ANDY WARHOL:SANATIN SON EVRİMİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK

“Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak.”

 andy-2

 

Andy Warhol, baştan ayağa başka bir dünya… O dünyanın başka bir uydusu, başka bir güneşi var. Yarattıklarına, alışılmadık ama kusursuz sayılabilecek kadar berrak bir yaşam bağışlıyor. Ömrü yetebildiğince yarattıklarına… Renklerine, her gün başka bir saatte batan güneşine, şekillerine, belki 50 saat olduğunu kabul ettiği bir gününe, iyisine, kötüsüne, sınırsız olduğunu düşündüğü tek şey olan hayallerine, umuduna… O, bizlere tanıttığı kişiden başka bir kişiyi daha içinde taşıdığına inanıyordu. Warhol aynı zamanda Dracula ve Cindirella’nın karışımı, Drella idi.

andy-3

andy-4

Marilyn Monroe, 1967

andy-5

Campbell’s Soup Cans, 1962

Warhol’u belki de hepimiz “Marilyn Monroe” ve “Campbell’s Soup Cans” adlı eserlerinden, sınırları olmayan bir ressam olarak tanıdık. Fakat aslında o ressamdan fazlasıydı. Belki de bu sebeple zihnimizde sürekli Warhol’u başka bir dünyada, başka şartlarda nefes almış biri gibi hayal ediyoruz. Fotoğrafçı, yazar, film yapımcısı, yayıncı ve hatta modern çağın filozofuydu Warhol.

Tarih boyunca sanatın parayla ve ticaretle yan yana yürümesi, yerildiği kadar alkışlarla da karşılanmıştı. Warhol’un sanat tanımı ise bizim alışageldiğimiz sanat tanımından çok farklıydı ve felsefesi tam da buna dayanıyordu. Warhol felsefesi, anlamlandırması ve kabullenmesi zor bir felsefedir. Fakat sanatçı, felsefesinin karmaşıklığına kısaca şu şekilde açıklık getirmişti: “Sanattan sonra gelen adım ticaret sanatıdır. Reklam sanatçısı olarak başladım, ticaret sanatçısı olarak bitirmek istiyorum. Sanat denen şeyi, ya da ne deniyorsa işte onu, yaptıktan sonra ticaret sanatına girdim. Sanat Tüccarı veya Ticaret Sanatçısı olmak istedim. Hippi döneminde herkes, ticaretle uğraşma fikrini aşağıladı; ‘para kötüdür’, ‘çalışmak kötüdür’ filan demeye başladı. Oysa, para yapmak  sanattır, çalışmak sanattır; en müthiş sanat ticarettir.” İşte Warhol, felsefesine bu alıntıyla açıklık getirmekte. Belki de kendisini ve eserlerini dünya çapında bu kadar özel kılan şey budur. Çünkü 1950’lere kadar, her ne kadar sanatın Warhol felsefesi etrafında döndüğü zamanlar olmuş olsa da, kimse bu konuda bu kadar keskin bir yargıya varmamıştı veya varamamıştı. Yine bununla birlikte Warhol, kapitalist sistemde hiçbir şeyin tek olmadığını kanıtlamak için birçok eserine serigrafi tekniği uygulamıştı. Ona göre her şey çoğaltılıp satılabilirdi. Ve alıcı, ürünü hızlıca eskitip yeniden almayı düşünebilir, doyuma ulaşma arzusuna kolaylıkla kapılabilirdi. İşte Warhol yukarıda gördüğünüz “Marilyn Monroe” adlı eserinde de bu etkiyi yaratmaya çalışmıştı. Grafiksel bir dille seyirciye, yani alıcıya, Monroe’nun birden fazla olduğunu gösterip yüzünü eskitmeyi hedeflemişti. Bu sayede seyirci daha fazlasını görmek isteyecek ve Warhol seri üretim yapar gibi eserlerini yaratmaya devam edecekti. Hatta sanatçı belki de bu sebeple çalışma alanına “fabrika” ismini koymuştu.

Sanatın geldiği noktaya bir an durup bakın. Bir de Warhol’un eserlerine… Sizce de bazı ayrıntılar, paralel olarak bir akıntıya kapılıp gidiyormuş gibi görünmüyor mu? Yani sanatın bu gün bu noktaya gelmesindeki payların en büyüğü Warhol’a ait gibi durmuyor mu? Filozof, tarihçi ve ilk ansiklopedist Plinius için 1. yüzyılda Lysippos’un ölümü; Vasari için Michelangelo’nun ölümü ve Danto için ise Warhol’un “bir tek işi” sanatın sonunu getirdi. Ötesi yoktu. Elbette eserler sanatçıların hayal gücünden tuvallere aktarılacaktı fakat yeni atılımlar gerçekleşmeyecekti. Danto’nun sanatın sonu olarak saydığı Warhol’un o işi ABD’nin en ünlü sabun markasını tanıtan “Brillo Box”tır. Bununla birlikte, Lysippos’un, Michelangelo’nun ve Warhol’un, sanatlarını yaşatıp göçtükleri dönemlere bakacak olursak sanatın evrimine hep beraber tanıklık etmiş olacağız.

andy-6

andy-7

Video sanatını halka açık olarak sergileyen ilk kişi olan Warhol, 60’lı yıllarda film alanında aldığı ödüllerin de teşviği ile film yapımcılığına hız verdi. 1966 yılında yaptığı “Chealsea Girl” filmi ticari salonlarda gösterilen ilk underground film kadar başarılı olmuştu. Hatta bazı üniversiteler, öğrencileri teşvik edici konuşmalar yapması için getirmeyi düşündükleri Warhol yerine, ona çok benzeyen tiyatrocularla anlaşma imzaladılar. Ve sanatçı, bu alandaki en büyük başarılarını “Empire” ve “Sleep” adlı iki deneysel çalışmasıyla yakaladı. 8 saat süren Empire, Empire State binasının karşı kaldırımına konulmuş bir kamerayla çekilmişti. Ve sabit duran kamera 8 saat boyunca kayıt yapıp olanı biteni kaydetmişti. Sleep’te ise sanatçı, uyumakta olan birisinin uykusunu görüntülüyordu. Film bu kez de 5 saat 20 dakika sürüyordu. Ve Warhol şöyle diyordu: “Birisinin yazdığı kitabı okumaktansa kendine iç çamaşırı alışını seyretmeyi tercih ederim.

Warhol’u birçoğumuz ressam yanıyla tanıdık ve birçok eserine hayran kaldık ki zaten sanatçının sanat hayatı 21 yaşında resimle başladı. Alışılageldik tarzın dışına çıkan sanatçı, daha yolun başında, arkasında durup omzunu sıvazlayacak birini bulamamış ve işte aşağıda gördüğünüz bu eseri tüm sergiler tarafından reddedilmiş, “İlkel, sığ, boş ve anlamsız.” gibi eleştirilere maruz kalmıştı. Fakat bu tür yıkımlar ve olumsuzluklar, çoğu zaman, bize doğru yola çıkmış başarıların habercisidir. Annesine çok bağlı olan Warhol, kendini geliştirmek ve sanatına şekil vermek için ilk zamanlar model olarak annesini kullanırdı. Annesi vefat ettikten sonra da ona olan bağlılığını bırakmamış ve annesini çizmeye devam etmişti.

andy-8

1962 yılında Warhol’un eserleri, ABD’de sayısı gitgide fazlalaşan pop-art sergilerine alınmaya başladı. Teklif üstüne teklif almaya başlayan Warhol, bu dönemde en büyük başarılarını hepimizin çok iyi bildiği “Campbell’s Soup Cans”, “Green Coca-Cola Bottles” ve “Marilyn Diptych” adlı eserleriyle elde etti.

 

andy-16

and-17

andy-18

andy-19

andy-14

3 Haziran 1968’de radikal bir feminist olan Valerine Solaris sanatçıya suikast girişiminde bulundu. Tutuklanmasının ardından Solaris’in, “Hayatım üzerinde bu kadar kontrol sahibi olmasından rahatsızdım.” ifadeleri tüm dünyada şaşkınlık yarattı. Suikastin ardından hemen hastaneye kaldırılan Warhol’un, yaklaşık 30 dakika kalbinin durduğu ve açık kalp masajı sayesinde hayata geri döndüğü bilinmekte. İki ay yatağa bağlı kalan sanatçı, 70’li yıllarda sakin bir yaşam sürmüş, “Interview” isimli dergiyi kurmuş, “The Philosophy of Andy Warhol” isimli kitabını da yayımlamıştı. Ardından “I Shot Andy Warhol” filmi çekilmişti.

andy-13

80’li yıllarda sanat hayatının en parlak dönemini yaşayan Warhol, ölümünden iki yıl önce bilgisayarla üretilen sanatı keşfetti ve çok bilindik sanat eserlerine kendi yorumunu kattı.

andy-15

Ölümüne dek genç sanatçılara maddi manevi her konuda destek olan Warhol, yaşam tarzındaki aykırılığın dışında kendini dini bütün bir insan olarak tanıtıyordu. Kimsesizlere yardım ediyor, rahip olmak isteyen kuzenini her konuda destekliyor ve çocukluğundan beri boş zamanlarını kilisede çalışarak değerlendiriyordu. Andy Warhol 22 Şubat 1987 yılında, 58 yaşındayken, tüm hayallerinin gerçekleşmesinde önüne beyaz bir ışık yakan New York’ta hayata gözlerini yumdu. Ölümü herkesi derinden etkiledi ve Yoko Ono’nun konuşmacı olarak katıldığı cenaze töreninde, tüm sevenlerinin gözyaşları sel olurken sanat tarihinde rol almış bir aktörün daha ismi sonsuzluğa kazınıyordu.

 

 

 

Merve Gürşen

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi ve Tarih bölümlerinde lisans eğitimime devam etmekte olup, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde müze araştırmacısı olarak görev yapmaktayım.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Maceracı Kedi ‘Suki’nin Kartpostal Tadında Fotoğrafları

Seyahate çıkmak, maceraya atılmak ve yeniyi keşfetmek insanlar için vazgeçilmez bir tutku. Peki hayvanlar aleminde durum nedir? Sorunun cevabı niteliğinde...

Kapat