Bir Güvercin Olmak ve Savaşın Üzerinden Uçmak!

Mandalina bahçelerinden, insanlara uzanmak, hayatın tam ortasında yere düşen bir mandalina olmak, savaşın ortasında kalmak…

Savaşlar, yıkımlar, doğumlar, ölümler döngüsünde şekillenen insanlık tarihinin, sıfırdan başlamaya izin vermekten yoksun bıraktığı bireyler ve bu zorundalık mantığıyla yinelenen hayal kırıklıkları vardır. Ucundan kıyısından sana dokunmamış bile olsa, geçmişin izlerini üzerine örten ‘’yaşanmışlıkları’’ görmezden gelmek, mümkün değildir.

İstanbul Film Festivali’nde de yer alan ‘’Mandalina Bahçesi’’ tam da bu noktada savaşın ortasında, barıştan yana bir yolculuk niteliğinde

Bu savaşın adı ne biliyor musun?
Narenciye savaşı…
Mandalinalarım için savaşıyorlar.
Mandalinaların yetiştiği toprak için bir savaş bu.
Mandalinalar ağaçların üstünde kalacak…

mandariinid

Yönetmenliğini, Zaza Urushadze’in yaptığı ve Lembit Ulfsak, Elmo Nüganen, Mikheil Meskhi, Giorgi Nakashidze gibi isimlerin oyuncu olarak yer aldığı ‘’Mandalina Bahçesi’’; 1992 yılında Gürcü-Abhazya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte bölgede yaşayan Estonyalıların huzurlu olduğuna inandıkları hayatlarının bir anda sonlanmasına tanıklık ediyor. Birçoğu köylerini boşaltıp, eski anavatanlarına dönerken geride yalnızca birkaç kişi kalıyor. Ivo ve Markus, savaşın ortasında ki bu yerde kendilerini oraya bağlayan sebeplerden ötürü kalmayı tercih ediyor. Film iki düşmanın yaralanarak, aynı çatı altında buluşmasıyla ana fikrini kazanıyor. Ahmed ve Nika savaşın iki karşıt görüşü olarak, birbirlerinden nefret ederek başladıkları bu yolda, birbirleri için son fedakârlıklarını yapıyor.

Tanıdığın düşman, tanımadığın dosttan daha iyidir!

Bir gün Ivo’nun evine gelen Ahmed, ondan yiyecek bir şeyler ister. Gerçekten yardımsever bir insan olan Ivo, bunu geri çevirmez. Zaten açgözlü bir insan da değildir. Bunun Ahmed’in Ivo’yla son karşılaşması olmayacağı söylediği sözlerden bellidir. Bir gün yine çat kapı gelecektir. Ama bir farkla, yaralı olarak. Gürcü grubuyla çatışma esnasında yaralanan Ahmed, Ivo tarafından kendi evine taşınır ve kendisi iyi olana kadar ona bakılır. Çatışma sırasında yaralanan Gürcülerden birinin de ölmediği anlaşıldıktan sonra işler değişir. Nika’yı da kendi evine getirdikten sonra büyük iki düşmanın, Ivo’nun da desteğiyle nasıl birbirini savunan iki insana dönüşebildiğini gösterilir.

Hala verdiği sözü tutan insanlar var.

Ahmed, kardeşi kadar sevdiği İbrahim’i öldürdüğünü düşündüğü Nika’yı öldüreceğini bu yüzden Nika’yı iyileştirmesinin boşuna olduğunu, Ivo’ya söyler. Fakat o buna inanmak istemez. Bir gün Ahmed’ten bir söz ister. Bu evde böyle bir şey yapmayacağına inanmak ister. Yanılmazda; ne evde ne de dışarıda Ahmed, Nika’ya dokunmaz. Fakat gelişen olaylar yüzünden işler karmaşık bir hal alır. Mandalinalarını toplayıp satmak isteyen ve bu şekilde Estonya’ya dönmek isteyen Markus ile Nika Çeçenler tarafından öldürülür. Üstelik Nika çeçenler tarafından öldürülmeden önce Ahmed’in hayatını kurtarmıştır.

Ölüme kadeh kaldırıyorum!

Ivo’nun içinde yaşadıklarına dair bir belirsizlik hâkim oluyor senaryonun gidişatında. Son ana kadar neden orayı terk edemediğini anlamlandıramıyorsunuz. Onu oraya bağlayan asıl sebebin ne olduğunu öğrendiğinizde de ona kısmen hak veriyorsunuz. Oğlunu kaybeden bir babanın, kadehini ölüme kaldırmasına şahit oluyorsunuz.

Mandariinid_poplika_ei_vanta1_1

Yere düşen mandalina ölümü, bahçeler barışın gücünü simgeliyor.

Savaşın karşıt iki tarafı olsa da sonucunun iki taraf içinde aynı olduğunu söylemek, yalan olmaz. İki taraftan da kaybedenin gideceği yer bellidir. Refahın ve dostlukların oluşması belki zaman alır. Savaşı seçmek, kolay olandır.  Bir filmden savaşa tanık olmak ya da bir kitaptaki cümleden iç çekmekten ziyade; bir kuşun gözünden savaşa tanık olmak çok farklıdır.

Posta kuşlarının gözünden…

Cepheden uçurulup eve gitmeleri söylenir onlara. Tek bildikleri budur. Ama oraya ulaşmak için savaşın üzerinden uçmak zorundalardır.
Öylesi büyük acıların ve şiddetin üzerinden uçuyorlar ve asla aşağı
bakamıyorlar. Hep ileri bakmak zorundalar. Bir düşünsenize, ne cesaret!

Daha önce her ne iseler artık yalnızca ölüler…

Nika öldükten sonra onu oğlunun yanına gömen Ivo ile Ahmed arasında kısa süreli bir sessizliğin ardından şöyle bir diyalog yaşanıyor:

“Yani oğlunu Gürcüler mi öldürdü?
“Evet, ama ne fark eder ki?”
“Nasıl yani? Oğlunun mezarının yanına bir gürcü gömdün!”
“Ahmed… Fark eder mi?”
“Cevap ver!”
“Hayır, fark etmez…”

Öldürmek bir eyleme dönüştüğünde, taraf fark etmez. Kendi içinde bölünürsün. Kazanan ve kaybedenin olduğu bir bölünme de değildir bu, zamanın sindirdiği insanlığından yalnızca küçük bir ödündür.

Mandalina Bahçesi – Mandariinid
Yönetmen: Zaza Urushadze
Yapım: 2013 / Gürcistan/Estonya

Anıl Basılı

Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğrencisi, gazeteci adayı, torpilsiz televizyoncu, kültür-sanat işçisi, psikoloji, mitoloji ve sinemasever.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Grammy Ödüllü Müzisyen ‘Kitaro’ Türkiye’ye Geliyor!

Grammy ve Altın Küre ödüllü Japon müzisyen Kitaro, Türkiye'de konser vermeye hazırlanıyor. Etnik ve elektronik ögeleri başarılı biçimde birbiriyle harmanlayan...

Kapat