Anılar Mezarlığı: Kayaköy

Yaşadığımız eve, sokağa, her gün girip çıktığımız kapılara ve oturduğumuz banka kendimizden birer parça bırakırız. Hayatımızda yer alan her şeyi anılarımızla süsleriz. Evimizdeki eşyalar mahremiyetimize ortak olurlar ve bizimle yaşlanırlar. Ama düşünün ki, evinizden ve eşyalarınızdan ayrılmak zorundasınız. O anılarınızı taşıyan, yaşamınıza ortak olan eşyalarınızı bir daha hiç göremeyeceksiniz. İçiniz nasıl burkulurdu? Belki evinizin duvarlarına, dolaplarına, yani hayatınıza ortak olan her eşyaya son defa teker teker dokunarak elveda ederdiniz, belki gözyaşları içinde yuvanızdan ayağınızı sürüye sürüye uzaklaşırdınız.

Cumhuriyet sonrası mübadele döneminde her iki taraftan da bir çok insan evinden, anılarından ayrılırken bu tür duygular içinde bulunmuş olmalı. Terk edilmek zorunda kalan evler, köyler ise sahiplerinin anıları eşliğinde yavaş yavaş yok olmakta. Buna en güzel örnek olabilecek köy, buram buram tarih kokan eski Kayaköy’dür.

kayakoy-evler

Muğla’nın Fethiye ilçesine bağlı olan Kayaköy’ün kökeni  Likya Uygarlığı’nın Karymlassos kentine kadar dayanıyor. Rivayetlere göre, 11. ve 14. yüzyıllar arasında bölgede yaşayan Rumlar tarafından Likya Uygarlığı’nın kalıntıları üzerine kurulmuş. Kuruluşundan terkedilişine kadar geçen süreçte Kayaköy –Rumca adıyla Levissi- gelişmiş bir kasaba olarak bölgede büyük bir öneme sahip olmuş. Bu öneminden dolayı Levissi, Evliya Çelebi tarafından Seyahatname’de de bahsediliyor. 20. yüzyılın başlarında, Kayaköy o kadar gelişmiş bir hal alıyor ki; nüfusu 6000’li rakamlara kadar çıkıyor. O dönemde Kayaköy kiliseye, okula, eczaneye, hastaneye, hastanede çalışacak doktora, postaneye ve gümrük binasına sahipti. Ayrıca çok sayıda zanaat atölyesi ve bir matbaaları vardı. Bu matbaada basılan “Karya” isimli gazete, döneminin en güçlü ve en iyi gazetesi olarak biliniyor. Köydeki evlerin düzenine baktığımızda günümüzün şehirleşme stratejisinden ne kadar uzak ve güzel olduğunu görüyoruz. Çünkü, hiç bir ev bir diğerinin güneşini kesmeyecek şekilde inşa edilmiş.

Mübadele sonunda buraya yerleştirilen Batı Trakya Türkleri araziye uyum sağlayamamış ve düzlük arazilere göç etmişler. Onlar da gidince kendisiyle başbaşa kalan Kayaköy, sahip olduğu anılarla yavaş yavaş çürümeye yüz tutmuş. Buna ek olarak; 1957 Fethiye Depremi sonucunda bir çok yapı büyük hasar almış. Köyün meydanları, sokakları, yaklaşık 40 kadar hane, 2 kilise ve 14 şapel bugüne kadar ayakta kalabilen yapılardan. Önemi yeni yeni anlaşılan Kayaköy’ün turizme kazandırılabilmesi için çalışmalar devam ediyor. Yaz aylarında düzenlenen festivaller bir çok kişiyi Kayaköy’e çeken en büyük etmenlerden.

Eğer Fethiye’ye yolunuz düşerse Kayaköy’ü ziyarat etmeyi ihmal etmemelisiniz. Ne kadar hayalet şehir olarak nitelendirilse de, aslında yaşamaya devam ediyor Kayaköy. Evler hala capcanlı, sokaklar hala cıvıl cıvıl. Kendisine has bir dokusu ve mimarisi var ve Kayaköy’ün her köşesinde bir zamanlar orada yaşayan Rum vatandaşların izleri ve anıları saklı. Oturup kitap yazılacak mekan derler ya, işte bu mekanlardan birisi Kayaköy olabilir.

kayakoy-evler-2

Bünyamin Özcan

Pamukkale Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu, İngilizce Öğretmeni. Edebiyat seven, fotoğraf çeken, doğa ile içi çe olmayı seven bir Sanat Karavanı yazarı. Amatör olarak tiyatro ve pantomim ile uğraşmışlığı var. Dolayısıyla tiyatro oyunları izleyip, eleştirmeyi sever. Hayatın anlamını kitaplarda aramaya devam ediyor.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Çocukların Sokakları

Fransız sokak sanatçısı  Seth Globepainter soğuk ve ruhsuz binaların duvarlarını sanat eserlerine dönüştürüyor. Meksika’ dan Çine uzanan sokaklarda, çocukların mutluluklarını...

Kapat