Amedeo Modigliani ‘O bir Tanrı!’

“Kısacası hayatım umurumda bile değil.”

Amedeo-Modigliani-O-bir-Tanri-1

Bu söz, 19. yüzyılın sonlarında yaşamış, İtalyan heykeltıraş-ressam Amedeo Clemente Modigliani’ye ait. Aynı zamanda Picasso’nun en büyük düşmanı olarak anılan, zamanının bohem tarzıyla adından oldukça söz ettiren yakışıklı ressam. Küçüklüğünde başlayan zorlu hayatı, çeşitli hastalıklarla savaşarak ve yoksullukla mücadeleyle geçmiştir. Ne yazık ki değeri sonradan anlaşılan sanatçıların arasında yerini almakta. Yaptığı ilginç tabloların yanı sıra, trajik hayatı başlı başına sanatın ta kendisi diyebiliriz.

Daha on yaşında iken tüberküloza yakalanan Modigliani, hayatı boyunca bu hastalığın gölgesinde yaşadı. Ressamın özellikle kültürlü bir kadın olan annesi ile çok yakın bir ilişkisi vardı. İlk öğretmeni ve kendisini sanata yönlendiren de annesiydi. On dört yaşında annesi onu Laverno’daki en usta ressam olan Guglielmo Micheli’nin sanat okuluna kaydetti. Modigliani on bir yaşındayken onun içindeki sanatçıyı hisseden annesi günlüğüne şöyle yazmıştı:

“Bu çocuğun karakteri hala o kadar şekilsiz ki ne düşüneceğimi bilemiyorum. Bazen şımarık bir çocuk gibi davranıyor ancak zekâ konusunda hiçbir eksiğinin olmadığının farkındayım. Beklemeli ve bu kozanın içinden nasıl bir kelebek çıkacağını görmeliyiz. Kim bilir belki de bir sanatçı çıkar?”

Amedeo-Modigliani-O-bir-Tanri-2

Modigliani resimlerini genellikle tek figürlü yapardı. Tablolarında bütün kişileri uzun yüzlü, uzun boyunlu tasvir ederek gerçeğe pek bağlı kalmazdı. Geliştirdiği sıra dışı üslupla burjuva ahlakına ve beğenisine meydan okumuştur. Çalışmalarında; Nietzsche, Baudelaire, Carducci gibi düşünürlerin etkisinde kalmıştır. Yaratıcılığa giden yolun meydan okuma ve düzensizlikten geçtiğine inanıyordu. Sonunda başka hiçbir sanatçıyla eşdeğer gösterilemeyecek olan özgün stilini  yarattı. Kendine has tavırlarıyla sanatta olduğu gibi yaşamında da özgün bir karakter sergiliyordu.

Amedeo-Modigliani-O-bir-Tanri-3

1906’da Paris’e gittikten sonra şair Andre Salmon, şair, ressam ve yazar Max Jacob ve Picasso’yla dostluklar kurdu. Dostlarının, Paris’in sanatçı ve edebiyatçılarının yanı sıra sıradan insanların, modellerin, hizmetçilerin, komşu kızların da portrelerini yaptı.

1917’de nü çalışmalarına başladı. Aynı yılın aralık ayında, Berthe Weill’ın galerisinde ilk kişisel sergisini açtığında, polis çıplak resimleri ahlaka aykırı bularak sergiden kaldırttı. Çizdiği resimlerin gözlerini boş bırakarak, rakiplerinin aksine resimlerinin satılmasını umursamayan ve zamanının zengin ressamlarının aksine beş parasız yaşayan, sosyetenin övgülerine rağmen kendi tutumunu sergilemekten çekinmeyen cesur bir kişilikti.

En ünlü ressam aşklarından biridir Modigliani ile Jeanne aşkı. Jeanne Hebuterne, dindar Katolik bir ailede yetişmiştir. On dokuz yaşında babasının izni olmamasına rağmen, Colarossi Akademisinde resim eğitimi almaya başlar. Ondan on dört yaş büyük Modigliani ise, aynı akademide resim dersleri veriyordur. İkili bir resim dersinde tanışırlar. Sonrasında Jeanne, Modigliani’nin modeli olur. Böylece aralarında yıllarca sürecek büyük bir aşk başlar. Jeanne ailesi bir Yahudi olan Modigliani ile olan ilişkisine karşı çıkar. Sırf bu sebepten uzun yıllar evlenemeyen çift bir ayrılıp bir barışarak birlikteliklerini sürdürürler. Ancak hiçbir zaman da tam olarak kopmazlar. Jeanne, ressamın yaşamının son iki yılındaki en iyi çalışmalarının birçoğunun ilham kaynağı olmuştur.

Modigliani Nice’te geçirdiği zaman boyunca en popüler ve ileride en değerli olacak tablolarını yapmıştır. Ne yazık ki yaşadığı süre boyunca hiçbir zaman eserlerini iyi bir ücrete satamamıştır.  Sattığı tek tük resimler için aldığı cüzi miktarda parayı da zaten hemen alkol ve esrara harcıyordu. Her ne kadar resim çalışmalarına devam etse de Modigliani’nin sağlığı gittikçe kötüleşiyordu.

Amedeo-Modigliani-O-bir-Tanri-4

29 Eylül 2004 yılında Fransa’da gösterime giren, yönetmenliğini Mick Davis’in yaptığı, Modigliani filmini izleyerek, bu sıra dışı ressamın hayatına bir yolculuk yapabilirsiniz.

Filmde, ressamın yaşadığı inişli çıkışlı hayatı, ekonomik anlamda yaşadığı sıkıntılar ve problemli aşk hayatı önümüze çıkmakta. Jeanne ile ilişkisi, Jeanne’nin babasının karşı tutumuyla çıkmaza girmiştir. Modigliani aynı zamanda alkoliktir, ağır tüberkülozu vardır. Yine de gülümsemektedir. Bir taraftan Utrillo, Diego Rivera, Picasso ve Soutine gibi sanatçıların katılmasının söz konusu olduğu büyük ödüllü resim yarışması yapılacaktır. Dönemin iki rakip sanatçısı Picasso ve Modigliani’nin ise yarışmaya katılıp katılmayacakları merak konusudur. Yoksulluk içinde son bir umutla -hayatı boyunca yapmadığı bir şeye- ödüllü olan bu yarışmaya katılmaya karar verir. Ama Picasso’nun katılıp katılmayacağını bilmez. Son dakikada Picasso’nun da adını görür. Bir hikâyeye göre Picasso’nun da yarışmaya katılacağını duyunca, şansını düşük görür. Hamile olan sevgilisini resmetmeye başlar. Ancak kadını gözleriyle birlikte resmeder bu sefer. Çünkü ona göre sevgilisinin güzelliği, ruhu gözlerindedir. Onu çizmezse eksik kalacaktır.

Amedeo-Modigliani-O-bir-Tanri-5

Ödüllerin açıklandığı salonda Modigliani hariç herkes bulunmaktadır. Picasso’nun yaptığı resim ise Modigliani’nin resmidir. Ve Modigliani o gün yaşamını kaybeder. Aralarındaki tatsız ilişkiye rağmen iki sanatçı birbirlerine derin bir sevgi duymaktadırlar. Picasso’ya onun hakkında ne düşündüğü sorulduğunda, “Bir Tanrı,” demiştir ve onu devrin yaşayan en büyük ressamlarından Renoir ile tanıştırmıştır.

 “Bir keresinde onu dans ederken gördüm Balzac heykelinin önünde. Yüzü çok güzeldi, dansı harikaydı. Kuğunun ölmeden önceki son şarkısı gibi gülümsedi. Bir zamanlar olduğu her şeydi. O anı çaldım ve zihnime kilitledim, orada durup beni rahatlatması için son günlerimde.”
Auguste Renoir

“Neden benden bu kadar nefret ediyorsun?”
“Seni seviyorum Pablo. Kendimden nefret ediyorum.”

Amedeo-Modigliani-O-bir-Tanri-8

“Resimlerinde neden gözlerimi göremiyorum?”
“Ruhunu görmeye başladığımda, gözlerini de göreceksin.”

Bir ressam olan alt kat komşuları Manuel Ortiz de Zárate, bir akşam Modigliani’yi ziyarete geldiğinde onu baş ağrıları içerisinde bularak doktor çağırır. Gelen doktor hastanın tüberküloz ve menenjit nedeniyle umutsuz bir durumda olduğunu söyler. 24 Temmuz 1920’de öldükten sonra düzenlenen törenle toprağa verilişinden iki gün sonra, ikinci çocuğuna hamile olan Jeanne, kendini beşinci kattaki odasının penceresinden atarak intihar eder. Ancak 1930 yılında Jeanne’in ailesi, onun Modigliani’nin yanına gömülmesine razı olur. Her ikisi de ölünce, on beş aylık kızlarını Modigliani’nin kız kardeşi Florence evlatlık alarak yetiştirir.

Modi öldükten sonra Jeanne, Picasso ile yüzleşir.

“Ne hissediyorum biliyor musun Pablo? Hiçbir şey hissetmiyorum. Karnımda bir çocuk var. Başka bir kalp atışı… Bir başka arzulayan ruh… Ve ben bomboşum bir bardak gibi. Eve gideceksin Pablo. Dopdolu ve zengin bir yaşam süreceksin. Fakat Tanrıya yemin ediyorum zamanı geldiğinde ölüm döşeğine yattığında Modigliani ismi dudaklarından düşmeyecek. Bu geceden sonra resim yapamayacaksın, bu, ona ait.”

Modigliani’nin mezar taşında, mutluluk ve şöhret anında ölüm tarafından yakalandı; Jeanne’ninkinde ise, sıra dışı fedakârlığa dek sadık bir eş, yazmaktadır.

Amedeo-Modigliani-O-bir-Tanri-9

Amedeo Clemente Modigliani 1884-1920, Jeanne Hébuterne 1898 – 1920

Filmde, Modi’nin ölmeden önceki son sözü, “Bu çılgınlığın sonu geldi,” olmuştur.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
10’uncu Beyoğlu Sahaf Festivali başladı!

Beyoğlu Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlik Taksim Meydanı’nda kurulan stantlarda gerçekleştiriliyor. Diken'de yer alan habere göre, Türkiye’nin çeşitli illerinden 70 sahafın...

Kapat