Bir Müzik Deliliği: Soap&Skin

Soap&Skin Avusturya çıkışlı deneysel bir müzik projesi ,geçtiğimiz günlerde ülkemizde ilk defa seyirciyle buluştu. Müziğiyle şaşırtarak belki biraz da sarsarak izleyenleri unutulmaz bir deneyimin içine çekti.

Anja Plaschg 1990 doğumlu ve oldukça genç bir müzisyen olarak ilk albümü ‘Lovetune for Vacuum’  ile 2009’da müzik dünyasına giriş yaptı. Karanlık, melankolik ve insan doğasının ilkelliğiyle yüzleşmekten korkmayan özel bir doğası var tüm işlerinin. Rus piyanist Rachmaninoff hayranlığı ve piyanonun müziğindeki önemli yeri hemen hissedilebiliyor.

2

 

Belki de Avusturyalı çoğu sanatçı gibi ölüm hakkında derin bir takıntıya ve ifade etme isteğine şahit oluyoruz.Ama 2012’de babasının ölümünden sonra bir psikiyatri kliniğinde tedavi görürken yazdığı ikinci albümü ‘Narrow’ oldukça yoğun ve belki de ölümün sessizliğiyle bir önceki albümüne göre daha sakin, daha olgunlaşmış olarak karşımıza çıkıyor.

Babasının ölümü üzerine yazdığı almanca baba anlamına gelen ‘Vater’, babasını geri getirecek ufak bir ihtimal için bile kendi dünyasını parçalamaktan çekinmeyeceğini anlatan progresif bir ağıt.

Breaking Bad dizisinin yoğun havasına tabii ki Soap&Skin oldukça yakışıyor ve  4. sezon finali için Apparat ile yaptıkları ‘Goodbye’ ile dikkatleri çekiyorlar.

3

Bazı müzisyenler hoş vakit geçirtmekten çok daha büyük bir amaç edinirler, Anja kesinlikle böylesi bir müzikle bütünleşmiş. Yaptığı işler sanatsal bir dışavurumculuğa sahip, avangart ve çirkin, ürkütücü olandan asla korkmuyor. Aksine tüm bunları kucaklıyor ve zihnindeki en karanlık deliliği tüm ışıklar altında vurgulayarak gözlerinizi kırpmadan izleyeceğiniz bir müzik deliliğine çeviriyor. Sahneyi dünyaya karşı bir manifesto olarak kullanabilen her saniyesi düşünülmüş, teatral bir performans sergileyerek izleyenleri Björk, Aphex Twin dinleyerek büyümüş yeni bir neslin dünyasına çekiyor.

 London Scala ‘Marche Funebre’ performansı, 2012 yılından (İstanbul performansında bunun kesinlikle çok daha üstüne çıkmış ve geliştirmişti.)

4

Seyirciyle oldukça yakın ve içten bir bağ kurmayı başarıyor. Sahneye ilk adımından itibaren tüm o ciddi, yoğun ve sert performansın altında çocuksu utangaçlığı ve bir sanatçının kırılganlığını rahatça görebiliyorsunuz. Müziğin, Anja üzerindeki etkisi ve ona hissettirdikleri çok doğal bir bağla seyirciye geçiyor.

Thanatos, 2014 Hamburg

 

Anja’ya dair ilginç bir video biyografisine de şuradan göz atabilirsiniz.

Soap&Skin oldukça cesur ve bir o kadar güzel müziğiyle umarım ileride sıkça duyacağımız isimlerden olur. Şimdiden keyifli dinlemeler.

 

Ekin Çetinkaya

Tıp Fakültesi öğrencisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Elliott Erwitt ve Hayatla Dalga Geçmek

Hayatla muzipçe dalga geçmek. İşte bize bunu en güzel  biçimiyle belgeleyen aykırı fotoğrafçı : Elliott Erwitt .Fotoğraflarında bir sokakta yürüdüğünüz...

Kapat