Anarşi, Mizah ve Zekanın Harmanlanmış Hali: Provo Hareketi

Özgürlükler ülkesi Hollanda! Ne çok duyduk bu cümleyi öyle değil mi? Özgürlük anlayışı kişiden kişiye değişse de Hollanda’nın serbest bir yaşam hakkı sunduğu hepimizin malumu. Peki ya Hollanda’ya bugünkü özgür ülke imajını sağlayan alt metinler nelerdir hiç sorduk mu? İşte bu sorunun cevabı oldukça irdelenmesi gereken bir süreci bize sunuyor: Dutch Provos. Türkçede bilinen ismiyle Provo Hareketi. Hollanda’nın bugünkü özgür yapısında bu hareketin katkısı büyük. Peki nedir bu Dutch Provos?

Provo Hareketi bugün çok az kişi tarafından bilinse de sonuçları günümüz dünyasına ders olacak nitelikte. 1960lı yıllarda sistemden rahatsız bir grup hippi zekalarını aktivizm ile birleştirerek toplumu uyuduğu uykudan uyandırmak, farkındalık yaratmak amacıyla hiçbir şekilde şiddete başvurmadan polisi tabiri caizse dize getirdiler. Bu başarılarının altında anarşizmi mizahla harmanlamaları yatıyor.

provo-hareketi-2

Onları kendi tanımlamalarıyla tanıyacak olursak, kendi dergilerinde kendilerini şöyle anlatıyorlar:
”… provo kapitalizme, komünizme, faşizme, bürokrasiye, militarizme, profesyonelliğe, dogmacılığa ve otoriteye karşıdır. provo ümitsiz direniş ile itaatkar yok oluş arasında seçim yapmak zorundadır. provo mümkün olan her yerde direnişe çağırır. provo sonunda yok olacağını bilir, ama toplumu provoke etmek için içten bir girişimde daha bulunma şansını tepemez. provo anarşiyi direnişin esin kaynağı olarak görür. provo anarşiyi yeniden canlandırmak ve gençliğe öğretmek ister. provo bir imgedir.”
 İlk eylemlerinin ana malzemesi ise marihuana. O dönem Hollanda’da yasak olan marihuana hakkında polisin pek de bilgisi yoktur. Dutch Provos da polisin bu aciz yanını kullanıyor ve oyunu başlatıyorlar. Bu oyun eğlenmek, ”neye karşı olduklarını dahi bilmeyen” polisler ile dalga geçmek, bunu toplumun da fark etmesini sağlamak. Önce aklınıza gelebilecek her şeye -çiçek, köpek maması, çay vs.-  marihuana demek ve polise marihuana ihbarında bulunmak. Misal bir gün içlerinde kendilerinin de bulunduğu otobüsü marihuana bulundurmaktan polise ihbar ediyorlar. Bunun üzerinde polis arama yapmak için barikat kuruyor, basın da alana geliyor elbette. Otobüs durdurulup arandığında ele geçen tek şey  köpek maması oluyor. Bu durumun basına sızmasıyla polis halk gözünde ucuz bir konuma düşüyor ve marihuana olayının peşine düşmeyi  bir süreliğine bırakıyorlar.
Elbette eylemler bununla sınırlı değil;  beyaz plan adı verilen bir eylem anlayışı geliştirdiler. Bu eylemler birçok şeyi- özellikle bisikletler-  beyaza boyamayı kapsıyordu. Neye dikkat çekmek istiyorlarsa onu simgeleyen bir malzemeyi beyaza boyuyorlardı. Bisikletin beyaza boyanması ise ulaşım aracı olarak bisikleti vurgulamak amacından kaynaklıdır. Bu doğrultuda birçok bisikleti beyaza boyayarak sokağa bırakıyorlar ve polis bunu hırsızlığa yol açmak olarak tanımlayarak bisikletleri topluyor, onlar da cevap olarak polis bisikletleri çalıyorlar. Çevre kirliliğine dikkat çekmek için bacaları, yerleşim sorununu boş evlerle çözmek için evleri, ücretsiz kreş için çocukları beyaz plana dahil ediyorlar. Polis artık provolara karşı oldukça sert bir imaj çiziyor. Yaptıkları en basit şeyler bile provokasyon amaçlı görülüp tutuklanmalarına sebep oluyor. Provo’nın yanıtı ise yine kendi tarzlarına uygun oluyor: Beyaz Tavuk adını verdikleri plan ile beyaz polis kıyafetleriyle beyaz bisikletler üzerinde insanlara yardım, prezervatif ve kızarmış tavuk dağıtıyorlar.
provo-hareketi-4
provo-hareketi-5
provo-hareketi-6
Polis ile provolar arasındaki atışma bu şekilde farklı örneklerle sürdü. Polis şiddetin dozunu ve baskıyı her seferinde arttırdı. Artık sadece beyaz kağıt dağıttıklarında bile suçlu bulunur hale geldiler. Olayın asıl tavan noktası ise evlenmek üzere olan kraliçenin duyumunu alan provoların halka bu düğün hakkında mizahlarını da konuşturarak söylentiler yaymalarıydı. Bu söylentiler düğünde nehire lsd akıtıcakları, kraliyet atlarına uyuşturucu verecekleri, kraliçenin de bir Dutch Provos destekçisi olduğu gibi şeylerdi. Elbette bunlar polisin kulağına gitti ve polis düğün için çok büyük bir planlama yaptı. Düğün günü polis birlikleri alanı doldurmuştu, ve sıradan halkın arasına karışan provolar da oradaydı. Ancak halkın arasından polisin onları tespit etmesi çok zordu, provolar da bundan faydalanarak şekerden yapılmış bir gaz bombası attılar alana. Bu gaz bombası büyük paniğe sebep oldu ve kitleleri birbirinden ayıramayan polis halka saldırdı.
provo-hareketi-7
Tüm basının gözleri önünde büyük bir polis şiddeti televizyonlara yansıdı. Olay çok tepki çekti, halkın polise olan güveni sarsıldı. Birçok polis şefinin görevine son verildi. Provolar amaçlarına ulaşmış oldu böylece. Hem daha fazla halkın zarar görmemesi için hem de amaçlarına ulaşmış olmalarının etkisiyle de dağıldılar. Kimisi siyasete kimisi ise sıradan yaşamına yöneldi.  Bu hareket aynı zamanda 1968 olaylarının da ateşleyicisi olarak görüldü.
Şiddete başvurmadan sistemin açıklarını sistemin yüzüne çarparak dertlerini anlatma yoluna giden bu güzel insanları anmak benim için çok değerliydi, dilerim siz de günümüz dünyasının bize sunduğu vahşeti de gözlerinizin önüne getirerek onları her fırsatta hatırlarsınız.
Üstünden geçen onca zamana rağmen eskimeyen, güzelliklere ilham olan tüm yaşamlara saygı ve sevgiyle.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Göç, Almanya’da Göçmen Sineması ve Fatih Akın

GÖÇ, GÖÇMEN VE SANAT Göç, bitmek tükenmek bilmeyen, insanlık tarihi kadar eski, içinde sosyal, ekonomik, siyasi, kültürel pek çok dinamiği...

Kapat