Bir İzmir Sevdalısı: Yorgo Seferis

Nasıl bir ruh, bir yürek,
nasıl bir istek ve tutkuyla
yaşadık: yanılmışız!
değiştirdik öyle yaşamayı.

1900 yılında İzmir’de doğan Çağdaş Yunan şiirinin en büyük ustalarından Yorgo Seferis’in dizeleri bunlar. Çocukluk yıllarını kışları İzmir’de, yazları Urla’da geçirdi şair Seferis. Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte karşıt düşünceleriyle burada daha fazla tutunamayacağını anlayan babası, ailesini de yanına alarak Atina’ya göç etti. İşte o zaman başladı hasret Seferis için. Bu hasret unutulmaz dizelerin sahibi Nobel Ödüllü bir şair yarattı.  Edmund Keeley ile Princeton’da yaptığı söyleşisinde şiirlerini çocukluk anıları altında gelişen imgelerle yazdığına değinen şair, ilham kaynağını İzmir ve Urla’da geçirdiği çocukluk yılları olarak açıklar.

1968 yılında Hukuk okumak üzere Paris’e giden Seferis, öğrenimini sürdürdüğü dönemde ilk şiirlerini yazmaya başladı ve etkileyici dizelerini ortaya çıkartan edebiyatın sayfaları şair için açılmış oldu. 1922 yılında Türkiye ve Yunanistan arasında çıkan çatışmayla İzmir’in yakılması ona büyük bir yıkım yaşattı. Doğduğu, en güzel yıllarını geçirdiği, özlem duyduğu şehrin yok olmasına dair yaşadığı endişeyi şu sözlerle ifade etmiştir:

“Bildiğimiz rüzgar, doğanın tanıdık üslubu ve otlardan yayılan tanıdık koku sonra yavaş yavaş derinlerden hafızana doğru çıkan tanıdık hatıralar… Ve şimdiyse sana o kadar yabancı düşer bu şehir. Tanrım buralara ne yapmaya geldim? Rast gelir de gecenin birinde seni büyüten kente yolun düşerse ve kent temelden yıkılıp yeniden kurulmuşsa tekrar orada bulunmak umuduyla başka zamanları geri getirmeye çalışırsın.”

yorgo-seferis
Seferis’in ilk şiir kitabı 1931 yılında yazdığı uyak ve 4’lüklerden oluşan Dönüm Noktası. Simgeci anlatımı benimseyip çağdaş edebiyata adım attığı kitap ise 1932’de yazdığı Sarnıç. Bu kitapları Destansı Öykü ile Ardıç Kuşu adlı eserleri takip eder. Eserlerinde hayattan bıkkınlık, yabancılaşma, ölüm, lirizm, çağdaş insanın trajik durumu, kişisel ve ulusal tarihe yönelik sorunlar gibi konular işleyen simgeciliğin öncüsü Seferis, şiirlerinde çok fazla mitolojik öğe barındırır.

“…
Gecenin yıldızları yeniden getirdi bana
Ölümü bekleyen Odysseus’un güvenini, çiriş otları arasında
Burada çiriş otları arasında demirlediğimiz zaman
Adonis’in yaralandığını bilen boğazı bulalım istedik.
…”

“Denize Yakın Mağaralarda” Yunanistan’da 30 kuşağı olarak adlandırılan yenilikçi dönemin temel şairlerinden olan Seferis’in büyük yankı uyandıran şiirlerinden bir tanesidir.

Denize yakın mağaralarda
bir susuzluk duyarsın, bir aşk, bir coşku
deniz kabukları gibi sert
alır avcuna tutabilirsin

Denize yakın mağaralarda
günlerce gözlerinin içine baktım
ne ben seni tanıdım ne de sen beni.

1963 yılında “Hellen dünyasının kültüründen ilhamını alan seçkin ve lirik edebiyatı” ile Nobel Ödülü’nü kazanan Seferis, şiirlerinin yanında eleştiri ve deneme türünde eserler de vermiştir. Aldığı hukuk eğitimi doğrultusunda çok fazla ülkede diplomatik görev yaptığından dolayı birçok kültürü tanımış çok fazla yer gezmiş ve bu kültürlerin izlerini şiirlerine yansıtmıştır. Özlemini çektiği hayallerinde yaşattığı anayurduna oradan ayrıldıktan 30’dan fazla yıl sonra dönen şair, Bir Şairin Günlüğü adlı kitabında duyduğu hüznü şöyle anlatmıştır:

Nasıl ki
kalkar, doğup büyüdüğün şehre
gidersin bir gece
ve bakarsın temelinden yıkılıp yeniden
kurulmuş o şehir
ve yakalamaya çalışırsın geçen yılları
onları yeniden bulmanın umudu içinde.

En güzel yıllarını geçirdiği, yıllarca hasretlik yaşadığı ve hayallerinde yaşattığı İzmir’deki evinin yıkıldığını yerine büyük binaların dikildiğini, Urla’daki evinin ise bir harabeye döndüğünü gören şair hüznünü bu dizelerle ifade etmiştir işte. Geçen yılları yakalamaya, yeniden bulmaya çalışmıştır tükenmeyen umuduyla.

Urla’ya geldiğinde harabeye dönüşmüş olduğunu gördüğü ev, yıllar sonra özgün yapısı korunarak yeniden inşa ediliyor. Küçük bir otel, restoran, sanat galerisi ve kafeyi içinde barındıran yer Yorgo Seferis’in adıyla yaşatılıyor. Evin bulunduğu sokağa da Yorgo Seferis’in ismi verilmiş.

yorgo-seferis-otel

Şiirlerini okuduğumuz zaman Urla’daki evinde, sokağında gezinir, Süreyya Berfe’nin de dediği gibi bahçesinde, koruk içtiği yerde kahve içeriz. Evinin sokağından geçerken orada bir yerlerde buluruz Seferis’i. Belki bir fotoğrafına gizlenir ruhu, belki bahçede koruk suyu içer belki de sokağın köşe başında sessiz soluksuz izler en güzel yıllarının geçtiği yeri, tıpkı hayallerindeki gibi.

Nazım şöyle seslenir Sıfır adlı şiirinin dizelerinde Seferis’e:

Biz de sevgili Seferis biz de
güdük bir yaşam benimsedik sonunda
güdük ve tekdüze.

Selin Tekin

Ege Üniversitesi gazetecilik öğrencisi. Tiyatroyla ilgilenir, fotoğraf çeker.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Fırçaların Ruhu : Rebacca Szeto

Sanat, ruha dokunuşu ile içine hapsediyor bizleri. Bazı sanatçıların bu dokunuşlarını daha çok hissedebiliyoruz. Eserlerinde ömürlerini tamamlamış malzemeleri kullanarak yeni...

Kapat