Andy Warhol ve Pop Art

Pop Art: Şehirde bir ağacın önüne oturamam, çünkü şehirlerde hiç ağaç yok. Ve bir ağacı düşündüğümde, ağacın medya (filmler, fotoğraflar, reklamlar vs) tarafından yapılan taklididir aslında aklıma gelen. Ben nesnenin kendisinden çok, taklidini algılarım.

Andy Warhol 1928 yılında Pittsburgh’da doğdu. Sekiz yaşında geçirdiği ağır rahatsızlık nedeniyle okuldan bir süre mahrum kaldı ve, ve..

O, kendisini anlatacak olan bir yazının böyle sıkıcı bir şekilde başlanmasını istemeyebilirdi. Özellikle de bazen nefes almayı bile sıkıcı bulduğunu söylemişken ve “Beni anlamak istiyorsanız sadece filmlerime, resimlerime ve dış görünüşüme bakın, daha öteye değil” demişken. Andy Warhol; partiler, komik peruklar, şöhret ve daha daha çok tutku.

“Parayı çarçur etmek, insanı gerçek parti havasına sokar”

10719007_10152723652157072_1611692378_n

Boyadığı banknotlar

10579957_10152723753017072_518177081_n  10719126_10152723752982072_503873620_n

“Ben sosyal hastalığı olan bir insanım. Bu yüzden her gece dışarı çıkmalıyım. Eğer bir gece bile evde kalırsam köpeklerimle dedikodu yapmaya başlarım.”

Dahilikle deliliği el ele tutuşturup dans ettiren Andy Warhol, sanatta fabrikasyon üretimi savunmuş ve kendi tarzını bu temel felsefe üzerine kurmuştur. Savunmuş dediğime bakmayın, kendi fikrinden ötesini düşünmeyen bir adamdan bahsediyoruz. O, bu tarzı öncelikle çeşitli dergilere yaptığı çizimlere yansıttı. (Bu dergilerin arasında Glamour da mevcut.) 1962 yılında ise pop art’ın öncüsü olacak coca-cola şişelerini tasarladı. Yıllar sonra kendisine Coca-Cola’yla ilgili bir soru sorulduğunda

“Bu ülkenin başlattığı en güzel gelenek zenginin ve fakirin aynı şeyi tüketmesi. Televizyon izleyip Coca Cola görebilirsin ve bilirsin ki Başbakan da Liz Taylor da bunu içiyor. Kola kolaydır. Ve hiç bir miktarda para ile daha iyi bir kola alamazsın. Bütün kolalar aynıdır ve güzeldir. Bunu Başbakan da Liz Taylor da bilir, dilenci de bilir, sen de bilirsin” diye yanıt vermiştir.

c

1962, yeşil coca cola şişeleri

1962’de meşhur Campell’s çorba kutularının tasarımını sergiye sunar.(Aynı kutudan 32 adet.) Bu kutular 1000 dolara alıcı bulur. Önce Amerika’nın sonra da tüm dünyanın pop art ile tanışıp tokalaşması bu serginin olduğu yıllara denk düşer.

10716179_10152723784252072_1528021190_n

1962, Campel’ın çorba kutuları

1963’te Factory (Fabrika) atölyesini kurar. Atölye, adını Warhol’un fabrikasyon ve tek tip sanat eseri üretimi felsefesinden alır. Fabrikayı, orada vakit geçiren kişilerin ağzından anlatmak gerekir.

Ultra Violet (Fabrikadaki partilere ithafen, Factory rulz):

”İnsanlar eğer bir parti varsa ve orada Warhol yoksa bunun tam bir fiyasko olduğunu söylemeye alışmışlardı. Ama eğer o dakikalarda Warhol içeriye giriyorsa, oh evet, işte şimdi bu bir partidir.

Ivy Nicholson:

”Hepimiz birer drama kraliçesiyiz. Fabrika öfke nöbetlerimizi geçirdiğimiz, iç yüzümüzü gösterebildiğimiz bir yer.”

Vincent Fremont:

”Ortama amfetamin hakimdi. İnsanlar fazla kullanıyorlardı. Andy asla aşırıya kaçmazdı. Amfetamin olduğuna eminim fakat çılgınlık insanlara enerji veriyordu. İnsanlar ortaya fikirler saçıyor, bir yığın delirmiş insan birarada Fabrika’da ama bir o kadar da yaratıcıydılar.”

David Croland:

”Fabrika’da her zaman parti oluyordu. Parti vermek gibi değildi, partinin kendisiydi.”

10719034_10152723807152072_305130481_n

Bob Dylan, Fabrika’da

“Pop is everything, everything is pop” diyen Andy Warhol kendi sanatının müridliğini yaparcasına Mao, Lenin, Che ve F. Castro gibi ünlü komünist figürlerin portlerini çizdi. Komünizmin sembol isimleri artık hayatta varolan her şey gibi popüler kültüre hizmet eden ve binlerce dolara satılabilecek portrelerdi. Her şeyle olduğu gibi komünizmle de dalga geçmişti. Hayatı; “İroni, daha çok ironi”den ibaretti. Sanatının görünürdeki basitliği belki popüler kültüre olan bir eleştiriydi, isyandı. Ama o eleştiri ve isyan, popüler kültürün en büyük parçası olmaya başlamıştı.

10717853_10152723651892072_135959972_n

10711491_10152723651987072_1868830919_n

Siyasi figürlerin yanında Jim Morrison, Marilyn Monroe, John Lennon, Muhammed Ali ve daha bir çok isim gibi idol alınan ve şöhret sahibi insanların portresini de çizdi. Bir çok albüm kapağını da tasarladı ve kaleme aldı. Bu tüketime olan bir eleştiri miydi? Yoksa Andy sadece eğleniyor ve paralarını mı sayıyordu? Sanat camiasında büyük tartışmalara yol açmıştır fakat kendisi bu tartışmaları umursamamış, ben yaptım derdi başkasına düştü edasına bürünmüştür. “Sizin hakkınızda yazılanları önemsemeyin. Yalnızca uzunluklarını ölçün!” 

10719176_10152723653422072_1387549072_n   10711732_10152723653787072_1816386295_n10708361_10152723653517072_484018731_n

“Benim için en iyi resim, ünlü bir kişiye odaklanan resimdir”

 

10717889_10152723650937072_1849065866_n

10711283_10152723650762072_1958420886_n

10714809_10152723651057072_428605462_n

Albüm kapaklarından bir kaçı

Tasarımını yaptığı, çizdiği tek şey insanlar değildi, dış dünyada var olan herhangi bir madde onun için sanat anlamına geliyordu. “Mona Lisa, bir muz veya Hans Rittman’ın gözlükleri… Neyi gösterdiğin önemli değil. Yeter ki pop olsun.” 

10717435_10152723652772072_1020947033_n

10717580_10152723653602072_1805248412_n

(Bu aynı zamanda Warhol’un Velvet Underground için tasarladığı albüm kapağıdır. Bu grubu şöhrete kavuşturan kişi de A. Warhol’un ta kendisidir.)

 1963’ten sonra sinemaya el atan ve bağımsız film ödülünü alan Andy Warhol’un en meşhur filmlerinden biri “Sleep” filmidir. Bu filmde bir insanın 6 saat boyunca süren uykusu kayda alınmıştır. Bir diğeri ise “Empire” filmidir. Bu film ise Empire State Binası’nın karşısına konan bir kameranın sekiz saat boyunca kayıtta kalmasından ibaretti. Sabit bir açıdan çektiği bu uzun filmlerle ilgili olarak “Benim filmlerimi izlerken tuvalete gidebilir, sigara molası verebilir, dolaşıp gelebilirsiniz ve hiçbir şey kaçırmazsınız”

 10707944_10152723651207072_337063006_n

Andy Warhol 3 Haziran 1968 tarihinde radikal feminist olan Valerie Solanas tarafından suikaste uğradı. Ağır yaralı olarak hasteneye kaldırıldı ve kurtulmayı başardı.

10711551_10152723652597072_1103253220_n

10716181_10152723652452072_418954577_n

Ölümünün geciktiğine inanıyordu ki bu olaydan tam on dokuz sene sonra 22 Şubat 1987’de hayata gözlerini yumdu. Ölümünün ardından evinde binlerce parçalık “madde” koleksiyonu bulundu. Bu maddeler kullanılmış prezarvatifler ve ölü kelebekler gibi ilginç maddelerdi. Bu onun sanatının takıntısıydı. Öyle ya da böyle, iyi ya da kötü, sanat veya değil. Hayatı boyunca yaşayış tarzını, hobilerini ve zevklerini yaptığı işlere yansıtmayı başarmıştı.

10718989_10152723652992072_541651482_n

10716147_10152723917232072_69309596_n

Otoportre, 1979

“Binaları inşa eden ve artık bu dünyada olmayan insanları düşünürüm hep. Ya da içinde bir kalabalık sahnesi geçen bir filmi, ama herkes ölmüş. Korkunç.”

Ölümünün üzerinden geçen bunca zamana rağmen Andy Warhol, hala popüler kültüre hizmet etmektedir. Adına tasarlanan bir parfüm markası, ona ithafen yazılan bir çok kitap, bestelenen bir çok şarkı, alkol şişeleri mevcut. Sadece “Gelecek herkes on beş dakikalığına ünlü olacak.” öngörüsü yüzünden bile popüler kalabilmeyi başarabilen bu adam, eğer bugün mezarından dirilseydi üzüleceği tek şey kaçırdığı partiler olurdu.

10711736_10152723713057072_324710845_n 10708390_10152723712947072_403443011_n

10716221_10152723712627072_1734275674_n

Ve eğer mezarından dirilseydi ona sorardım

-Yaşamın boyunca pop’u savundun. Sence popüler kültürün en önemli özelliği içine aldığı kişileri çok çabuk tüketmesi değil midir? Sen yıllar sonra bile popülersen, savunduğun şeyle çelişmiş olmuyor musun? Bir insan mezarında yattığı yerden bile ironi yapabilir mi Andy?

-“Mmm… Everything goes”

10581538_10152723653682072_589171459_n

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Bozcaada’nın ‘Ekolojik Belgesel’ Festivali Başlıyor!

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali, 12-16 Ekim tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor. Festival kapsamında düzenlenecek ana yarışma bölümünde 16 film, 'Gaia'...

Kapat