Bir şiir şehidi: Özge Dirik

‘’Kötü huylu bir kist dünya,
Tanrının bedeninde’’ diyor Özge 17 Kasım 2003 tarihli şiirinde. Dünya sadece tanrının değil Özge’nin de ruhunun sancısı olacak ki 2004’ün Ağustos’unda kendi isteğiyle terk etti bedeniyle yaşamayı.  Onuncu kattaki evinden aşağıya saldı bedenini, arkasında ‘’vasiyetimdir’’ diye başlayıp otuz şiirinin –kendi belirlediği sırayla- kitaplaştırılarak yayınlanmasını ve bir nüshasının mezarına gömülmesini belirttiği bir mektup bırakarak. Hayata bir öpücük gönderdi mektubunun sonunda, aynı fotoğrafındaki gibi gülümseyerek.

 

en kötüsü, ölümden sonra bile istemektir yazmış vasiyetinde, bu cümleyi ne zaman okusam içim acır. Ne yazık ki insan bu hayatta çoğu zaman ne değilse, o olmak zorunda kalıyor.  Özge de ODTÜ iktisat mezunu bir bankacı. Gündüzleri hiç inanmadığı onca şeye boyun eğiyor belki, sözcüklere sığınışı bundan.

 

ölümden önceki uyak
yaşamak adına ağzımdan kaçırdığım kuşlar,
kim bilir şanslarını kimin üzerine pisliyor.

ölümden önceki dudak
—suratın sırat olsa
geçemezdim gözlerinden
kaç kan aksa— ile tavladığım kadın
kim bilir hangi efendinin valsinde tırnak yiyor.

ölümden önceki tuzak
traji-kolik hayatımın tirajı komik öyküleri
süs arıyor bir yanım intiharlarıma
cinayet süsü.

ölümden önceki uyak
konaklaması bir ipte iki cambazın
sevişerek mümkün ancak…

(10 eylül 2002)

ozge-nin-not-defterinden

Özge’nin not defterinden.

Özge’yi okuduğum, bildiğim, anladığım ya da anladığımı sandığım doğrultuda fikrim Özge’nin hayata hep uzak durduğundan yana. Dünyanın çemberinin içinde kendine bir çember kurmuş ve ne o dünyayı çemberine alabilmiş ne de dünyanın çemberine ait olabilmiş.  Benzer kaderleri paylaşan Nilgün Marmara, Kaan İnce, Zafer Ekin Karabay gibi…

Edebiyat dünyasında vasiyeti üzerine ne yazık ki yazımda belirtmek istemediğim tatsız olaylar gerçekleşse de en sonunda dilediği isimle, dilediği şiirleri dilediği sırayla yayımlanmayı başardı. Nokta Durağı isimli kitabı her biri özel numaralandırılmış şekilde beş yüz adet olarak basıldı bu yıl içerisinde

ozge-dirik-kitabi

Bir uçlu sakla da göğsüne, 
teninin kokusu olsun izmaritinde. 
Bu yalnızlığı biz yaratmadık, 
bilakis tütünü bile dost eyledik kendimize. 

Ya sen, 
ellerini yıkıyorsun bana her gelişinde, 
benimle aynı gün ölecek olan alyansında,
bir sabun parçası, 
ne demekse. 


Giydiğin eteğin yırtmacı ilk defa dokunuyor bana, 
beni yolcu eden akciğer 
kediye atsan yemez 
geç kalmayacak randevusuna. 

Gidince çürümeyeceğini bilsem, 
ellerimizi değiştirelim derdim. 
Ellerimin ellerinde verdiği güzel ve uzun mola, 
ayrılık Allah’ın emri, 
ölüm olmasa… 

 

(29.03.2002)

ozge-nin-not-defterinden-2

 

Özge’nin not defterinden.

 

Melekler insanları öpünce canları çok yanıyor. Yine de iki defa öptü beni.
Parmak uçlarında bir beraberlik bizimkisi, otuz yaşlarında topuklu
ayakkabı giymeye çalışan bir adam gibi hissediyorum kendimi. Gidişimden
korkmuyor değilim, ama gittiğim şeritte yavaşlamak daha tehlikeli.

Artık dönemem, bana “git” de demez. Dudakları sana benziyor biraz, ama
makyaj durmuyor teninde; tanrının kuruntuları…
Ama iki sabah öyle bir tat oldu ki ağzımda, keşke onun dudaklarından
rujlar yapılsa dünyanın ölümlü ve minyatür kadınlarına…

ruj ruhu
17 nisan 2004

 

ozge-nin-not-defterinden-2

Özge’nin not defterinden.

ozge-dirik-varlik-dergisi

Varlık dergisine 17 Ağustos 2004 yılında gönderdiği mektup diye nitelendirdiği şiir.

Özge ‘’şiir şairini yazar, şair gereksizdir şiir yanında.’’ demiş bir Haziran 2003’te Rıfat Ilgaz Şiir Yarışması sonrasında Umut Yalım ile yaptığı sohbette.  Bundandır ki sebep bedenini alıp gitti de bu dünyadan, şiirlerini bıraktı bize.

öldüm

ve yarın üşüştüler başıma; yaşlar, ayaklar, gözler
ve yarı yaşam yakınmaları sürdü adıma
ve yar uzun saçlı bir adamla geldi mezarlığa
ve ya bir kadınla…

ve

gömdüler beni,
öldürdükleri gibi
özenle.

 

Bahsi geçen vasiyet

‘’vasiyetimdir

“abaküs, adisyon yazıları, an tıbben ölü, anestezi, ania’ya savaş sırları, ben deniz, bursa ve siz, çift sıfır, çorak, doğurgan senfoni, düş-tü, ekmekarası patates, fakir uyak, içimdeki müzik, ikigen, kamaşma, papatya, akasyalar kaçarken, mesajınız var, replik, ruh rulet, sarkaç, sidorta kadar gözü kara, striptiz, tinsel nafaka, vasiyet, yağmurun saplandığı yer, yoktan çok telaşı, özge, ben”

bu 30 parça kitaplaşsın. bir tanesini de mezarıma gömün. öpücük sesi.’’ 27.08.2004

 

ozge-dirik-son-not

Ölmeden önceki son notu.

Sevgi ve saygıyla…

1 Comment

  1. Gönül Kaya

    04 Kasım 2014 at 00:47

    Çok güzel olmuş, nadiren rastlanan yazılardan.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Gerçek Sevgi Çıkarsız Olandır/ Erıch Fromm

Sevmiyoruz! Evet, hem de hiçbir şeyi sevmiyoruz. Kendimizi bile… Yaşamın getirdiği pek çok şeyi sorgulamadan hayatımıza sokuyoruz ve bununla mutlu...

Kapat