Bir Devrin Efsanevi Modern Palyaçosu: Şarlo

“Hayat; uzak çekimde komedi, yakın planda trajedidir.”

Tom Wilson (le policeman), Charlie Chaplin (le vagabond) et Jackie Coogan (le gosse)

 “Üzgünüm ama ben bir imparator olmak istemiyorum. Bu benim işim değil. Kimseyi yönetmek ya da fethetmek de istemiyorum. Herkese yardım etmek istiyorum. Yahudi, Yahudi olmayan, zenci, beyaz. Hepimiz başkalarına yardım etmeliyiz. İnsanlık böyle başlar. Biz birbirimizin mutluluğu için yaşamayı isteriz, kötülüğü için değil. Bu dünyada, herkes için yer vardır, yeryüzü zengindir ve bunu herkes paylaşabilir. Yaşam tarzımız özgürlük ve güzellik olmalıdır. Ama biz yolumuzu kaybettik. Açgözlülük insan ruhunu zehirledi, dünyayı nefretle kuşattı, bazıları bizi üzüntü içinde bıraktı. Hızlı geliştik ama bu sırada kendimize de zarar verdik. İstediklerimizi elde etmek için makineleri kullandık. Bilgimizi olumsuz, zekâmızı sert ve kaba kullandık. Çok fazla düşündük ama çok az hissettik. Makinelerden çok, insanlığa ihtiyacımız var. Zekâdan çok şefkat ve kibarlığa ihtiyacımız var. Bunlar olmadan yaşam şiddet dolu olur ve her şeyi kaybederiz. Uçaklar ve radyo bizi yakınlaştırıyor. Bu icatlar insanlığın erdemlerini etkileyecek ve insanlar arasındaki kardeşliği ve birliği geçekleştirebilecek. Şu anda bile sesim milyonlarca insana, milyonlarca umutsuz erkek, kadın ve çocuğa erişiyor. Sistemin kurbanlarına ve işkence çeken kişilere ve hapisteki masum insanlara. Beni duyanlara şunu söyleyeceğim, umutsuzluğa kapılmayın. Umutsuzluk şu an üzerimizde ama bunu da atlatacağız. İnsanlığın ilerlemesinden korkanlar ezilip gidecekler. İnsanlığın nefreti geçecek, diktatörler ölecek ve onların insanlardan aldığı güç insanlara geri dönecektir. Son insan ölene kadar özgürlük asla yok olmayacaktır. Askerler, kendinizi bu zebanilere teslim etmeyin. Sizi küçümseyen, sizleri köle yapan yaşamlarınızı sistematikleştiren, ne düşüneceğinizi, ne hissedeceğinizi, ne yapacağınızı söyleyen sizi terbiye eden, size koyun gibi davranıp, savaşa gönderen bu insanlara. Kendinizi makine kalpli, makine düşünceli, bu makine kalpli, makine adamlara teslim etmeyin. Sizler makine değilsiniz, sizler koyun değilsiniz, sizler insansınız. Kalbinizde insanlık sevgisine sahipsiniz. Sizler nefret etmezsiniz sadece hiç sevilmemiş olanlar nefret eder hiç sevilmemişlik doğal olmayandır. Sevgisiz ve nefret dolu olmayın. Askerler, kölelik için savaşmayın, özgürlük için savaşın! Aziz Luke’in dediği gibi cennetin kapıları insana açıktır. Bir kişiye, bir gruba değil, herkese açıktır. Güç sizin, halkın elindedir. Makine ve mutluluk yaratma gücü. Bu güçle hayatı hür ve güzel yapın. Harika bir maceraya dönüştürün. Demokrasinin verdiği bu gücü kullanalım. Birlik olup harika bir dünya yaratalım. Herkese iş sağlayan, gençlere umut, yaşlılara garanti veren bir dünya. Yobazlar bunları vaat ederek iktidarı aldılar. Yalan söylediler. Zaten asla sözlerini tutamazlar. Diktatörler kendi hırsları için halkı köleleştirir. Biz bu vaatleri yerine getirmek için savaşalım. Dünyayı kurtaralım. Milli engelleri yok edelim. Hırs, kin ve yobazlığı yürürlükten kaldıralım. Aklın idare ettiği bir dünya için savaşalım. Bilim ve ilerleme herkese mutluluk getirsin. Askerler, demokrasi adına birlik olalım. Hannah! Beni duyuyor musun? Neredeysen aç gözlerini. Bulutlar dağıldı, güneş çıkıyor. Karanlıktan ışığa çıkıyoruz. Yeni bir dünya kuruluyor. Dost bir dünya. İnsanlığın nefret ve hırslarından kurtulduğu bir dünya. Yukarıya bak! İnsan ruhunun kanatları var. Uçmayı öğrendi. Gökkuşağına doğru uçuyor. Umuda, yarınlara doğru uçuyor. Parlak yarınlar herkesin olacak. Senin, benim, hepimizin. Yukarıya bak Hannah!”

(The Great Dictator filminden)

Bir-Devrin-Efsanevi-Modern-Palyacosu-Sarlo-2

“Benim acım birinin gülüşüne sebep olabilir. Ama benim gülüşüm asla birinin acısına sebep olmamalı.”

Charli Chaplin 16 Nisan 1889, Londra doğumlu. İngiliz sinema yönetmeni, oyuncu, komedyen ve yazarın asıl adı, Sör Charles Spencer Chaplin. Yarattığı “Şarlo” (Charlot) tiplemesiyle, bol pantolonlu, melon şapkalı, büyük ayakkabılı, sürekli bastonunu çeviren ve sakar hareketleri ile gülünç tavırlar sergileyen, altmıştan fazla kısa metrajlı filmde oyunculuk ve yönetmenlik yapmış, Londralı sanatçı bir anne ve babanın çocuğu.

Charles Spencer Chaplin ya da dünyaca tanındığı ismiyle Şarlo, hayatı boyunca trajedi ile komediyi bir araya getirmeyi başarmıştı. Yaptıklarıyla ve eserleriyle ezilenlerden yana oldu. Bu yüzden hakkında birtakım iddialar ortaya atıldı, “komünist” olmakla suçlandı. Naziler tarafından ortadan kaldırılması gereken Yahudiler listesine dâhil edildi. Fakat o asla pes etmedi.

Charlie Chaplin’in Çocukluğu

Bir-Devrin-Efsanevi-Modern-Palyacosu-Sarlo-3

“Komedi yapmam için bana tek lazım olan bir park, bir polis ve güzel bir kız.”

16 Nisan 1889 yılında Londra’nın fakir semtlerinden biri olan East Lane, Walworth’ da doğar. Annesi ve babası profesyonel sahne sanatçısı olan Chaplin’in küçük yaşlarda sahneye çıktığı bilinmektedir. Annesi ve babası, Chaplin çok küçükken ayrılır. Annesi Hannah Harriet ilk kez on dokuz yaşında sahneye çıkmıştır. Sahne adı Lily Harley’dir. Anne Hannah, 1894 yılında bir sahne performansı sırasında sesini kaybedince psikolojisi bozulur. Bununla beraber ekonomik sıkıntılar baş gösterir. Charlie Chaplin ve üvey kardeşi Sydney Chaplin’in yaşamı, annelerinin durumu kötüye gitmesiyle daha da zorlaşır. Charlie ve Sydney, metresi ile birlikte yaşayan babaları Charles Chaplin’nin yanına gönderilir. Bu dönemde iki kardeş Kennington Road School’a yollanır. Bu sırada alkol bağımlısı olan Charles Chaplin Sr., alkol krizi yüzünden hayatını kaybeder. Anne Hannah, rehabilitasyon merkezinden çıkarıldıktan kısa bir süre sonra yeniden nüksedince yeniden rehabilitasyon merkezine gönderilir. Zor bir hayat yaşayan çocuklar, Workhouse olarak adlandırılan ve kötü koşulları ile tanınan bir bakımevine yollanır. Bu yıllarda Charlie Chaplin’in dilencilik yaptığı söylenmektedir. Chaplin’ in Walworth ve Lambert’te geçirdiği bu yoksulluk günleri onda derin izler bırakır ve ileriki yıllarda filmlerinde seçtiği mekân ve konularda sık sık kendini gösterecektir.

Bir-Devrin-Efsanevi-Modern-Palyacosu-Sarlo-4

“Benim geçmişteki ve halen sürmekte olan en müthiş günahım, geçerli görüşlere uymayan bir kişi olmaktır.”

Charlie Chaplin’in İlk Oyunculuk Yılları

Sahneye ilk kez sekiz yaşındayken çıkan Chaplin, küçük bir dans gösterisi yapar. Aileden gelen bir yetenekle, kardeşi Sydney ile birlikte tiyatrolarda, müzikhollerde sahne alırlar. Ciddi anlamda ilk sahne deneyimini The Eight Lancashire Lads adlı grupta çalışırken yaşamıştır. 1900 yılında üvey kardeşi Sydney, Londra Hipodromu’nda “Cinderella” adlı oyunda ona iş bulur. 1903 yılında “Jim: A Romance of Cockayne”, 1906 yılında ise ilk düzenli rolü olan “Sherlock Holmes”da gazeteci çocuğu oynar. Chaplin, Fred Karno topluluğu ile 1913 yılında ABD’ye gider. Bu toplulukta ona, daha sonraları Laurel ve Hardy ikilisinin Laurel’i olarak ünlenen Stanley Jefferson eşlik eder. Aynı odayı paylaşırlar. Bir süre sonra Stanley İngiltere’ye döner. 

Bir-Devrin-Efsanevi-Modern-Palyacosu-Sarlo-5

”Dünya herkese yetecek büyüklükte. Onun için, başkasının yerini kapmaktansa, çalışarak gerçek yerinizi bulun.”

Charlie Chaplin’in Amerika’daki Yılları

Amerikalı film yapımcısı olan Mack Sennet’in dikkatini çeker ve sahibi olduğu Keystone Film Şirketine bağlı olarak çalışır. Haftada 150 dolar alan Chaplin, sahnelere bir daha dönemez. Zamanla imajı oturan Charlie Chaplin, Keystone’ un en ünlü yıldızı haline gelir. Chaplin’in özellikle ilk döneminde oynadığı filmlerin tarzı “slapstick” olarak adlandırılır.

Slapstick, özellikle iki dünya savaşı arasında yaygınlaşan ve ortak özellikler taşıyan Amerikan komedi filmlerine verilen isimdir. Slapstick filmler genellikle belli bir kalıba dayalı doğaçlamalardan oluşur. Filmin doruk noktaları genellikle bir pasta savaşı ya da karmaşık bir polis grubunun işin içine karıştığı bir kovalamaca sahnesidir. Espriler, düşme, şiddet ve çevreye verilen zarar üzerine kuruludur. Charlie Chaplin, Buster Keaton, Harold Lloyd, Laurel ve Hardy, o dönemin slapstick filmlerini çekmişlerdir. Slapstick’in etkileri günümüz Hollywood sinemasında da görülmektedir. 1960’lı yıllarda Pembe Panter serisi üzerinde slapstick etkisi hissedilir.

Popülist yaklaşımlara, hiçbir zaman benimsemediği bazı yönetim biçimlerine ve teknolojiye yönelik ağır eleştirilerini ise yine bu komedi tarzının içinde eritmiş ve sessizce seyirciye ulaştırmayı bilmiştir.

2 Şubat  1914 yılında çekilen ilk filmi Making A Living’dir. Charlie Chaplin 1914 yılında, 34 tane filmde başrol oynamıştır. Çekilen kısa filmlerle hareket komedisini daha da geliştirir. Charlie Chaplin, yarattığı Şarlo tiplemesine, Duygusal Serseri adını verir. Filmlerinin birçoğunda açlığı anlatan Chaplin, açlığı yaşayan sanatçı olarak bilinmektedir. Sigmund Freud şöyle demiştir; “O hep aynı kişiliği oynuyor. Kederle örülü ilk gençliğindeki halini.”

Neredeyse her Amerikan şehrinde, sinema salonlarının önünde Şarlo tiplemesiyle Charlie Chaplin’in posterleri, halkın çoğunluğunun yoksulluk, işsizlik ve açlıkla boğuştukları bir çağda, kitleleri kısa bir süre de olsa sorunlardan uzaklaştırmanın habercisi olarak kabul edilmiştir.

Otoriter kişilerin resmi akşam yemekleri için kullandıkları kostüm, Chaplin’in gözünde suçlu egemen sınıfın kostümü olarak yer eder.  Bu kostüm içindeki sakarlıkları, zenginliğin yerine bile bile tercih edilen fakirliğin traji-komik yansımasıdır.

Şarlo tiplemesi için şu sözleri söylemiştir; “Onu doğururken bir yergi yaratmaktı dileğim. Baston, onuru simgeliyordu, bıyık kurumluluktu, potinler de ölümlü dünya kaygılarının çekilmezliğini belirtiyordu.” Şarlo’ya kendisinin bir parçası olarak bakmaktaydı. “Bu kişi yaşıyor bende. Kimi zaman yanı başımda, benimle, kimi zaman da başını alıp ötelere gidiyor sanki…

Chaplin’in meşhur bir hikâyesi vardır. Kuliste gösteri için beklediği sırada yanına biri gelir ve annesinin öldüğünü söyler. Chaplin yüzündeki ifadeyi görmek için hemen aynaya bakar. İleride böyle bir rol oynaması gerektiğinde bu ifadeyi hatırlayacaktır.

Gittikçe ünlenen Chaplin, Keystone Film Şirketinden ayrılıp 1915 yılında Essanay Şirketine geçer. Bu şirkette daha yüksek ücret aldığı bilinmektedir. Essanay Film Şirketi’nde 16 filmde rol alan Chaplin ertesi yıl daha yüksek ücretle Mutual Film Şirketi ile 12 film için anlaşır. 18 aylık süreçte 12 film ürettiği bu dönemde yaptığı filmler, sinemanın en etkili komedi filmleri arasında yerini alır. Chaplin daha sonra Mutual ile geçirdiği dönemin kariyerindeki en mutlu dönem olduğunu söylemiştir.

1917 yılına geldiğinde kendi şirketini kurup bağımsız filmler yapmayı planlar. Hollywood’da La Brea Avanue isimli bölgede şirketini kurmak için arazi almak ister. 1918 yılının başlarında First National Exhibitors Sirki ile anlaşarak ilk adımı atmış olur. Yapımcılığını üstlendiği ilk filmi 14 Nisan 1918 çektiği ‘A Dog’s Life’ olmuştur. Ardından ‘The Bond’ ve ‘Shoulder Arms’ adlı savaş komedilerini çekmiştir.

1923 yılına geldiğinde, Mary Pickford, Douglas Fairbanks ve D. W. Griffith ile birlikte kurdukları United Artists film şirketinin ortağı olur. Charlie Chaplin’in filmlerini kendisinin yönetmesi şartıyla şirkete ortak olur. The Kid, The Gold Rush, The Circus, City Lights, Modern Times, The Great Dictator isimli başyapıtlarını çeker. Bu filmler uzun metrajlıdır. Komediden hemen vazgeçmese de sistem eleştirisine dayanan, haksızlıkları dile getiren çalışmalara imza atmaya başlamıştır.

Bu yıllarda Paris’te bir yarışma düzenlenir. Yarışmanın ismi, ‘Charlie Chaplin’e En Çok Benzeyenler’dir. Chaplin bu yarışmaya gizlice katılır. Yarışmanın sonunda 3. seçilir. Sonuçlar açıklandıktan sonra Chaplin, kendisinin gerçek Charlie Chaplin olduğunu itiraf ettiğinde kimse ona inanmaz.

Bir süre sonra sinemada sessizlik sona ermiştir. Sinemada ses teknolojisi gelişir. Aslında ses teknolojisinin 1927 yılında filmlere adapte edilmesinin üzerinden bir süre geçmiştir ama sesli filme uyum sağlayamayan seyirciler için Chaplin bir müddet daha sessiz çalışmaya devam eder. 6 Şubat 1931 yılında çekilen City Lights ve 5 Şubat 1936 yılında çekilen Modern Times, ilk sesli filmleri olmuştur. Bu filmlerde konuşma yoktur. Sadece müziklere ve ses efektlerine yer verilir. Endüstri ve mekanikleşmenin insana verdiği zararı konu eden Modern Times, Charlie Chaplin`in sesinin izleyiciler tarafından ilk duyulduğu film olmuştur. Fakat hala diyalog yoktur.  Filmin sonundaki şarkıda işitilir Charlie Chaplin’in sesi.

“Tanrı ile barış içindeyim. Benim çatışmam insanlarla.”

Bir-Devrin-Efsanevi-Modern-Palyacosu-Sarlo-6

”Ben, tek bir şey olarak kalacağım, sadece tek bir şey olarak ve o da bir palyaço. O beni herhangi politikacıdan daha yükseğe ulaştıran bir uçak.”

The Great Dictator filmi, Charlie Chaplin’in sokak serserisi rolüne veda ettiği film olmuştur. Bu filmde faşizme ve Adolf Hitler’in Yahudi kıyımına karşı tepkisini cesaretle ortaya koymuştur. Hitler ile aynı yıl ve aynı günde doğduğu bilinmektedir. Adolf Hitler’in de The Great Dictator filmini izlediği ve arşivinde bulundurduğu söylenmektedir. Charlie Chaplin, bu filmde sessizliğini tamamen bozmuştur ve filmin sonunda, yazının başında paylaştığım muhteşem cümleleri söylemiştir.

ABD’de bir radyo programına katılan Chaplin, bu programda Türkiye’ye seslenmiştir. ABD, Pearl Harbour baskınından bir yıl sonrasında ölenleri için anma toplantısı düzenleyecektir. Aynı gün çok ünlü bir isim de Amerika’nın Sesi Radyosu’ndan bir konuşma yapacaktır. Bu isim öyle çok sevilmekte ve tanınmaktadır ki konuşma yapacağı saat günler öncesinden Türkiye basınında geniş yer bulmuştur. Saat gelir ve yayın başlar. Spiker söyleşinin sonunda konuğuna; “Türkiye’deki dostlarımıza ve sizi sevenlere ne söyleyeceksiniz?” diye sorar. Ünlü sanatçı; “İlk fırsatta onları mutlaka ziyaret edeceğim. Dostlarım, benimle konuşmayı yapan bayan öyle güzel ki herhalde Türkiye’yi ziyaret etmemin ilk sebebi bu olacak! Onlara bir hikâye anlatmak istiyorum. Bütün ömrümde işittiğim hikâyelerin en güzeli en hoşu! Bu bir Nasrettin Hoca hikâyesidir! Nasrettin Hoca bir gün evinde oturup kahvesini içerken, komşusu odun kesmek için ormana gideceğini ve eşeğini bir kaç saatliğine kendisine ödünç vermesini ister. Hoca; ‘Eşeğim yok, çocuk onunla pazara gitti!’ cevabını verir ama tam o anda eşek ahırdan anırmaya başlar. Komşunun kaşları çatılır. ‘Bre hoca sen sakalından utanmıyor musun? Ne diye yalan söyledin? Eşek ahırda işte!’ deyince; Hoca ‘Bana mı inanıyorsun yoksa eşeğe mi?’ diye sorar. Evet, sevgili dinleyiciler! Bugün bütün dünyayı aynı soru meşgul etmektedir: Hepimiz insan olanlara mı inanacağız yoksa eşeklere mi?”  Burada Adolf Hitler’i eşek yerine koyduğu söylenmektedir. Radyoda yapılan bu konuşma Vatan Gazetesi’nde manşet olmuştur. The Great Dictator filminin afişi haberin yanında basılmıştır. Türkiye’deki Naziler basılan Tüm gazeteleri toplatmışlardır ve gazete iki ay kapatılmıştır.

ABD resmi olarak Almanya ile barış içindeydi ve The Great Dictator filmini çektiği için, ABD Charlie Chaplin için karalama kampanyası başlatmıştır. Bunun öncesinde The Gold Rush filminde de komünizm propagandası yaptığı ileri sürülmüştür. Her fırsatta Sovyetlerden yana olduğunu söyleyen Chaplin, Sovyet gazeteci-yazar Simonoy ile görüşmesi faşist yönetimde büyük tepki yaratmıştır. Charlie Chaplin bunun üzerine şu sözü söylemiştir: ” Bana komünist dediler. Oysa sadece hümanistim”.

“Zaman en iyi yazardır. Her zaman mükemmel sonu yazar.”

“Hayat ön provası yapılmamış bir tiyatro gösterisidir. Bu, alkışı olmayan tiyatronun perdesi kapanmadan; gülün, şarkı söyleyin, dans edin, âşık olun… Hayatınızın her anını değerlendirin.”

Bir-Devrin-Efsanevi-Modern-Palyacosu-Sarlo-7

“İnsanlar ölmeyi bildikleri sürece özgürlük yok olmayacaktır. Hayatta beni mutsuz edebilecek en büyük şey, lükse alışmaktır.”

Yine aynı dönemde Charlie Chaplin’e babalık davası açılmış, bu da karalama kampanyalarının şiddetini arttırmıştı. Bu karalama kampanyalarının altında yatan sebep, Chaplin’in ABD vatandaşlığına geçmeyi kararlılıkla reddetmesiydi. Chaplin kendisini dünya vatandaşı olarak gördüğünü söylemişti. Karalama kampanyaları başarılı olmuş ve Chaplin’in ABD’ye girmesi yasaklanmış, FBI, Charlie Chaplin hakkında soruşturma açmıştı.  

Charlie Chaplin, 1952 yılında ülkesine yani İngiltere’ye geri döner. Bir süre sonrada İsviçre’ye yerleşir. Bundan sonra ailesiyle birlikte İsviçre’de Vevey yakınlarında yaşamaya başlar. 1957’de Londra’da yaptığı A King İn Newyork, Amerika’ya karşı Etkinlikleri Soruşturma Komitesi’ne, anlamsız televizyon reklamlarına ve Amerikan tarzı yaşamın başka yanlarına yönelik eleştirilerle dolu bir komediyi çeker. Film, Chaplin’in özellikle reddettiği komünizm yanlılığı suçlamalarının artmasına yol açar. 1966’da başrollerini Marlon Brando ve Sophia Loren’in oynadığı, kendisinin de hem senaryosunu yazdığı, hem de küçük bir rolde göründüğü A Countess From Hong Kong’ u çeker.  1972 yılında bu filmle Oscar Onur Ödülü’ne layık görülür ve ABD’ye davet edilir. İkinciye aldığı Onur Ödülü’nde sahnede beş dakika boyunca ayakla alkışlanır.

Bunu takiben 1975 yılında İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth tarafından ‘Sir’ unvanına layık görülmüştür.

Sağlık durumu bozulmaya başlayan Charlie Chaplin, 1977 yılından itibaren hayatını tekerlekli sandalyede sürdürür. Aynı yılın noelinde İsviçre’de uykusunda, 88 yaşında vefat eder. 1 Mart 1978 yılında naaşı İsviçreli bir grup tarafından fidye için çalınır. On bir hafta sonra, Cenevre Gölü’nde 2 metre suyun altında bulunur ve suyun altından çıkarılıp defnedilir.

Charlie Chaplin 1889-1977

“Benim hayatımdaki en büyük düşman zamandır.”

“Bir kişiyi öldürürsen katil, milyonlarca kişiyi öldürsen kahramansın.”

“Kahkahasız geçen bir gün, harcanmış bir gündür.”

Yağmurda yürümeyi sevmişimdir hep, kimse ağladığımı göremiyor diye.

 Charlie Chaplin’in Özel Hayatı

Chaplin’in çok hareketli bir özel yaşamı olduğu bilinir. Dört evliliğinin üçü filmlerinin başrol oyuncularıyla, 1918’de Lita Grey ve 1936’da Paulette Goddard’la olmuştur. 1943’te oyun yazarı Eugene O’Neill’in kızı Oona O’Neill’le evlenmiştir. İlk iki boşanması ve 1944’te kendisine açılan babalık davası sansasyon yaratmıştır. Charlie Chaplin’in 11 tane çocuğu vardır.

“Albert Einstein’a söylediği söz: Beni anladıkları için, seni anlamadıkları için alkışlıyorlar.”

Bir-Devrin-Efsanevi-Modern-Palyacosu-Sarlo-9

“Neden olmasın? Ne de olsa kendi malı.”

(Tanrı ruhunu affetsin, diyen papaza cevabı – Son sözleri)

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Yüzyıla Damgasını Vuran Fotoğraflar

İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi'nde açılan 'Magnum - Kontakt Baskılar' sergisi, dünyanın en prestijli fotoğraf ajanslarından Magnum Photos'un geçtiğimiz yüzyıldan bu...

Kapat