Ben Zaten Hiç Beceremedim, Hiçbir Şey, İç Yangını Anılar Yaratmaktan Başka / Vüs’at O. Bener

“Yanlışlığın nerede olduğunu tam kestiremeden öleceğim gene de.”

Vüs’at Orhan Bener

Sapkın ve sınır tanımayan bir ironi, postmodernleri kıskandıracak üslup denemeleri, çetin, dolambaçlı ama öte yandan da iktisatlı bir dil, Bener’in tüm düz yazılarında olağanüstü bir uyumla bir araya gelmiştir. Dost ve Yaşamasız’daki ilk öykülerinde konularını geniş bir alandan seçmiş, karakterleri arasındaki psikolojik gerilim genellikle öykülerinin temel unsurlarından biri olmuştur. Romanlarında ise kendi yaşamından ciddi izler görülebilmekte olup çoğunlukla hayatla alıp vereceğinin ne olduğunu bilemeyen, mutsuz, huzursuz, taşraya ya da büyük şehir içindeki kendi taşrasına sıkışıp kalmış insanları anlatır. Özellikle romanlarında, çok yoğun ve ustaca yedirilmiş bir ironi karşımıza çıkar ve kelimenin tam anlamıyla acıtır okuyanı.

Buzul Çağının Virüsü ve Bay Muannit Sahtegi’nin Notları en önemli iki romanı olup özellikle birincisi benim gözümde Aylak Adam ve Tutunamayanlar ile birlikte Türk Edebiyatının en müstesna köşesinde yer almayı hak etmiştir.

Ayrıca Tutunamayanlar’daki Süleyman Kargı karakterinin Vüsat O. Bener’den esinlenilerek oluşturulduğu rivayet olunur. Oğuz Atay‘la olan arkadaşlıkları ve Süleyman Kargı’yla Bener’in romanlarındaki anlatıcının benzerliği düşünüldüğünde akla yatkın görünmektedir söz konusu rivayet.

“sana yirmi beş yaş dayanılmaz haşarılığını kanıtlayan yazılarından kopya ettiğim bir kaçını gönderiyorum. kızma! biliyorum yanlıştı sana gelmem. kalan yanlışlıklar değil midir zaten. karşılaştığımız ilk gün gözlerinde beliren huysuzluğu duyumsamıştım. seni değişmiş görmeyeceğim hiç. görmek de istemiyorum. hep aynı o aşk adamı, töre kaçkını delikanlı. birdenbire gecikmiş çöküntüye dayanamayan byron portresi. ben çürüdüm senin adına durmadan, bilerek. ellerime baktın. çoraktı, çatlaktı. belki tek vurgunluğun gözlerimeydi. onlardı eskitilemeyen. yıpranmazdılar ben isteseydim bile. bir süre oyalanma gücünü veren sana. yakınmıyorum.

yanlışlığın nerede olduğunu tam kestiremeden öleceğim gene de. kin tutmaya ödün vermez bir ölüm olacak, umutlanma. bunalımlarını neye dayandırmak istersen iste, açılmazdın, açılmana yardım edemezdim. tüm cayabildiklerimi ellerine tutuşturmaya kalkışsaydım, nasıl küçülürdüm biliyorum. o bilişi, onurlu alınganlığını yerleştirdiğin yüreğimin suçu ne? biz bir varoluşun içinde ya da dışındaydık, onu hiçbir payanda ayakta tutamazdı. susacaksın kuşkum yok, bu susku’yu senden önce salt unutulmuşluğa götürmeyi diliyorum. kanayan tutkularında neyi parçalasan içinde ben varım, dahası ruhgöçümüne uğrayarak ben olacağım!.. mutluyum, nasıl isterdim bunu bilmeni. bildiğini bilmek umudu, artırmıyor mu sanıyorsun acımı. aynı zamanda şaşkın bir doğa çarpığı. ne iskender’ler imgeledim, ne salvador dali’ler sende. bir gün beni yersiz yücelterek içini rahatlatmaya zaman bırakacağımı da seziyorum. kocadı yüreğim artık, durmaya gönüllü. duymayayım da yanıl, kutsa benden sonra beni, bağışladım şimdiden. masalımızı yazamayacaksın yaşadığıma inandıkça. işin kötüsü, yok olduğuma da inanamayacaksın! gene de esirgeyeceğim seni, kesin ardıma bırakacağım, senin dileğin de bu, öylesine hırpalıyorsun çünkü, değmez bulacak, insanlık tragedyası karşısına çıkarılmış clown fantezisi sayacaksın, bize göre dünyamızın çocuk kalmış sevdasını! oysa, bir kez ölümlü bakışını durdurabilseydin zamansızlıkta… dur, yokla bedenini, bak ne sıcacık! hep kıskandın kendini, kendinden canım aptalım benim. sen hep yanılgı ve yenilgilerden oluştuğun için yaşayabilensin!”

Buzul Çağının Virüsü

orhan-bener-1

Barış Bıçakçı şöyle göndermede bulunuyor Sinek Isırıklarının Müellifi’nde Vüs’at O. Bener’e:

“Zaten bu dünyada çoğunluğu, herkesin kendisine hayran olduğunu düşünenler ile kimsenin kendisini sevmediğini düşünenler oluşturur, geri kalanlar ise Vüs’at O. Bener okurudur. ” (sy.114)

Minimalist edebiyatın bayrak taşıyanı, popülizme kurban gitmiş çok kıymetli bir yazar Vüs’a O. Bener. Kavramları, duyguları almış avuçlarının arasına, sıkıyor. Sadeliğin zerafetini sunuyor, şöyle ki:

“Bir genç kadın, duygu eksik yazdıklarınızda, dedi, acıyarak kuşkusuz. Oysa duygu, acınası zavallı. Yenilmeye lâyık! deşmeyegör, altı korkunç yüzsüz.”

orhan-bener-2

Ozan Aziz Dilber
Kocaeli Üniversitesi Hukuk bölümü öğrencisi.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
‘Ormanlardan Hemen Önceki Gece’ Yeni Sezonda da Sahnede!

Geçtiğimiz sezonu ödüllerle kapatan 'Ormanlardan Hemen Önceki Gece' oyunu, Rıza Kocaoğlu'nun tek kişilik performansıyla yeni sezonda da sahnedeki yerini alıyor. 2014-2015...

Kapat