“Ben çabuk severim insanı, belki bundandır yıkılışım.” / Arkadaş Zekai Özger

Dizelerin kırık sevinci. Öfkeyle çoğalan tekliğin genç ve ölü sahibi. Sakalsız oğlanı. Büyümeyi reddeden, hep çocuk kalmış ve çocuk kalacak, gücüne anlam veremediği erkekliği sahiplenmeyen ve biraz da bu yüzden çocuk bırakılıp kenara itilmiş güçlü bir şair Arkadaş Zekai. Onun şiirinde, ironik bir toplumsal eleştirinin ötesinde, yalnızlığın, ötekileştirilmenin ve yoksulluğun sesini duyarız. Özger, kurduğu şiir dilinde, erke dayanan sistemlerin ötekileştirme dinamiklerini ve ötekileştirilmiş bireylerin iç hesaplaşmalarını ve duygularını zeki bir ironiyle açığa çıkarır.

‘‘ne kadar üstelesem yanlış bir değişimi
bir proleterin oğlu olduğuma inandıramıyorum kimseyi
inandıramıyorum babama bir proleter olduğunu

babam çok eski bir partizan
kötü bir halk partisinin kalıntısına yamamış nefretini
acıyı ve bir dönemi benden iyi biliyor
ne zaman içki içsek bir cuma gecesi ertesi
açlığı ve yoksulluğu benden iyi anlatıyor

benim bir abim iki abim varmış
açlık ve yoksulluk kötü bir şefin döneminde
ikisine de almış

 


çünki dönem o dönemmiş
ablalarım kalıntı toplarmış pazardan
ağabeylerim buz satarmış

babamsa memur ayakkabılarının tamiratına
nefretini yamarmış

annem bir sabır küpü
annem bir acı küpü

acıyla beslemiş yüreğini
yoksulluğu ve açlığı acıyla doyurmuş
ve acıyla büyütmüş bebeğini
acıyla doğurmuş

ben işte eksik bir birikimin tortusuyum
geçmişlerde yoğrularak çocukluğum
bana hep acıyı ve hüznü öğretti

ezilmişliğin kompleksiyle büyüdüm böyle
yaşıyamadığım günlere özlemli
yaklaşmak istedikçe burjuva özentilerine
sınıfım çekiyordu utandırarak beni
yaklaştıkça üşüyen damarlarımdaki hınç
çekildikçe yanıyordu sınıfımın ateşinden

ben işte bunun için
bir burjuva kuklasıyım, korkak
ve acemi bir militanım
hüzne ve yalnızlığa yakın

gördüm ki bir cuma gecesi ertesi
babamın eskimiş bürokrat ayakkabılarının tamiratına
nefretle vurduğu örsü ve çekici
öfkesini köseleden ayırdığı bıçak
açılmış bir gül gibi duruyor önümde’’

Çok fazla ziyaret edemedik seni Arkadaş. Kişi sayısı azdı. Ama yerin, konumun belli. Çeliğe su verildiyse senin mezarına da ab-ı hayatı getireceğiz. Suyu dört bir tarafına, oyuklara doğru izzet-i ikram edeceğiz. Seni yayınevlerine hapseden zihniyetlerin perdesi açılıyor. Olacak ya, rüzgârın yönü gökkuşağının arkasından esecek ya. Bekle bir sonraki göklerin kuşağını. Gök kuşağını.

‘‘ben az konuşan çok yorulan biriyim
şarabı helvayla içmeyi severim
hiç namaz kılmadım şimdiye kadar
annemi ve allah’ı da çok severim
annem de allah’ı çok sever
biz bütün aile zaten biraz
allah’ı ve kedileri çok severiz

hayat trajik bir homoseksüeldir
bence bütün homoseksüeller adonistir biraz
çünkü bütün sarhoşluklar biraz
freüd’ün alkolsüz sayıklamalarıdır

siz inanmayın bir gün değişir elbet
güneşe ve penise tapan rüzgarın yönü
çünkü ben okumuştum muydu neydi
bir yerlerde tanrılara kadın satıldığını
ah canım aristophones


barışı ve eşek arılarını hiç unutmuyorum
ölümü de bir giz gibi içimde
ölümü tanrıya saklıyorum
ve bir gün hiç anlamayacaksınız

güneşe ve erkekliğe büyüyen vücudum
düşüverecek ellerinizden ve
bir gün elbette
zeki müren’i seveceksiniz
(zeki müren’i seviniz)’’

Okumadan geçmeyin: Tanış Olmak, İşi Kolay Kılmak, Sevmek ve Sevilmek Üzerine

Ozan Aziz Dilber
İçimizin imârını sanat vesilesiyle yapabileceğimize inanıyorum. Kendi hikayemi didik didik ederken başkalarına da anlatacak hikayeler biriktiriyorum. Bu yüzden 2015 yılından beri Sanat Karavanı ailesinin içerisindeyim. Aynı zamanda hukuk fakültesi mezunuyum. Tanpınar’ın dizeleri ile bitireyim: ”Rahatını bozduk zavallı bir taşın / eşyanın uykusundan uyandırdık / varlığın çarkına takıldı hiç yere.”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Sertab Erener Vapur Müzisyenleriyle Şarkı Söyledi!

Beşiktaş-Kadıköy vapuruna binen ünlü sanatçı Sertab Erener, vapur müzisyenleriyle beraber mini konser verdi. Kadıköy'den Beşiktaş'a vapurla geçen ünlü sanatçı, seyahat...

Kapat