Bayramlamalık Bunlar: Ne Yapmalı?

Hemen hemen herkesin tatil gelse de şöyle bir kendimize gelip dinlensek dediği şu günlerde, evde oturmayıp inadına bayramlamalı! ”Ee ne yapmalı peki bu birkaç günlük tatilde?” diye soranlara; çok vakit kaybetmeden çok da eğlendiren seçenekler sunmakta fayda var diye düşündüm.

Mesela işe ilk olarak; ‘’Joan Miró. Kadınlar, Kuşlar, Yıldızlar’’ Sergisini görerek başlayabilirsiniz.

Miró’nun kuşları ve yıldızlarıyla bezenmiş bir sanat yolculuğu;
cats

S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi’nin ev sahipliğini yaptığı, 20. yüzyılın çok yönlü, çığır açan sanatçısı Joan Miró’nun olgunluk dönemine odaklanan sergi 23 Eylül 2014 – 1 Şubat 2015 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. Sergide yağlıboya ve akrilik tablolar, taşbaskı ve aside yedirme baskılar da dâhil olmak üzere, 125 eser yer alıyor ve Miró’nun assemblage tekniğiyle bir araya getirdiği heykellerinin tüm aşamaları model ve çizimlerle beraber sergileniyor. Bu önemli eserlerin yanı sıra, sergide halılar, dokumalar, seramik ve şiir kitapları gibi sanatçının farklı tekniklerdeki çalışmaları da sanatseverlerle buluşuyor, kimi eserler ve sanatçıya ait kişisel eşyalar ise dünyada ilk defa Türkiye’de Sakıp Sabancı Müzesi’nde sergileniyor.

Duvarların Dili: Graffiti/Sokak Sanatı

url

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen sıradışı bir sergiye ev sahipliği yapıyor; “Duvarların Dili: Graffiti / Sokak Sanatı”. Sergi, sokakların başkaldırısı olarak başlayan, günümüzde çağdaş kent sanatı olarak da adlandırılan ve son yıllarda sanat gündemindeki en popüler konulardan biri haline gelen Graffiti / Sokak Sanatı’nı “sokaktan müzeye” taşıyarak, sadece sanatsal bir çevreyi değil, birkaç kuşağı etkilemiş bu fenomenin hem kapsamını hem de kültürel çeşitliliğini yansıtmayı hedefliyor. Sergi sanatçıları müze duvarları ile sınırlamıyor. Beyoğlu ve Beşiktaş Belediyeleri’nin bu sergiye ayırdığı kent duvarlarıyla, İstanbul sokaklarını da onlara açarak hem daha geniş bir alana ve kitleye yayıyor, hem de “içeri” ile “dışarı” kavramlarını tartışma imkânı veriyor.

Sergiyi daha önce gördüm ya da sergilerden pek fazla hoşlanmam diyenler için ise; ikinci bir seçenek mevcut.

‘’Pek Yakında’’ İnşallaaah!

maxresdefault

Cem Yılmaz’ın gösterime yeni giren filmi, ‘’Pek Yakında’’ izleyiciyi zamanda bir yolculuğa çıkartmakla yetinmeyip, içinde bulunduğumuz döneme ait eleştirileriyle oldukça etkili bir düşünsel yolculuğa çıkartıyor. Hemen her karakteri, sahnesi sinemamızın unutulmaz filmlerine ve karakterlerine birer gönderme niteliği taşıyan Pek yakında, Türk sinemasının geçirdiği evrelere; yaşadığı sıkıntılara, güzelliklere ve seyircinin özdeşlik kurduğu hatıralara yer verip izleyiciyle bütünleşiyor. Korsan cd’ci Zafer’in bu işe tövbe edip, ailesini bir arada tutmak için film yapımcılığına soyunmasını konu alan ‘’Pek Yakında’’, Yeşilcam’ın unutulmaz sahnelerine yer vermesiyle de iyi bir ahenk yaratıyor.

Soluğu tiyatroda almak isteyenlere;

4 Ekim Cumartesi Günü Tiyatro Ak’la Kara’da; Kelebekler Özgürdür!

cats

Doğuştan görme engelli olan Don Baker, 35 yaşında ilk kez kendi başına yaşamaya başlamıştır. New York taki küçük dairesinin karşısına Jill adında bir oyuncu taşınmıştır. Don ve Jill kısa bir süre sonra yakınlaşırlar. Jill dünyada hiç kimsenin görmek istemeyenler kadar kör olmadığını Don dan öğrenir. Ve şimdiye kadar hiç görmediği bir dünyayı görür. Fakat bir süre sonra Don ın annesi gelir ve onu kendi evine götürmek konusunda ısrar eder. Don bu ısrara karşı koyunca Bayan Baker, Jill den kendisine yardımcı olmasını ister. Jill Don ın eve dönmesi için elinden geleni yapar. Fakat Bayan Baker oğlunu artık kendi ayaklarının üzerinde durması gerektiğini anlar. Don 35 yıl sonra, karanlık bir dünyada bile olsa yaşamaya başlamıştır.

Yaşını henüz dolduramayanlara; Oyuncak Müzesi!

IMG_1422

Sunay Akın’ın 1990 yılından başlayarak pekçok ülkedeki koleksiyonerlerden, antikacılardan ve açık arttırmalardan kitaplarının ve de gösterilerinin telifleriyle satın aldığı oyuncak tarihinin en değerli eserleriyle kurulan İstanbul Oyuncak Müzesi, uygarlık tarihini daha eğlenceli, daha akılda kalıcı bir öğrenme yöntemi ile ziyaretçilere sunmaktadır. İstanbul Oyuncak Müzesi’nin en önemli özelliklerinden birisi de aileyi bütün üyeleri ile kucaklamasıdır. Oyuncaklardan hoşlananlara, koleksiyon yapanlara güzel bir seçenek olabilir.

Bu bayramda en ihtiyacım olan şey iyi bir müzik diyenlere;

Budapeşte Festival Orkestrası

Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nun yerleşik orkestrası olan dünyaca ünlü Budapeşte Festival Orkestrası, 7 Ekim’de efsanevi şefleri Ivan Fischer ile üçüncü konserlerini vermek üzere CRR’de…
Strauss’un ve Mahler’in çok sevilen eserlerini seslendirecek olan Budapeşte Festival Orkestrası, olağanüstü programı ve kadrosuyla dinleyicilere yeni sezonda bir kez daha merhaba diyor. Orkestra, her konserinde olduğu gibi bu konserinde de seçkin bir programla seyircisiyle buluşuyor. Ünlü Alman besteci Richard Strauss’un, ölümünden bir sene evvel, 1947’de tamamladığı “Son Dört Şarkı”, esere hakim olan huzur, sükunet ve tevekkül atmosferinin benzersiz kullanımıyla ayrıcalıklı bir yere sahip… “Son Dört Şarkı”, ayrıca şiirlerin güzelliği ile de klasik müzik literatürünün en dingin, zarif ve gizemli yapıtlarından birisi olarak anılmaktadır.

Piatango’lamalı!

Piatango, Türk ve dünya tangolarına farklı yorumları ve özgün besteleriyle 7 Ekim’de Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde müzikseverlerle buluşuyor. Dünya ve Türk tango repertuvarına farklı yorumları ve özgün besteleri ile 2007 yılında bu yana izleyiciyle buluşan Piatango, modern tangonun orijinal yorumlarını sanatseverlere şimdiye kadar daha önce duymadıkları şekilde zengin orkestrasyon düzenlemelerle sunuyor.
İlk albümünün hazırlıklarını yapan grup, solo konserleri yanı sıra Türkiye’nin değerli müzisyenleriyle de özel konserler veriyor. Bu özel gecede Piatango’nun konuğu Gülcan Altan olacak. Birçok dilde söylediği şarkıları, Türkiye’de ve dünyada verdiği konserleri, Vedat Sakman’ın bestelerinden oluşan ilk albümü Gülümser’i, 10 dilde 10 şarkılı Anlat’ı, Adigece-Abhazca şarkıların yer aldığı Gunef adlı Çerkesce albümleri, ve çok yakında dinleyici ile buluşacak olan yeni albümü ile Gülcan Altan, Piatango ile Beyoğlu Hayal Kahvesi konserinde tango besteler ve kendi şarkılarından oluşan bir repertuvar ile hayranlarının karşısında olacak.

Unutmak gizli bir yetenek diyenlere okumalık; ‘’Bekleyiş, Unutuş!’’

cats

Her şeyin bittikten sonra başladığını imgeleyen ve Maurice Blanchot’a ait olan ‘’Bekleyiş, Unutuş’’ birbirlerini hiç hayal etmeyen iki kişinin birbirleri için yaratılmış olmalarını isteyecekleri biri tarafından, bir kelimeyi unutarak, bir kelimede tüm kelimeleri unutarak hayal edilişi üzerinden ilerlemekte. Unutmaya, onun bize geldiğinden fazla yaklaşmıyoruz, ama birdenbire, unutmak önceden beri hep orada olmuş oluyor ve unuttuğumuz zaman, çoktan her şeyi unutmuş oluyoruz, biz unutmanın devinimsizliği ile orantılı olarak, unutmaya doğru hareket ederiz. Hiçbir zaman Blanchot bunu demiştir bu cümlesinde diyemeyeceğiniz bir yazar olması belki de kitabını okumanız için size sunulan ayrı bir serüvendir. Kimbilir?

Küçücük Diktatörlere; Serüvenler!

cats

İsveçli yazar Ulf Stark’ın yazdığı, Finlandiyalı illüstratör Linda Bondestam’ın çizimlerini yaptığı kitap, küçük bir çocuk üzerinden diktatörlüğün ne kadar gülünç ve acınası bir durum olduğuna dikkat çeken, ‘’Diktatör’’ her ne kadar çocuk kitabı olsa da büyüklerin de içselleştirebileceği fikirlere yönelik.
“Kim korkar Diktatör’den? Herkes.
Kim teselli eder Diktatör’ü? Herkes.
Kim alkışlar Diktatör’ü? Herkes.
Fakat küçük Diktatör hep yalnız kalır sonunda.
Kiminle arkadaş olacağına bile tek başına karar veremez.”

 

Anıl Basılı

Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğrencisi, gazeteci adayı, torpilsiz televizyoncu, kültür-sanat işçisi, psikoloji, mitoloji ve sinemasever.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Suç ve Ceza Film Festivali “Yoksulluk” Temasıyla Başlıyor!

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından bu yıl 6'ncısı düzenlenecek olan festival, 'yoksulluk' temasıyla başlıyor. Festivalin açılış galası Cemal Reşit Rey'de...

Kapat