Farklı Bakış Açısıyla Amerikan Soyut Dışavurumculuk Ekolü

Amerikan Soyut Dışavurumculuğu 1940′lı yıllarda New York’ta ortaya çıkmıştır.

Vikipedisel ve en açıklayıcı tabirle “Sanatçıların nesnelliği yok sayarak kendilerini sadece kendi bağımsız üslupları renk ve şekillerle ifade etmeleridir.” Ayrıca bu akım Amerika menşeili ilk sanat akımı olmuştur.

Propaganda sanatı işte bu akımla birlikte Soğuk Savaş döneminde ortaya çıkmıştır. 40′lı yıllarda New York modern sanatın merkezi haline gelmiş ve Clement Greenberg başta olmak üzere bir çok sanatçı Nazi Almanya’sı ve Sovyetlerin resmi sanatı olan “kitsch” olgusunun yozlaştırıcı etkileri üzerine bir çok eleştiride bulunmuştur.Bu olgu karşısında hakiki sanatı savunmak için sanatçılar sadece sanatla ilgili kaygı duymalıydı, politik sömürüye karşı soyut sanata inanmalı ve yönelmeliydiler. Sanat ideolojik hiçbir şeye taviz vermemeliydi.

2. Dünya Savaşını takip eden yıllarda bu düşünce çokça güçlenmiş, müze, galeri ve yazılarda bu etki göze çarpmıştı. Peki bir sanat akımı bu kadar kısa sürede nasıl güçlenip , benimsenmişti ? Frances Stonar Saunders isimli tarihçi bu konuda bize çok kapsamlı bir araştırma sunmuş ve bir çok veri sağlamıştır. Ona göre Soğuk Savaş döneminin en önemli propaganda aracı “Amerikan Soyut Dışavurumcular” ekolüydü ve bu sanatın temsilcileri de ne yaptıklarını anlamamış ve özümsememişler ama büyük bir şöhrete sahip olmuşlardı. Saunders “The Culturel Cold War : The CIA and the World of Arts and Letters” isimli kitabında CIA’in Soğuk Savaş döneminde sanatsal bir gruplaşmayla bir çok yazar , akademisyen ve sanatçıyla Soyvet aleyhine yönlendirdiğini belirtmiştir. Saunders’a göre CIA , Rockfeller ve Ford vakıfları gibi kurumlar, yayınevleri ve medya ile yapılan çalışmayla bu ekol büyük destek ve güç almıştır.

Sanat Tarihçisi Toby Clark “Sanat ve Propaganda” kitabında olayı şöyle bir paragrafla anlatmıştır;

“1940′ların sonları 1950′lerde New York Modern Sanat Müzesi (MSM) tarafından tüm dünyaya ithal edilmesini sağlayan uluslararası bir çok sergi düzenlenmiş ve bu sergiler, kuratörlerin Amerikan resim sanatındaki “özgürlük damgası” ile insanları denetim altına alan Soyvet komünizminin kitsch sanatını karşılaştırdığı milliyetçi bir söylemle bir arada yürütülmüştür. 1970′lerin ortalarında bu sergilerin bir kısmının el altından CIA tarafından finanse edildiğinin öğrenilmesi , Vietnam Savaşı ve Vatandaşlık Hakları Hareketi ile radikalleşen sanatçı ve eleştirmenler kuşağı üzerinde büyük etki yaratmış ve bazılarının , sanatın politik kaygılardan uzak olabileceği ve hatta olması gerektiği fikrine meydan okumalarına neden olmuştur.”

Avrupa’da ve Amerika’da Encounter gibi organlar , George Orwell , Arthur Koestler gibi bir çok yazarı bu şekilde yönlendiren CIA bu sanatçı grubuna kariyer olanakları açarak paravan basın ve akademisyen grupların kullanarak bu politikayı meşru hale getirmiştir.

Saunders’ın kitabında Soğuk Savaş dönemi sonrası Avrupa dâhilinde bir çok ülkede bu kültürel propaganda ile sosyalist aydınları ABD güdümünde yaklaştırmak isteyerek 30′u aşkın yayın, platform ve türevlerini ödül, finansman destekleri ile Karl Jaspers, T.S Elliot , Bertrand gibi itibarlı isimlerle bu hareketi devam ettirmişlerdir. Bu sıralarda Kültürel Özgürlük Kongresi(KÖK) isimli oluşum bu propagandaya araç olması için kurulmuş ve kongre de anti-stalinist bir zemin oluşmuştur. CIA’in özellikle “Komünist Olmayan Solu Destekleme” anlayışı , bir çok komünizme inancını yitirmiş ve ideolojilerinden

sapmış solcu ve Troçkistleri bu platformda toplamıştır.

KÖK örgütleyicilerinden bazıları şu isimlerdi ;

-Nabokov

-Jasselson

-Hemingway

-Andre Malraux

-Lasky

-Sidney Hook

-Frank Luisner

Bu yazarlara sosyalizmi alaşağı eden kitaplar yazdırmışlardır.

Partison, Rewiew, Encounter gibi dergileri ABD propagandası yapan yazılar yazması için finansal destek sağlamışlar ve Hollywood’da komünizm etkilerini silmek için film şirketlerinin içine sızmışlardır.

Son olarak konuyla ilgili İngiliz basınında bir çok belge deklare edilmiştir.

 

Nazlı Gürkan

sanat tarihi öğrencisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
National Geographic Editörlerinin Gözünden: 2015’in En Etkili Fotoğrafları – 1

Fotoğrafçılık National Geographic için hikâyelerin kalbi gibidir. Kâr amacı gütmeyen en büyük eğitim ve bilim organizasyonlarından biri olan National Geographic’in...

Kapat