Bir Şehrin Özgüven Anıtı “The Basilica di Santa Maria del Fiore”

Rönesans 1300 – 1700

Rönesans, Orta Çağ ve Reformasyon arasında; sanat, bilim, felsefe ve mimarlıkta, Antik Yunan filozof ve bilim adamlarının çalışmalarının çeviri yoluyla alındığı, deneysel düşüncenin canlandığı, hümanizm üzerine yoğunlaşıldığı, matbaanın bulunmasıyla bilginin geniş kitlelerle yayıldığı ve radikal değişimlerin yaşandığı dönemdir. 
 
Rönesans’a etki eden düşüncelerden biri ‘gerçek güzeldir, bu anlayışlara bağlı olarak da yaşadığımız dünya o kadar ilgi çekici bir yerdir ki, başka dünyaları düşünmenin hiçbir anlamı yoktur.’ olmuştur.
 
Antik Roma’nın mimari üsluplarının ve kuramlarının yeniden keşfedilmesi Rönesans’ın başlamasına sebep olmuştur. Antik mimarlığın ilk tanımlanışı Roma’lı mimar ve mühendis Vitruvius’un Mimarlık Üzerine On Kitap adlı yapıtının tek kopyasının bulunmasıyla 15. yüzyılın başında Roma’da ortaya çıkmıştır.
mimarlik-uzerine-kitap
Rönesans’ın ilk mimarlarından biri olan Floransalı Filippo Brunelleschi, Vitruvius’un metninin bulunmasından önce antik mimarlığı araştırmaya başlamıştı. Brunelleschi, ideal yapı oranlarının matematik ve geometrik ilkelerden yola çıkılarak belirlenebileceği düşüncesiyle büyülenmişti. O ve öteki mimarlar her şeyin ölçüsü olarak insanı alarak klasik yapı oranlarını inceledi. Bireysel deneyim ve bilimsel gözlem öncelik kazanarak hümanizm olarak adlandırıldı; felsefi değişime koşut olarak yeni bir edebi form, mimari tez gelişti. Tezler genellikle oran kurallarına ilişkin dersler, sütunların uyumlandırılması, yapı tipleri ve yapısal öğeleri kapsamıştır.
mimarlik-uzerine-2

Filippo Brunelleschi

Floransa, Verona, Vicenza, Venedik ve Roma’nın her yerinde büyük saraylara benzeyen din dışı yapılar inşaa edildi. Yeni müşteriler Roma imparatoru Hadrianus’un Tivoli’deki villasını model alarak kent dışında büyük yapılar inşaa etmeye girişti.  Andrea Palladio, Guilio Romano ve Rafael gibi mimarlara süslü kır evleri yapma işleri verildi. Dinsel mimarlık alanında Brunelleschi, Bramante ve Michelangelo merkezi planlar kullandı ve katedraller tipik dev boyutlu bir kubbe ile örtüldü. 
 
Net geometrili dekoratif formlar erken İtalyan Rönesansının (1420-1500) karakteristik özelliğiydi. Bu öğeler Yüksek Rönesans’ta da (1500-1530) önemli bir rol oynamaya başladı. Heykelsi sütunlar ve kornişler mimaride baskın hale geldi. Erken Rönesans’ta yaygın olarak kullanılan yuvarlak çifte pencereler terk edilerek bunların yerini alınlıklı pencerelerin önem kazandığı yatay tasarımlar aldı. Mimarlar geometri deneyleri yapıldı ve yeni mimari uyum formları aramaya girişildi. 
 
Geç Rönesans’ın (1530-1620) İtalyan mimarları antik üslupları öne çıkardı. İki kat açıklığını geçen dev düzen sütunlar popüler hale geldi. Küçük nişler içine heykeller yerleştirildi. Geç antik dönemden alınan koç başları, maskeler ve asma yaprakları moda oldu. Bunlar geç Rönesans’ın baskın düz, kütlesel formlarına karşı gelişti ve tepki olarak Klasik karşıtı bir üslup olan Maniyerizm doğdu. 

The Basilica di Santa Maria del Fiore

1294’te Floransa yurttaşları yeni bir katedral yaptırmaya karar verdi. Floransa, Rönesans’ın en zengin şehir devletlerinden biri olarak, olağan dışı boyutlarda bir binayı finanse edebilecek durumdaydı. Filippo Brunelleschi’nin inşaat bittikten sonra tasarlanan kubbesi mühendislikte devrim yaratan bir başarı oldu. Tasarım birbiriyle ilişkili, eğimli iki strüktürün karşılıklı olarak birbirlerini destekleyeceği fizik yasasına dayanıyordu. Brunelleschi hızlı kuruyan bir harç kullanarak balıksırtı biçiminde birleştirdiği tuğlaları birbiri üzerine binen halkalar halinde yerleştirdi. Dolayısıyla, geleneksel yapı iskelesi yöntemlerini terk etme şansına sahip oldu. 
Florence_Duomo_from_Michelangelo_hill
The Basilica di Santa Maria del Fiore bir şehrin özgüven anıtı olarak karşımıza çıkar. Brunelleschi 1418’de açılan tasarım yarışmasını parçalara ayrılmış desenli balıksırtı kubbe tasarımıyla kazandı. Ama inşaatçılar yapının kavisini inşa etme sorunuyla karşılaştı çünkü hiçbir mimar Antik dönemde bile 42 metre çaplı açıklığı geçebilen dairesel mekan inşa etmeyi başaramamıştı. 
 Network Turistico Culturale "Itinerari Scientifici in Toscana" "originaFileType: srgb1.1 jpg bestfit 600px"
 Kilise çevresinde merkezleşen kubbe, Floransa topoğrafyasını yansıtarak modern katedral tasarımının en önünde yer alır. 153 m uzunluğunda, 38 m genişliğindeki katedral Roma’daki St. Peter Bazilikası, Londra’daki St. Paul Katedrali ve Milano Katedrali’nin ardından dünyanın dördüncü büyük katedralidir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
İngiltere’nin Müzik Ödülleri ‘Brit Awards’ Sahiplerini Buldu!

İngiltere'nin en prestijli müzik ödüllerinden biri olan Brit Awards bu yıl da sahiplerini buldu. Ödül gecesine geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden...

Kapat