Bir Kadın Sonsuzluktan Bir An Verebilir Bize / Van Gogh

Ah, Teo, tonlar ve renkler ne büyük şeyler. Bunları hissetmeyi öğrenemeyen biri ise gerçek yaşamdan ne kadar uzakta… Tümüyle özgür olamamak çok zoruma gidiyor.

Düşündüm ki, bir kadınla birlikte olmak istiyorum, aşksız, kadınsız yaşayamam. Eğer içinde sonsuz, derin gerçek bir şey yoksa yaşamada değer veremem.  Derken, “Ondan başka hiç kimse olamaz.” dedikten sonra nasıl başka bir kadına gitmeye kalkarsın, diye sordum kendi kendime. Akla uzak bu, her türlü mantığa aykırı…  Bu soruma verdiğim yanıt şu oldu: Efendi kim, mantık mı, ben mi? Ben mi mantık için yaşıyorum, yoksa mantık benim için mi geliştirilmiş? Ve akla uzak davranışlarımda, saçmalıklarımda hiç mi akıl, hiç mi anlam yok?

vincent-willem-van-gogh

Yaptığım ister doğru olsun, ister yanlış, başka türlü davranamam, o Allah’ın belası duvar çok soğuk ve üşütüyor beni, bir kadına ihtiyacım var sevgisiz yaşayamam, yaşamayacağım. Ne de olsa bir erkeğim, hem de tutkuları olan bir erkek.  Bir kadınım olmalı, yoksa donarım, ya da taşlaşırım sersemlerim kısaca…

Bu durumda, içimde büyük bir savaş verdim ve savaşta, fizik ve sağlık bilgisi alanlarındaki kimi bilgilerim, acı deneyimlerim sonucu öğrendiğim şeyler, üstün geldi, kazandı.  İnsan bir yerde cezasını çekmeden uzun süre kadınsız yaşayamaz. Ayrıca, kimilerinin Tanrı, kimilerinin en yüce varlık, kimilerinin ise doğa adını verdikleri nesnenin tümüyle acımasız olduğuna da inanmıyorum. Uzun sözün kısası, şu sonuca vardım: Bir kadın bulmaya çalışmalıyım.

van_gogh_sari_basaklar

Şu işe bak ki, hiç de fazla aramam gerekmedi. Buldum bir kadın. Güzel değil, genç değil, hiçbir dikkat çekici özelliği de yok, ama belki de nasıl bir şey olduğunu merak edersin. Oldukça uzun boylu, iri yapılı biriydi; elleri Kee’ninki gibi yumuşak hanım elleri değil, çok çalışan birinin elleriydi; kaba-saba, ya da adi olmadığı gibi, çok kadınsı bir yanı vardı. Chardin ya da Frere, hatta belki Jan Steen’in garip figürlerinden birini anımsattı bana. Uzatmayalım Fransızların “une ouvriere” (işçi kadın) dedikleri bir tip. Bir sürü derdi olduğu her bakışta anlaşılıyordu. Yaşamı hiç de kolay geçmemişti.

Hiçbir üstün yanı, olağan üstü, alışılmışın dışında hiçbir yanı yoktu, hayır. “Herhangi bir kadın, hangi yaşta olursa olsun, sevdiği ve iyi yürekli olduğu takdirde, erkeğe bir anın sonsuzluğunu değil ama, sonsuzluktan bir an verebilir.”

Theo, hafif solmuşluğun, üstünden yaşamın geçtiği belli olan o elle tutulmaz şeyin benim için öyle harika bir çekiciliği var ki… Ah, evet, çekiciydi benim için, onda Feyen-Perrin ya Perugino’dan bir şeyler bile gördüm. Acemi bir oğlan ya da beşikte sallanan bebekler kadar masum değilim, görüyorsun.

Cennet Bahçesinin Anıları-van-gogh

Din adamları tarafından kilise kürsüsünden lanetlenen, aşağılanan, suçlanan bu gibi kadınlara karşı sevecenlik, evet, sevecenlik ve sevgi duymaktan kendimi ilk alamayışım değildi ki bu kez. Ben onları ne lanetliyorum, ne de küçümseyip suçluyorum ne de onlardan iğreniyorum. ( Van Gogh o sıralar bir hayat kadını ile birlikteydi) Bizim gibileri uyaran, istediğimiz kıvılcımı sağlayan da sevgidir açıkçası, yalnızca tinsel sevgi de değil!

Vincent_Van_Gogh_Arles köprüsü

Vincet Van Gogh’dan, kardeşi Theo’ya yazdığı mektuplardan Kesitler (6)

 

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Almanya’nın Savaşta Yıkılan Kaleleri

Gotik dönem mimari en güzel örneklerine sahip Almanya'nın II.Dünya Savaşın'da yok olan katedralleri, kaleleri ve köprüleri... Günümüz teknolojisiyle yıkılanlar yeniden...

Kapat