Bir Acıyı Fotoğrafa Yükleyebilmek | David Seymour

Savaşın yarattığı yıkım arasında, bir insanın yaşamı nasıl devam eder? Kaosun ortasında kalan insanın çaresizliği, sıkışmışlığı fotoğraflara nasıl yansır. Ve Sontag’ın deyimiyle:” Başkasının acısına” nasıl bakılır? David Seymour, bu sorular üzerinden yaşamı irdeleyen bir fotoğrafçı. Savaşın değiştirdiği yaşamlara değinen sanatçı, bunu yansımayı imgeler aracılığıyla gerçekleştirdi.

Robert Capa ve Henri Carter Bresson gibi değerli sanatçılarla birlikte çalışmalar üreten Seymour, acı ve çocuk imgesi üzerinde yoğunlaştı.  Foto muhabiri olarak çalıştığı dönemde, onu en çok çocukların yaşadığı acılar etkilemişti. Seymour’un çektiği fotoğraflar derin etkiler yaratmıştı, bu nedenle II. Dünya Savaşı devam ettiği sıralarda UNICEF tarafından görevlendirildi.  Ve savaşın en savunmasız mağdurlarını fotoğraflar aracılığıyla yansıttı.

Sanatçı; Avusturya, Yunanistan, İtalya, Macaristan, Polonya, İspanya, İsrail gibi ülkelerde çatışmaların arasında kaldı.  Ruhsal yönden çökmüş ve fiziksel travma geçirmiş çocuklarla karşılaştı. Ailelerinden uzaklaştırılmış, kamplara kapatılmış, aç bırakılmış, tecavüze uğramış çocuklarda, unutulmayacak derin yaralara tanıklık etti.

Seymour’un en ürpertici portrelerinden biri Tereska’dır.  Nazi kampından kurtarılan Tereska, yaşadığı travma için özel bir tesise yerleştirilmişti. Nitekim sanatçı Tereska’nın fotoğrafını çekerken tahtayı karalayan bir kız çocuğunun ötesinde başka şeyler gördü: “Fotoğrafa baktığımda; donuk, boş bakan gözler ve yüzüne sinen korku içerisinde dehşete düşmüştüm.”

David Seymour, 1942 yılında Nazi baskısından kurtulmak için soyadını değiştirerek Amerikan vatandaşı oldu. Kendisi başına gelebilecek korkunç şeylerden uzaklaşsa da ailesi Naziler tarafından öldürüldü.  Sanatçı, siyasal çıkarlar uğruna yok olan insanlığın dramını yansıtırken kendisi de trajik bir biçimde, 1956 yılında İsrail-Filistin savaşını görüntülerken vurularak öldürüldü. Seymour’dan geriye bir acının panoraması kaldı.

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

1 Comment

  1. Hasan Cevad

    14 Kasım 2017 at 18:58

    İnsan her şarta uyuyor. Ruhunda isyan değil hayat dürtüsü var. Bu nedenle uzun ömürlü oluyor zulüm.
    Çalışma için tebrikler.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Ülkelerin En Sevdiği Kitaplarla ”Dünya Edebiyatı Haritası” Yapıldı!

Reddit sitesi editörlerinden Backforward24, ülkelerde en sevilen kitapların kapaklarından oluşan rengarenk bir “dünya edebiyatı haritası” yarattı. T24'te yer alan habere göre,...

Kapat