‘Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz’

Melisa Kesmez 1980 Eylül’ünde İstanbul’da dünyaya geldi ve hâlâ Keriman adlı kedisiyle İstanbul’da yaşıyor. Yüksek öğrenimini Mimar Sinan  Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde tamamladı. Kimi gazetelerde söyleşileri, çevirileri ve yazıları yayımlandı. Türkiye öykücülüğünde heyecan verici yeni bir isim olarak yerini çoktan almış gibi.

“Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz”, yazarın ilk öykü kitabı. Sözü, anlamı güçlendirip arıtarak yediden yetmişe insanlığın hüznünü naifçe göğsümüze iliştiriveriyor. Üstelik kahramanları o kadar samimi ki her gün işte, okulda ve içimizde sık sık karşılaştığımız gerçek insanlar. Hepimizin hayatından en az bir kez geçmiş, kaçışları ve arayışları olan insanlar. Kesmez’in detaycı ve duyarlı kalemi “ben” anlatıcı kimliği ile öne çıkıyor 25 öyküsünde.

Atlari-Baglayin-Geceyi-Burada-Gecirecegiz-1

Sevgiliye gönderilmemiş mektuplarda, bir anneanne evinde, çakmağın sesiyle irkilen karanlık bir evde, hayatımızdan yanlış kahramanları sıyırdığımız bir otel odasında, bir Müslüm Baba şarkısında veya bir Barış Bıçakçı romanında yarım kalmışlığın altını çiziyor.
Kitapta mütemadiyen geçen rakı meskenli öyküler, hüznün ve huzurun harmanında seçilen samimi yollardan biri.
Başka bir açıdan bakınca -kitap isminin yarattığı beklentiden olsa gerek- öykü isimleri kitap isminin yanında cansız kalıyor gibi.
Yazarın samimi sadeliği, sıcaklığıyla içine alan ev betimlemeleri, kokularını hissettiğimiz anneanne evleri ile çocukluğumuzu da sıkça hatırlatıyor bizlere.
Atlari-Baglayin-Geceyi-Burada-Gecirecegiz-melisa-kesmez
“Hayat işte. Evde hayal kuruyor, sonra sokağa çıkıyor ve hepsini tek tek gömüyorsun bir yerlere. Hayatın aklındakiyle alakası yok. Eter koklatılıp bayıltılmış ve hiç bilmediğim bir yere getirilip bırakılmış gibiyim. Eve dönmek istiyorum artık. Kendime dönmek.”
(Sakin Göllerin Kuğusuyduk)
“Bir martının çığlığı onaylamadı iç sesimi.”
“Bir torba dolusu bilye yere dökülüp de, sağa sola yuvarlanır gibiydi kahkahası.”
(Şubat)
“Komşu komşunun bir tek rakısına bile muhtaç oluyordu demek yeri geldi mi.”
(O yaz…)
“Ülkenin iyi okullarından topladıkları diplomaların ve biricik annelerinin umutlarını boşa çıkarmamak için ant içmişler sanki. Şiirsiz adamlardı. Evet, şiirsiz!”
“Masanın bir ucunda hayatlarında hiç kaybetmemiş, aslında sırf bu yüzden hiç kazanmamış erkekler, diğer ucunda onları hak eden kadınları.”
(Şiirsiz)
“Yüksek sesle okurdum içimi size. Nasıl ihtiyacım vardı buna.”
(Bozkır)
“Burada, halamın evinde, göğüs kafesimin içinde dolanan vahşi hayvanlar sanki uykuya dalıyordu.”
(Halam)
“Evini değiştirmek, yatağını değiştirmek gibiydi bir nehrin.”
(Karton Koliler)
“Camdan dışarı, sabaha kadar anası bellenmiş bir fahişeden başkasını hatırlatmayan İstiklal Caddesi’ne baktım. Ne kahrımızı çekti bu cadde.”
(Yeni Yıl)
“Bir okul sabahı soğukluğu yok evin içinde”
“Kardeşim ranzanın alt katındaki yatağında hâlâ, yorganın altında top olmuş, yüzü dışarıda bir tek, yanaklarında iki elma parlıyor.”
(Sevgili Müslüm Baba)
“Çakırkeyif olma yolunda hızlı adımlarla ilerleyen, 41 yaşında güzel bir hiçkimseydim.”
(Düğün)
“Çıt diye kırılıyor iki insan. Bir vakit kaynadıkları yerden.”
“Hayat dar alanda o kadar da çekilmez bir yer değil.”
 (Kırıldık)
“Bir derdi olup da söyleyemeyen bütün babalar gibi balkona çıkıp, kısa kollu gömleğinin cebindeki paketi çıkarmadan, bir tek sigara yakacak.”
(Sarı Elmalar) 

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Sıra dışı Gerçeklik: Michael Zajkov

Sıra dışı gerçekliğe sahip oyuncak bebekler yapan Michael Zajkov'dan kısaca bahsedip eserleriyle sizleri buluşturacağız. Kuban Devlet Üniversitesi mezunu Rus heykeltıraş. Kukla...

Kapat