AYDIN ARKEOLOJİ MÜZESİ’NDE KENDİNİ HATIRLATAN EFSANE: ÇOBAN MARSYAS

M.Ö 400’lerde bir gün, zamanının flüt ustası sayılan Çoban Marsyas, Athena’nın çaldıkça yüzünü çirkinleştiriyor diye bir köşeye attığı flütü bulur. Marsyas flütü çalmaya başladığında öyle güzel bir ses duymaktadır ki kendi kendine hayran kalır. Bu sihirli ve o güne dek duyulmadık ses çobanda büyük bir etki bırakmıştır. Sesi duyan herkes mest olmakta, övgüler her geçen gün artmaktadır. Bu övgüler çobanın özgüvenini öyle arttırmıştır ki “Tanrı Apollon’un liri bile benimkinden güzel ses çıkartamaz” diye böbürlenir.

coban-marsyas-2.jpg

Çobanın sözleri Apollun’un kulağına gider, Tanrı çok hiddetlenir. Çobanın yanına gelir ve yarışalım der. Tanrı Apollon’un şartı ise “Kazanan kaybedene istediği cezayı verecektir.” olur. İkilinin anlaşması üzerine yarışma düzenlenir, hakem Frig Kralı Midas’tır. Yarışmanın sonunda Midas iki yarışmacıyı berabere ilan edince Apollon bu duruma çok bozulur ve Midas’ın kulaklarını eşek kulaklarına çevirir. Çoban Marsyas’a da müzik aletlerini tersten çalma teklifinde bulunur. Apollon’un yapmak istediğini fark edemeyen ve gözünü hırs bürüyen çoban bu teklifi kabul eder ama tabii ki flütünden ses çıkaramaz. Apollon cezasını vermiştir. Çoban, derisi yüzülerek öldürülecektir.

coban-marsyas-3.jpg

Aydın’daki Arkeoloji Müzesinde derisi yüzülmek üzere asılan çobanı gösteren bu heykelin hikayesi yani Çoban Marysas’ın efsanesi işte böyledir. Mutlu sonla bitmeyen efsanenin izlerine Anadolu’da sıklıkla rastlanır. Mesela Pamukkale’deki Hierapolis kentinde yerini alan rölyeflerde hikaye birkaç parçada, adeta ayrıntılarıyla resmedilmiştir.

coban-marsyas-4.jpg

Efsaneye göre, flüt ustası Marsyas’ın bu acı ölümünden sonra sanatın dokuz perisi öyle çok ağlamıştır ki gözyaşları Marsyas çayını oluşturmuştur yani Aydın’daki Çine Irmağı’nı.

coban-marsyas-5.jpg

Efsanenin öte tarafında ise Kral Midas vardır. Midas, cezası olan ve utandığı eşek kulaklarını uzun süre sivri Frig külahının içinde saklamaya çalışır. Ancak berberi kulaklarını görmüştür. Kral kimseye söylememesi için berberi iyice tembihlemiştir de insan bu sırrını kimseye söyleyemezsen, bir kuyuya bağır denilmesine aldanır, bir kuyunun başına giderek “Midas’ın kulakları eşek kulakları…” diye bağırır.

coban-marsyas-6

Bu sır rüzgarla yankılanır, sazlara, keçilere, yollara, sulara yayılır. Sonuçta Midas’ın sırrını herkes öğrenir. Bir süre dalga geçilir ancak halk zamanla bu duruma alışır. Öyle ki Midas bu kulakları bir ayrıcalık gibi görmeye başlar. Tanrı Apollon cezasının etkili olmadığını hissedince yine öfkelenir ve kulaklarını eski haline çevirir. Ancak halk bu kez de bu “sıradan” kulaklarla alay etmeye başlar.

coban-marsyas-7

Arkeoloji müzelerinde yer alan sayısız heykel, kabartma, rölyef, mezar taşı aslında aynı konuyu anlatıyor. Çobandan krala herkesin özne olabildiği Anadolu efsanelerinin aslında altında nice hikayeler sakladığını…

Hülya Utkuluer

Marmara Üniversitesi Tarih bölümünden mezun oldum. Cumhuriyet dönemi müzeleri hakkında bir yüksek lisans tezi hazırladım. Şu an bir müzede (Cumhurbaşkanlığı Celal Bayar Müzesi) müdür yardımcısıyım ve ayrıca tarih doktorası yapıyorum. Seyahat etmek, okumak, yazmak, yeni tatlar denemek, fotoğraf çekmek ve müzeler ilgi alanlarım arasında.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Çingenelerin Fotoğrafçısı Josef Kudelka

Hayatın tüm gerçekliğini fotoğraflarına dahil eden bir fotoğrafçı Josef Kudelka. Çıplak ve cesurdur fotoğrafları. Umudun ve melankolinin ağır bastığı eserlerinde,...

Kapat