Bahçemizin Halinden Baharımı Kıyasla / Ömer Hayyam

Din çatısı altında insanların sömürüldüğü, hor kullanıldığı, hurafelerin, iki yüzlülüğün ve bağnazlığın hüküm sürdüğü bir Orta Çağ İran’ında; bu hayatı sorgulamış, anlamış, pervasızca anlatmış müstesna bir bilgedir Ömer Hayyam. Kimisine göre sanatçıların şarap piri, dinsiz bir filozofken; bazısı için şarabı simgesel ilahi bir aşkla yorumlamış tasavvufi bir şairdir. Sanılanın aksine dinsiz ve sarhoş olmayan Hayyam, hiçbir zaman için bir sufi de olmamıştır.

O yalnızca bu baskıcı ve çıkarcı Müslümanlık anlayışına uyum sağlayamamış ve bu sistemin kimliğini eritmesine izin vermeden eleştirmeyi ve yazdığı rubaileriyle bizi sorgulamaya itmeyi başarmıştır. Üstelik Hayyam için insanların birbirlerinin yaşamına, fikir ve vicdan özgürlüğüne kast ettiği bu coğrafyada kula kulluk etmek yersizdir. O yüzdendir ki Ömer Hayyam hiçbir zaman kimse için bir övgü şiiri yazmamış, her zaman olduğu gibi görünmekten, yiğit bir kimlikten yana olmuştur.

Onun için hayatın özü sadece bağımsız bir yaşamdan ibarettir. Ne şeriatın keskin hükümleri ne de bu kapalı fikirlerin özgürce yaşamaya izin vermediği bir dünyada şarap, eylemsiz bir direniş niteliğindedir. Şarap bu baskıcı sistem için en ideal sembol, bir panzehirdir.

 

Neden yazgımızın belli olduğu bir hayat için böyle keskin kural yığınları içinde debelenip dururuz ki?

 Yazgının yapısı belliyken o halde neden yaptığımız eylemlerden sorumluyuz?

 İnsancıl, sevgi dolu, huzur veren inanç nasıl olur da gaddarlık boyutunda bir yobazlığa dönüşür? …

 

 

Sanatını bulunduğu çağın ötesinde yaşamış, rubailerinde materyalizm, hedonizm ve nihilizmin etkilerini gördüğümüz aynı zamanda matematikçi ve astronom olan Hayyam, böylesi sayfalar dolusu devam edebilecek irdelemeleri sadece dört mısra ile bizlere anlatabilmiş bir şairdir. Hayatı boyunca sorgulamaktan ve yazmaktan kaçınmamış Hayyam için ; uyum , ölçü ve anlam her şeyi anlatmak için yeterlidir.

Belki de bazen koşulların ve sistemlerin adilliğini, doğruluğunu ve etkilerini peşi sıra kabul etmek yerine tartmak, zamandan biraz uzaklaşıp sorgulamak yeterlidir. İlerlemek adına irdelemek bir gereklilik değil midir?

 

Bahçemizin halinden

Baharımı kıyasla.

Zambaklar verem olmuş,

Kırmızı güller yasta.

Eller yüzler simalar

Resimler aynı değil.

Baharlar bile değişmiş,

Artık her şey bir başka

 

 

Elifcan Koç
Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi BIIBF Maliye öğrencisi
Sanat Karavanı Yazarı

1 Comment

  1. Semih

    17 Eylül 2017 at 13:36

    bu sonbaharda ki ayak izlerim
    sanki geçmiş bir şeyler
    her yerler talan olmuş
    hatıralar bile yanlış
    üç beş kırık bardak
    tas tabak çanak
    bir kaç kiraz dalı
    ürkütülmüş bir kaç kurbağa
    yolcular yok olmuş
    yollar artık bambaşka
    artık akortsuz saz gibi
    dalda kuş çiçekteki arı
    bir uçkur iki bağlama
    yanlızca varı yoğu
    iki göz kırpmışım
    bir kaç da öpücük
    boşunaymış burukluklar
    aceleler, tezler
    hesap kitap yanlışmış
    yıllar boşuna gecmiş
    ayrılıklar hüzünler
    şimdi pususundan
    bakan gözler bir başka
    hesap kitap gerekmez

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Nazlı Kocaçınar

Adım Nazlı Kocaçınar. 30 Temmuz 1994 Tekirdağ doğumluyum, İstanbul’da yaşıyorum. Bahçeşehir Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı bölümünde eğitimim hala devam ediyor....

Kapat