Alt Metinleri ve Sonları ile Kafa Karıştıran Filmler

Dikkat! Bu yazı Shining, Blade Runner ve Inception spoilerı içerir 🙂

THE SHINING: 1980 yapımı metaforların ustası Kubrick‘in yönettiği The Shining pek çoğumuzun bildiği üzere bir cinnet olayını konu almaktadır. Peki olaylar basit bir cinnetle mi sınırlıdır? Öncelikle filmin ana mekanı olan otele bir göz atalım yani Overlook Oteli. Otelin ismi bir şeyleri göz ardı etmek anlamına geliyor. Otelin yapıldığı yer ise filmde bize eski bir kızılderili mezarlığı olarak söyleniyor. Adı göz ardı etmek olan ve kızılderili mezarlığı üzerine kurulu bir otel varken ilerisini tahmin etmek pek de zor olmuyor. Ayrıca film genelinde tercih edilen kırmızı renk ve ailenin çocuğu Danny’nin yer aldığı sekanslarda (sekans: Bir ya da daha çok sahne içinde geliştirilerek olayın bir parçasını veren film bölümü.) her yerden çıkan ve bolca kullanılan kan ile Kubrick’in bu filmde bize Amerikalıların kızılderililere yaptığı soykırımı anlatmaya çalıştığı çıkarılabilir. Ancak bu birçok tahminden sadece biri. Belki de Kubrick sahiden yaratıcı özelliğini kaybeden bir yazarın cinnetini anlatmıştır. Sonuçta efsane balta sahnesiyle akıllarda yer eden bu filmin birçok mesaj verdiği ortada, onlardan herhangi birini seçmek de size kalmış.
BLADE RUNNER: 1982 yapımı Ridley Scott yönetmenliğinde çekilen neo-noir’in ileri gelenlerinden bir şaheser Blade Runner. Filmin en sevdiğim yönü ise umutsuzluğu ve karamsarlığı seyirciye büyük oranda geçirmeyi başarmış baştan sona yağmurlu ve karanlık atmosferi. 2019 Los Angeles’ında geçen filmin konusu genel olarak şöyle: Teknoloji bir hayli gelişmiş, insanlar şu anda da uğraşıldığı üzere birtakım işler için robot, filmdeki adıyla replicant üretmektedir. Bu replicantların dünyada bulunmasına izin yoktur eğer gelirlerse blade runner adı verilen koruyucular tarafından yakalanmaktadır. Ancak tam da bu noktada belki eşit muamele görmek istediklerinden belki de bu düzene son vermeyi amaçladıklarından bir grup replicant kaçak yollarla dünyaya gelir. Onları yakalama görevi efsane aktör Harrison Ford’un canlandırdığı Deckard’a verilir. İşte filmin tüm kafa karışıklığı Deckard ile başlamaktadır. Zihinde karışıklık yaratan ve Deckard ile alakalı sorular şöyle: Deckard replicantları birer birer avladı ama 1 tanesi eksik kaldı kalan replicant o muydu, Deckard bir replicant ise mücadeleler esnasında neden fiziki olarak onlara karşı güçsüzdü ve Deckard çok eski bir rüyasını kimseye anlatmadıysa başkalarının bundan nasıl haberi olabilir? Bunlar gibi birçok soruyu seyirciyle karşı karşıya bırakmak belki de filmin amacı ama biz çoğu şeyin cevaplanmasını istiyoruz. Bu konuda filmin başrolü ile yönetmeni dahi anlaşabilmiş değil. Ford oynadığı karakter hakkında insandı derken yönetmeni ise Deckard bir ​replicant dedi. Kim bilir belki de bu efsane yapımın devamı niteliğindeki bu yıl gösterime girecek Blade Runner 2049 ile bazı soruların cevabı açığa çıkar.
​INCEPTION: 2010 yapımı, bize zihin bulantısının zirvesini yaşatmak için gönderildiğine inandığım Cristopher Nolan‘ın yönettiği bu film seyirciyle ilk buluştuğunda Memento etkisi yaratmış olabilir zira olayları tam kavrayabilmek için filmi bir kez daha izlemek şart gibiydi. Film Nolan’ın yine zekasını konuşturduğu bir konuya sahip. Bir grup rüya hırsızı önemli fikirleri çalabilmek için insanların rüyalarına  girmekte ve orada rüya içinde rüya dahi olsa fikirleri almaktadırlar. Film 4 katman içeren rüyalar dizisinde geçtiği için en çok sorulan ve kafaları karıştıran hatta filmin sonuna dahi etki eden soru neyin gerçek neyin rüya olduğudur. Leo’nun canlandırdığı başrol olan Cobb zamanında eşi Mal ile rüyalar hakkında bazı deneyimler yaşamaktadır. Bunlar zaman zaman en derin katmana inen rüyalardır. Filmde Cobb bu rüya deneyimlerinden birinde eşinin gerçek hayatta olduklarını idrak edememesi sonucu intihar edip öldüğüne inanmaktadır. Ancak burada da farklı teoriler mevcuttur. Örneğin  Mal aslında rüyada olduklarını bilmektedir. Bir üst katmana yani gerçekliğe doğru giden yola ulaşabilmek için rüyada intihar etmiştir ve Cobb’un tüm yaşadıkları rüyadır. Bir başka görüşe göre Mal gerçekten intihar etmiş ve Cobb’un yaşadıkları gerçektir. Ancak filmin en çok merak edilen ve mutlu sonla mı bitti acaba diye düşündürten kısmı final sahnesidir. Cobb eşi ve çocuklarının yanına mutlu bir şekilde gelmiştir ama rüyada olup olmadığını anlamak için kullandığı totemi hala dönerken kamera oraya yönelir ve film biter. Sonuç olarak her şey rüya mıydı değilse totem durdu mu yoksa hala dönüyor mu gibi sorular Nolan’ın bize hediye ettiği küçük şeylerden birkaçıdır.
Ahmet Arslan
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi
Sanat Karavanı Yazarı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Çalınan ‘Van Gogh’ Resimleri İtalya’da Bulundu!

14 yıl önce Amsterdam'daki müzeden çalınan iki Van Gogh resmi, İtalya'da ele geçirildi. Dünyaca ünlü ressam Van Gogh'un 2002 yılında...

Kapat