Arefe Gecesi Kırmızı Ruganlarıyla Uyuyan Küçük Kız / Umay Umay

”Kimsenin öldüğü yok, yaşadığı da. Herkes biraz var, o kadar.”

Edip Cansever’in dizelerinin aksine, hayatı inadına yaşayan, yanlış gelen her şeye kafa tutan, muhalif ama çocuk kalpli, hayatı ‘biraz’ yaşayanların aksine acıyı da aşkı da, hasreti de ‘çok’ yaşayan bir kadın Umay.

”Kalemim küsmüş bana. Bükmüş boynunu yar dediğim tüm kelimeler.. Solmuş baharda açmaya yüz tutan eşsiz cümleler…

Geldim işte…

Geciktim… Yine de geldim…

Derli toplu alfabetik sıraya dizdiğim anılarımı açıyorum şimdi sıkı dur yüreğim.”…

Dünya ağrısını şiirlerle, şarkılarla dindiren bir söz ustası o…

”Melodisini bir türlü tutturamadığımız, sevdiğim şarkıyı dinlemekti beraberliğimiz… Dudaklarımıza dökülemeyen.”

Çok karlı bir ocak sabahı. Okula gideceğim birazdan, at kuyruğunu sevmiyorum. Annem söylene söylene saçlarımı topluyor; çünkü habire televizyona bakmaya çalışıyorum. Yönümü değiştiriyor, bu defa yüzüm televizyona dönük. Annem söylenmeyi ben de kim bu ses diye bakmak için debelenmeyi bırakıyorum. Saçlarım yağ gibi akıyor taraktan. Annemin yüzü gülüyor, televizyondaki kadın hüzünlü.

Bir piyano yanıyor arkada, bebek sesleri geliyor ardından. Ağlıyorlar. Başında siyah bir örtü, inadına mavi gözleriyle, ‘düşmedim daha’ diyor bir kadın. Adı Umay’mış. Sonradan öğreniyorum. Okula geç kalıyorum ama vallahi de umursamıyorum. Dilimde o şarkı: Düşmedim daha…

Ergenlik yıllarımın sancılı günlerinde okumaya veriyorum kendimi. Sorulan anket sorularında hep aynı cevapları veriyorum. ”Orhan Kemal okuyor, Umay Umay dinliyorum.” Arkadaşlarım tanımıyor ama ben biliyorum. Kimsenin bilmediğinden ben keyif alırken olağanüstü güçlerim var gibi hissediyorum.

İşte böyle oldu yarım yüzü olan ve içinde iki kalp taşıyan Umay’la ilk tanışmam. Sonradan öğrendim yazdığını, onları da okudum. Okudukça düşündüm, düşündükçe büyüdüm. Beni büyüten kadınlardan da biridir Umay.

90’lı yıllarda mavi saçları ve masmavi şarkılarıyla yavaş yavaş en derinimize sinen asi kız çocuğu.

”Kırmızı. Sana, sadece kırmızı demeliyim. Ben başaramıyorum kırmızı. Hatırlamak dışında bir mucizem yok. Bir şeye inandım. Bir şeye ve sadece bir kere ağlayarak dans ettim. Oysa hayata bağlanmak için ayağa kalkmıştım.”

Yine kırmızı, hep kırmızı yüreği… Ve kalbi kırmızı olmayanlardan nefret ediyor. Sımsıcak gülüşü, çoğu zaman tokat atan şiirleriyle böyle muhteşem bir kadın işte Umay!

Yazıları kadar fotoğraflarıyla son derece dikkat çeken hüzünlü kadın; fotoğraf çekmeye nasıl başladığını şöyle anlatıyor:

”Deklanşöre, Kazım (Koyuncu) hastalandığında basmaya başladım. Hastaydı… Öleceğini öğrendiğimde, peş peşe basmaya başladım. Her basışımda, ‘gitme,n’olur’ diyordum. Durdurmak istiyordum zamanı. Gittikten sonra da ‘n’olur gel’ diye devam ediyorum. Fotoğrafçılığım, benim için bir kayıp hikayesi. Susup seyredebildiğim bir hikaye. Yoksa, fotoğrafçılık umurumda değil. Makinemi her yere, herkese ‘sen gittikten sonra’ diye doğrultuyorum. Onsuz, yalnız ve güzel. Hatalarımızı bile affedemediğim, buruk bir arkadaşlık hikayesi. Sanırım fotoğraf makinelerim de gözyaşı tabancam.”

Acıyı da hasreti de, mutluluğu da fotoğraflarıyla sonsuzlayan kocaman bir yürek onunki. Bu yüreği hissedip de sevmemek mümkün olur mu hiç?

Umay Umay’ın ‘Ağzı Bozuk Aşk Mektubu’ albümünün müzik direktörlüğünü Kazım Koyuncu yapmıştır ve Gyuli Çkimi adlı şarkı Kazım Koyuncu yaşarken Umay Umay’la düet olarak kaydedilmiştir.

”Bir gün yolda yürüyordum, bir şarkı duydum,

kalbim acıdı,

bu kadar…”

Müziğinin yanı sıra yayımlanmış altı adet kitabı olan Umay, kitaplarında eşcinselleri, kürtleri, devrimcileri ve Mardin’i anlatmıştır.

”Yüzümün yarısı benim, yüzümün yarısıyla hep yarım öyküler anlatırım. Görünmeyen bile değilim. Peki sen, yarım dudaklı bir kadını öpmek ister misin?” (Orospu Kırmızısı) 

”O’nu bir çocuk gibi öpmüştüm. Dışarısı soğuk, ölür diye içime sokmuştum. Kaybettim… ‘elimde bir tek ben kaldım yalancı’ diye bağırırken. Artık onu bulamam, çünkü donmama hakkımı kazandım!!!’ (Sokaklar Uyudu Artık Öpüşebiliriz)

”Biliyorsun işte olanları. İnsan kötüdür ya da sonunda kötü olur. İyilikler hatırlanmaz çünkü görünmez melekler…” (Cevapsız Ağrı)

 

Sözler, şiirler, şarkılar, fotoğraflar… Umay, ölümsüzlüğün sırrını bulmuş olmalı. Hiç ölmeyecek gibi yaşıyor, sonsuz olmak için yazıyor bana kalırsa. Hali hazırda Kafa Dergisi’nde de yüreğimizin eksik kalan parçalarına dair yazılar yazıyor. İnsan kalabilmek için, bu dünyayla derdi olanların tercümanlığını yapıyor satır aralarında.

O’nun tek mucizesi hatırlamak; benim tek lanetim unutamamak… Senin yarım öykülerini ben içimden tamamlıyorum, sen kalbinin tamamıyla hep yaz…

Arefe gecesi kırmızı ruganlarıyla uyuyan, uyandığında çukurunda bayram sabahı gibi gülüşler barındıran; şu naylon dünyaya örs gibi hikayeler bırakan kadın… Yüreğimin sol tarafı hep boşluk, hep sana dair…

 

Okumadan geçmeyin:

Arefe Gecesi Kırmızı Ruganlarıyla Uyuyan Küçük Kız / Umay Umay

 

Hatice Durmuş
İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğrencisi.
Sağlık sektöründe çalışıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Jane Austen’ın Mikro Çizimi 5 Sterlinlik Banknotlara Basıldı!

Britanya'nın önemli yazarlarından Jane Austen'ın mikro çizimi, 4 adet 5 sterlinlik banknota basıldı. Mikro çizim sanatçısı Graham Short’un yaptığı banknotlar, İskoçya’nın Kelso...

Kapat