BİR MEKTUP / TİG VE WİG

Kısa hikaye türünün büyük isimlerinden Katherine Mansfield ile editör ve eleştirmen eşi John Middleton Murry arasında uzun süren çalkantılı ilişkileri sırasında yüzlerce tutkulu mektup gidip geldi. Kendilerini ‘iki  kaplan’ diye tanımladıkları edebi rollerinde birbirlerine Tig ve Wig diye hitap ettiler.

Sevgilim,

Bu satırları, sana ait kitabın içinde bulduğum için eşyalarını karıştırdığımı düşünme. Biliyorsun yapmam, hem bir aşk mektubunu nereye bırakabilirdim ki? Bu akşam sana bir aşk mektubu yazmaya uğraştım. Her yanımdasın seni soluyor gibiyim, içimde ve bana ait hisseder gibi. Ne yapıyorum burada? Uzaktasın seni trende gördüm, istasyonda, yürürken, lamba ışığı altında konuşurken, insanları selamlarken, ellerini yıkarken ve ben buradayım. Senin yerinde senin masanda oturuyorum. Masada birkaç şebboy yaprağı var ve bir yanmış kibrit ve mavi bir kalem ve bir Magdeburgische Zeitung. Bütün bu nesneler gibi evdeyim.

Alacakaranlık bastırdığında sessiz bahçeden sızarak pencerelerden bir şey görülmez olduğunda ilk ve son dehşetim başladı. Mutfakta biraz kahve yapıyordum.

Öyle şiddetli ve korkunçtu ki kahve cezvesini bıraktım ve doğruca kaçtım oradan, evden kaçtım ve sokağa fırladım, bir kolumun altında çantam, diğerinde biraz kağıt ve kalem ile. Öyle hissettim ki eğer buraya gelirsen güvende olursun. Onu buldum senin gaz lambanı yaktım, saatini kurdum, perdeleri çektim ve senin siyah paltonu kucakladım oturmadan önce, artık korkmuyordum. Bana kızma.

Bu akşamüstü bir çörek alıp çaya geldiğinde onu ikiye böldün ve içindeki hamuru iki parmağınla ezdin. Bunu her zaman yapıyorsun, bir çörek ya da bir parça ekmek ile, bu senin tarzın, başın yana eğikken…

Dün gece, sen yatağa girmeden bir andı. Duruyordun, yarı çıplak, hafifçe öne eğilmiş, konuşuyordun. Yalnızca bir anlıktı. Seni gördüm, seni çok sevdim, bedeninin yumuşaklığını sevdim. Ah sevgilim ve şu an tutkudan bahsediyor değilim. Hayır öyle düşündüğümde vücudunun her bir santimetresi benim için öyle kıymetli ki. Senin yumuşak omuzların, kremsi sıcak tenin, kulakların, istiridye kabukları kadar soğuk, uzun bacakların ve ayaklarımla sarmalamayı sevdiğim ayakların, göbeğinin bana değmesi ve ince genç sırtın. Hemen ensenin altında bir benin var. Bu yumuşaklığı biraz da genç olduğumuz için hissediyorum, gençliğini seviyorum. Tanrı olsaydım dahi soğuk bir rüzgarın dokunmasına katlanamazdım.

Biz ikimiz, biliyorsun, her şeye sahibiz ve çok büyük şeyler yapmalıyız. İkimize olan sadakatim tam ve sana aşık olan aşkım öylesine mükemmel ki daha önce olduğu gibi, hala, ruhumun en derin noktasına kadar sessizim. Aşığım olarak senden başkasını istemiyorum ve dostum olarak ve senden başka hiç kimseye sadık olmamalıyım.

Her zaman seninim.

Tig

 

Okumadan geçmeyin: Büyük Şair / Ezra Pound

 

Ömer Yücedal

Yeditepe Üniversitesi Halkla İliskiler ve Tanitim Bölümü mezunu.
Metin yazarlığı yapıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Roma’dan Floransa’ya Michelangelo’nun Peşinde

Rönesans sanatını seven herkes Michelangelo ile de yakından ilgilenir. Ressam, heykeltıraş, mimar ve hatta şair olarak Rönesans’ın her şeyi olan...

Kapat