Ateşten Oluşan Ana Kraliçe: Füreya Koral

Füreya Koral, Türkiye’nin yetiştirdiği en özgün kişilikteki, nadir sanatçılardan birisidir. Füreya, 1910 yılında İstanbul’da Büyükada’da doğmuştur. Büyükada o yıllarda sekiz-on Osmanlı ailesinin gönüllü sürgün yeridir. Şakir Paşa Ailesi de sarayın baskısından ve politik çekişmelerinden kaçan bu kalabalık ailelerden birisidir. Füreya’nın babası, Atatürk’ün silah arkadaşlarından General Emin Koral, annesi ise Şakir Paşa’nın büyük kızı Hakiye Hanım’dır. Füreya Koral’ın çocukluk çağı, yeşillikler içinde bulunan kocaman bir ahşap konakta, yakın akrabalarının arasında geçer. Bir cami ile kilise arasına inşa edilmiş olan üç katlı Osmanlı konağının bu özel konumu, içinde barındırdığı ailenin birçok ferdinin yaşam tarzını da etkilemiştir. Batının ve doğunun kültür yapısını yaşam tarzlarına yansıtan aile fertleri, yaptıkları sanata da bunu yansıtmışlardır.

fureya-koral (2)
Füreya Koral, Türkiye’de modern seramik sanatının başlaması ve gelişip tanınmasında öncü bir kadındır. Selçuklularla Anadolu’ya giren geleneksel seramik sanatımıza kültürü, çok yönlü sanatçı kişiliği ve ürettiği kendine özgü modern seramiklerle farklı bir soluk getirmiştir. Şakir Paşa Ailesi’nde yetişmesi, bir Cumhuriyet kadını olması, Mustafa Kemal Atatürk’ün yakın çevresinde yer alması, devrimleri görmesi ve köklü, kültürlü bir ailede yetişmesi sanatının zeminini hazırlamıştır. Kendi deyimiyle seramik onun için bir iş, bir çalışma değil bir yaşam biçimidir. Seramiğin içinde, seramikle birlikte yeniden kitaplar, müzik, şiir, edebiyat ve tiyatro vardır onun yaşamında. Seramikle iç içe olmak tüm yaşamını kaplamıştır. Türkiye’nin ilk kadın seramik sanatçısı konumundaki Füreya Koral, geleneksel anlamda süregelen seramikçiliğimizi çağdaş boyuta taşıyan, “seramik sanatı” sınıflandırmasını toplumumuza tanıtan ve bunu gerçek hayata geçirmiş bir sanatçıdır. Eserleri hep yalın bir anlatım içinde olup, hepsini bir ifade aracı olarak kullanmayı başarmıştır. O, seramiğin ateşten oluşan ana kraliçesi olarak belleklerde ve seramik sanatında yerini çoktan almıştır.

fureya-koral (3)

Seramikle Yaşam

Füreya Koral, Paris’te 1951 yılında üç boyutlu, çoğunluğu duvar panolarından oluşan ilk seramik sergisini açar. Bu serginin içinde resimleri, litografi çalışmaları da vardır. Paris’teki sanat eleştirmenlerinden ve sanatçılardan olumlu eleştiriler alır. Füreya’nın sergisinden bir eleştirmen, “Füreya’nın, bu Türk sanatçısının sergisi, Doğu ile Batı kültürünün bir sentezidir.” diyerek Füreya’nın sanatına dikkatleri çeker. Artık tamamen seramikçi olmaya karar veren Füreya Koral, aynı yıl İstanbul’a döner ve yanında seramik fırınını, boyalarını da getirir. Paris’te açtığı sergi, Füreya’nın Anadolu’sunu yansıtmaktadır. Bu ilk sergisinde hat sanatından, Türk işlemelerinden esinlenilen duvar panoları yer alır, bazı panolar da Mevlevi dervişlerinin semalarını yansıtır gibidir. Türkiye’ye döndüğünde ikinci sergisini 1951’de İstanbul’da, Türkiye’nin ilk sanat galerisi olan Maya Sanat Galerisi’nde açar. 1950’li yıllar Türkiye’de sanayileşme ve kalkınma yolunda önemli adımların atıldığı yıllardır. Füreya Koral, Türkiye’nin ilk kadın seramik sanatçısı olarak Türkiye’nin ilk seramik sergisini açmıştır. Füreya Koral yine ilkleri yaşamaya devam eder. 1951’in sonlarında evinde ilk seramik atölyesini de açarak Türk halkını ve aydınını seramik sanatıyla tanıştırır.

fureya-koral (4)
Füreya Koral, “Benim için seramik her şeyden önce bir araç, kitap, müzik gibi. Dünyayı ifade etmek, kendi dünyamı yaşamak, yaşayabilmek için, paylaşabilmek için bir araç. Yani seramik yalnızca bir süs eşyası, bir tüketim malı değil.” Diyerek seramik sanatına bakış açısını da yansıtmıştır.

fureya-koral (2)
“ İstiyorum ki yaptığım çini tabakta en fakir ev yesin. Benim çinilerim herkesin olsun.
Yaptığım masa her evde bulunsun. Bir ocak yapmalıyım çiniden, güzel bir merdiven başı kahve fincanlarım olsun bütün kahvelerde. Zengin fakir, iyi kötü bütün evlerde… Genç ihtiyar bütün ellerde… Sanatı müzelere hapsetmek yok, o sanat ölü sanattır. “

fureya-koral (1)
Füreya Koral, 29 Ağustos 1997’de (87 yaşında) İstanbul’da hayatını kaybetmiştir.

Merve Azar

Sanat , benim , bir yolun ilerisinde görebildiğim en önemli ayrıntıdır ve kendimi daha bir çok yeni tecrübenin de içine atmak için çalışan bir sanat uğraşcısıyım.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Hıza Ayak Uyduran Kareler

Günümüzde hayatta kalmanın sırrıdır hız. Koşa koşa işimize gidiyor, koşa koşa bir şeyler yetiştirmeye çalışıyoruz. Zaman çokmuş gibi gelse de...

Kapat