BAUHAUS AKIMINDA GÖRSEL SANATLARIN BİRLİKTELİĞİ

Mimarlık kavramının, birbirinden farklı coğrafyalarda gelişim göstermiş tüm kültürlerin mimarlık tarihleri incelendiğinde ortaya çıkan en önemli özelliklerinden birisi; ‘mimarlık’ tanımının dönemin sanatçıları tarafından, sadece basit strüktürel yapının oluşturduğu bir tanım olmaktan öte tüm görsel sanatların bir arada kullanılması ile oluşturulmuş bir bütün halinde değerlendirilmiş olmasıdır.

Bahsetmiş olduğumuz bu olgu, her devrin en önemli ve zaman zaman devasa boyutlara ulaşan mimari yapılarında kendini göstermektedir. Bu kavramı en iyi şekilde örnekleyebilecek yapılardan birisi Paris’te bulunan ve yaklaşık iki yüz yıllık inşasının ardından 1345 yılında tamamlanan Notre Dame Katedrali’dir. Fransız Gotik mimarisinin güzide örneklerinden olan bu yapı incelendiğinde, giriş cephesinde yer alan üçlü girişlerin her birinin iki yanında yer alan sütunların ve sütunlar üzerinde girişleri çevreleyen tüm silmelerin plastik sanatlara örnek oluşturan estetik heykel gurupları ile bezenmiş olduğu görülür. İç mekanda ise devasa vitraylı pencereler çok sayıda renk ile oluşturulmuş olup, İncil’den çeşitli sahneler içermektedirler. Yapının sahip olduğu tüm bu heykel ve resim örneklerinin, Gotik mimarinin unsurlarını en iyi bir şekilde oluşturan devasa strüktürel elemanlarla da birleşmesi ise yüzyıllar boyunca bilinen Notre Dame Katedrali’ni ortaya çıkarmaktadır.

Notre Dame Katedrali Giriş Kapısı Genel Görüntü

Notre Dame Katedrali Giriş Kapısı Genel Görüntü

Burada fark edilmesi gereken en önemli unsur mimari yapıların, yüzyıllar boyunca fiziki varlıklarını ve en önemlisi de yüzyıllar içerisinde yaşamış ve halen bu yapıların varlığına tanıklık etmekte olan insanların zihninde oluşturduğu muhteşem varlıklarını devam ettirebilmeleri için, görsel sanatların bir arada kullanıldığı ortak mimarlık ürünleri olmaları gerekliliğidir.

Mimarlık söz konusu olduğunda, görsel sanatların diğer kolları olan resim ve heykelden bahsetmek kaçınılmazdır. Mimari yapıların tamamlayıcıları her devirde bu iki sanat kavramı etkisiyle gelişim göstermiştir. Türk sanatının önemli evrelerinden 13. yüzyıl Selçuklu devrine gidelim. Medreselerin kubbe kavsaralarını, pencereler üzerindeki alınlıklarını; camilerin, minarelerini, mihraplarını, kubbe içlerini süsleyen çini bezemelerini ve medreselerin, camilerin, türbelerin giriş kapılarını ve cephelerini dolduran plastik oymaları çıkardığımızı farz edelim, bize değerlendirmek için kalan şey bezemeden ve dolayısı ile görsellikten yoksun mimari yapılar olacaktır.

Konya, İnce Minareli Medrese Giriş Kapısı Detayı

Konya, İnce Minareli Medrese Giriş Kapısı Detayı

Konya Karatay Medresesi İç Mekan; Kubbe, Pandantif, Eyvan Görüntüsü

Konya Karatay Medresesi İç Mekan; Kubbe, Pandantif, Eyvan Görüntüsü

Bauhaus akımının öne sürdüğü esas kavram olan ‘güzel sanatların birleşimi’ düşüncesi bahsetmiş olduğumuz düşünce sisteminin üzerine oturmaktadır. Birinci Dünya Savaşından sonra ortaya çıkan teknolojik gelişmeler içerisinde, mimari yapılardan endüstriyel tasarıma dek geniş bir yelpazede örnek tasarımlar ve projeler sunan bu akımın günümüzde de en çok rağbet gören estetik çizgileri barındırması, mimarinin sahip olması gereken en önemli iki özelliği gözler önüne serer gibidir: İşlevsellik ve estetik.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
16. Frankfurt Türk Film Festivali 30 Ekim’de Başlıyor!

Bu yıl 16'ncısı düzenlenecek olan 'Frankfurt Türk Film Festivali- Altın Elma 2016' 30 Ekim'de Frankfurt'ta başlıyor. 'Emek Dünyası' temasıyla belgesel...

Kapat