söz konusu biraz. Nasıl canınız çekti orda olmayı dimi? Durun daha bitmedi, aslında yeni başlıyorum.

Hawaii mi? Hiç Görmedik

 

Amerika Birleşik Devletleri’nin eyaletlerinden biri olan Hawaii, Kuzey Büyük Okyanus’ta, anakaradan 3.700 km uzaklıkta kalan bir adalar grubu. 1959’da bir referandumla Amerika Birleşik Devletleri’nin 50. ve sonuncu eyaleti olmuş. Ziyaret ettiğim yerlerden biri olan Honolulu, Oahu Adası’nın güneyinde olmakla birlikte, Hawaii’nin, başkenti ve en büyük kenti olarak biliniyor. Sıcaklık, kış ayları olarak tanımladığımız, Kasım ile Nisan ayları arasında en düşük 20 dereceyi, yaz ayları diye tanımladığımız Mayıs ile Ekim ayları arasında ise en fazla 28 dereceyi buluyor.

İstikamet Honolulu
Uçaktan iner inmez, sıcacık bir hava yüzünüze vuruyor. Belki bu yüzden, bindiğiniz otobüste, takside donma tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Bunu gerçekten abartmıyorum. Çünkü bindiğim otobüsteki klimadan dolayı dudaklarımın morardığını hatırlıyorum. Hatta camı açıp sıcak hava girsin diye garip bir çaba içine de girmiştim. O gün uçak yorgunluğu, açlık falan derken, açılışı sabaha bırakmıştım. Ama Ertesi sabah istikamet “Waikiki Beach”

 

Waikiki Beachwaikiki
Bilenleriniz varsa, hani şu Kurt Cobain ve Courtney Love’ın 24 Şubat 1992’de evlendikleri yer burası. Uzun ve geniş sahilinin çevresini yüksek katlı otellerin sarmış olması, o tropik havasını yine de kaybettirememiş. Waikiki Beach, Hawaii’nin en bilinen plajlarından biri. Burayı uzaktan gördüğünüzde, o ilk gözünüze çarpan manzara var ya, burası için tamamen “Cennet” dedirtiyor. En çok rastlayacağınız manzara kollarını altında sörf tahtasıyla gezen tipler olacaktır. Yapmanızı kesinlikle tavsiye edeceğim bir şey var ki, o da saat 17.30 da kalkan güneş batımı (sunset) yelkensorf turları. Yaklaşık 15’er kişinin bindiği yelkenlilerde, müzik ve alkollü-alkolsüz içecek servisi var. Bir yandan dans ediyorsunuz, bir yandan buz gibi içeceğinizi yudumluyorsunuz, diğer taraftan da eşiz manzarayı seyrederken, asıl günün sürprizleri geliyor. Yani sevimli yunuslar. Sanıyorum ki onlarda eğlencenin haberini almış olacaklar, yelkenlinin yanından ayrılmıyorlar. Onların o tatlı suratını görmek ve hatta dokunmak inanılmaz keyif verici bir şey. Bu keyifli gezinin ardından, akşam yemeği için, mutfaklarının genelinde, Uzakdoğu tatları yatan Honolulu’da Çin restoranına girip, teriyaki soslu tavukları, nasıl mideye indirdiğimi çok iyi hatırlıyorum ve yine söylüyorum, yemeği böyle usta ellerden yemek ayrı bir zevk tabiî ki.

Peki ya Hawaii geceleri?
Bana göre Hawaii’ye kulüp için gitmeyin derim. Oradaki en güzel olay, sokaklar boyu uzanan açık tezgâhlar, görsel şovlar ve yöresel danslar. Yolda yürürken eğitilmiş kocaman papağanların avucunuzun içinde nasıl ölü taklidi yaptığını görüyorsunuz. Her sokakta ayrı bir gösteri, sizi daha da çok heyecanlandırıyor. Havada akşamları biraz soğuyarak, yürüyüş için tam kıvamı buluyor. Zaman zaman, yine Hawaii’nin kendi diline ve kültürüne özgü müzikler ya da şarkılar duyabiliyorsunuz. Canlı müzik yapan açık mekânlar, gece kulüplerinden daha popüler diyebilirim.

Waikiki Beach üzerinde bulunan bu sönmüş yanardağa yürüyerek ulaşmak mümkün. Zaten sahilin bir ucundan diğer ucuna yürümeye kalksanız, bu yürüyüş en fazla yarım saatinizi alıyor. İhtiyacınız olan sadece rahat bir yürüyüş ayakkabısı, fotoğraf makinesi ve bolca su. Göreceğiniz doğal afetin kalıntıları sizi heyecanlandırmaya yetecek.

 

Honolulu Hayvanat Bahçesi ve Waikiki Akvaryum’u, gün içerisinde ziyaret edilebilecek diğer yerler arasında. Buralarda, dünyanın hiçbir yerinde rastlayamayacağınız çok farklı hayvan türlerini görmeniz mümkün. Ben, kocaman bir gorilin benimle iletişime geçmeye çalışıp sonra gittiğim için akvaryumküstüğünü görmüştüm. Timsahların ne kadar korkutucu olduklarına da çok yakından şahit oldum. Halen vaktiniz kalırsa bir de, buralara çok yakın olan Kapiolani adındaki parkta bir yürüyüş yapmanızı tavsiye ederim. Yürüyüş esnasında belki benim gibi, ukulele (kendilerine has müzik aleti) ile Hula dansı da yapabilirsiniz. Hem de hiç tanımadığınız bir grupla. Onlar bu dansı, derin düşünme, kendini dinleme içinde yapıyorlar. Gidebileceğiniz bir sonraki istikamet, şu meşhur Pearl Harbor Müzesi olabilir.

Tarihi değiştiren, 7 Aralık 1941’de, ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’na katılmasına neden olan, Pearl Harbor saldırısını bilmeyen yoktur. Pasifikte egemenliği sağlamak isteyen Japonların, yaptıkları sürpriz saldırıyla, yaklaşık 2 binden fazla ABD vatandaşının ölümüne neden olmuşlardı. Bu olayı anlatan Ben Affleck’in oynadığı “Pearl Harbor” filmi gelir hep aklıma.

 

Bu tarihi olaydan ve ardından çekilen sinema filminden oldukça etkilenmiş olacağım ki, ben görmeden edemedim, sizlere de şiddetle tavsiye ediyorum.

Daha gezdiğim ve gezebileceğiniz o kadar çok yer var ki, kısaca sizler için bir özet geçeyim;
Polynesian Cultural Center (Polinezya Kültür Merkezi)-Fiji, Samoa, Tahiti, Tonga gipearl-harborbi Polinezya coğrafyasında olan farklı ülkelerin kültürleri tanıtılıyor.

Shangri La (İslam Müzesi)
Dole Plantation (Ananas Çiftliği)
Wet and Wild (Su Eğlence Parkı)
Hanauma Bay (Şnorkelle dalabilirsiniz)
Waikiki International Market Place (her türlü hediyelik ve süs eşyası için)
Iolani Palace (Amerika sınırları içindeki tek kraliyet sarayı)
Aloha Tower (Honolulu Limanı)
Pali Lookout (muhteşem dağ manzaraları)
Tantalus (Honolulu şehir manzarası)
See Life Park (Su canlıları parkı)

sokak-dans

 

Ne yaparsanız yapın ama bir cip kiralayıp, Hawaii’nin, o eşsiz sahillerinde durup yüzmeden, yol kenarında rastlayabileceğiniz sarımsaklı ızgara karideslerinden, ananaslarından, şu meşhur macadamia çikolatalarından, kahvelerinden tatmadan, boyları 15 metreye ulaşan dalgalarda sörf yapanları izlemeden, evinize dönmeyin. Birde tabi ki, şu ”Lei” denilen çiçekten yapılmış kolyelerden mutlaka sevdiklerinize getirmeyi unutmayın.Hayatınızda kendiniz için bir şey yapın ve Hawaii’ye ALOHA deyin. Bu cennetten kendinizi mahrum bırakmayın, pişman olmayacaksınız.

 

Kaynak: istanbella.com/Selda Sadak

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
5. Aydın Gün Teşvik Ödülü’nün Kazananı Belli Oldu!

İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın 2012 yılından bu yana, geleceğin sanatçılarına destek olmak amacıyla dağıttığı Aydın Gün Teşvik Ödülü'nün bu yılki kazananı...

Kapat