Bilinçaltını Özgürleştirerek Ortaya Çıkaran Tutkulu Dışavurumcu: Chaim Soutine

‘Bir gün bir köyde, bir kasabın kuşun boynunu kestiğini ve kestiği yerin derin derin kanadığını gördüm. Ağlamak istedim, kasabın neşeli ifadesi boğazımda bir hıçkırık olarak kaldı. Çizmeye yeni başladığım dönemde, profesörümün portresini çizmeye çalıştığımda fark ettim ki hala bu histen kurtulabilmiş değildim.’Derisi Yüzülmüş Öküz’ tablosunda dışarıya vurup çıkartmak istediğim gözyaşı aynıydı. Hala başarabilmiş değilim.’

Rus asıllı Yahudi bir ressam olan Chaim Soutine (1893 – 1943), Avrupa geleneğinde klasik resimlerden esinlenerek, Rembrandt , Chardin ve Courbet eserlerinden ilham alarak, şekil, renk ve üslup olarak tartışmasız bir şekilde öznelliği resmetmiştir.

Muhteşem Yalnızlık

1916’dan başlayarak ressam, Fransa’nın güneyinde önce Ceret’de, daha sonra da Cagnes Sur-mer’de yaşamaktan büyük mutluluk duymuş ve buralarda hakiki bir sıcak çarpmasına uğramıştır. Biçimleri burup bükerek özünü değiştirmiş, böylece şişkin ve daralmış  figürler oluşturmuştur. Soutine’in dışavurumcu fırça darbeleri soyut ekspresyonizmin habercisi olarak kabul edilir. Resimlerinde yer alan ve her biri planlanarak atılmış fırça darbeleri portreye psikolojik derinlik ve izleyicinin içine işleyen bir görünüm kazandırmıştır.

Tutkulu Bir Soyut Dışavurumcu

Eserlerinde tutkuya aşırı bir duyarlılıkla yer veren ressam, portresini resmettiği kişilere karşı gerçek bir sevgi ve bağlılık taşımış. Genellikle yakınlarını resmettiği bu portrelerde sıklıkla koyu bir fon üzerinde sergilediği insan figürleri, gerçek boyut ve görünüşlerinden tamamen uzaklaşmış, aşırı derece deforme olmuştur. Daha da yakından inceleyerek baktığımızda karşılaştığımız genleştirilmiş bir yüz, uzatılmış bir burun yerinden oynatılmış kırmızı dudaklardır. Sanatçının çizimindeki bu üslup eserin karakterini sağlamlaştırdığı gibi portresi çizilen kişinin karakteristik özelliklerini, görünüşündeki detayları abartılı bir şekilde ön plana çıkarmasıyla izleyicisinin dikkatini çekmektedir.

Le Groom

Chaim Soutine,Paris’in düşük ücretle çalışan işçilerinin çok sayıda portresini yapmıştır. Otellerin kapı görevlilerinin, hizmetçilerin resimlerini onları herhangi bir şekilde yüceltmeden ama her zaman bireysel özelliklerine dikkat çekerek resmetmiştir.

‘Le Groom’ (1925) adlı resimde, figürün zor yaşam koşullarına yoğunlaşmıştır. Resimdeki genç adamın zayıf yüzü yaşından büyük gözükmesine neden olmuş ve yüz ifadesinden işi dolayısıyla yorgun düştüğü açıkça anlaşılmaktadır. Soutine’in birçok resminde olduğu gibi, bu resminde de rahatsızlık verici bir enerji hakimdir ve figürün köşeli yüzü bu etkiyi pekiştirtirmiştir. Dairesel fırça darbeleri sanatçının zihinsel yapısı hakkında bazı ipuçları vermekte ve ressamın depresyona modelinden daha yakın olduğunu göstermiştir. Bu durum Vincent Van Gogh’un dışavurumcu fırça darbeleriyle benzerlik kurulmasını sağlasa da Soutine, Rembrandt gibi daha eski ustaların özelliklerini eserine dahil ederek bu etkiyi azaltmıştır.

Cagnes Manzarası

Vence’deki Ağaç

‘Cagnes Manzarası’, ‘Vence’deki Ağaç’ Fransa’nın güneyinde yaşarken yaptığı çalışmalarından bazıları… 1925’ten sonra ‘Derisi Yüzülmüş Öküz’ dizisine başlamış, bu dizide sanatçının doğrudan doğruya ressam Rembrand’tan esinlendiği ve en sıradan nesnelere olan eğilimini yansıttığı görülmüştür.

Derisi Yüzülmüş Öküz

Soutine bir keresinde stüdyosuna bir hayvanın cesedini getirerek bütün komşularını korkutur. Daha sonra bu gövdenin resmini yapar. Komşular sanatçının giderek kokuşan modelinin yaydığı pis kokudan ötürü polise giderler bu yüzden Soutine’e hijyenin önemine dair bir ders bile verilmiştir. Şubat 2006’da Soutine’in ‘Derisi Yüzülmüş Öküz’ isimli tablosu Londra’dan ismi açıklanmayan bir alıcıya 7.8 milyon sterline satılmıştır.

Aynı eğilim, hizmetkarları işlediği portrelerinde de göze çarpar. ‘Garson’, ‘Hizmetçi Kadın’, ‘Ağaçlı Yol’, ‘Köy’ isimli çalışmalarında kullandığı teknikler birbirine çok yakındır. Yüzlere gergin bir hava vermiştir. Kırmızılar ve beyazlardan oluşan renk öğesi, biçimi yönlendirir ve çevreler. Böylece heyecan ve endişe duygusunun belirmesini sağlar. ‘Koro Çocuğu’ ve ‘Nişanlı Kız’ gibi 1937’de birkaç tuvalden oluşan bir sergiden sonra Soutine’in üretimi giderek azalmıştır. Resimlerindeki devrimci öz 20.yüzyıl sonlarına kadar uzanan bir etki yaratarak Francis Bacon ve Willem de Kooning gibi sanatçıların eserlerinde ufuk açıcı güç olmuştur.

Köy

Koro Çocuğu

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Torres’in Kırmızılı Kadınları

Kullandığı güçlü renkler ile dikkat çeken Julio Romero de Torres, İspanya kültürüyle özdeşleştirdiği kadın portreleri ile etkileyici resimler üretti. Onun...

Kapat