Bir Türk Sineması Klasiği: Vesikalı Yarim

Filmlerin henüz siyah beyaz olduğu 1968 yılında çekilmiş, gerek hikayesi, gerek görüntüleri, gerekse diyaloglarıyla dönemindeki diğer filmlerden oldukça farklı bir filmdir Vesikalı Yarim. Türkan Şoray yine muhteşem güzellikte, İzzet Günay yine harikuladedir.

Sefa Önal’ın kaleme aldığı film, Sait Faik’in Menekşeli Vadi adlı öyküsünden sinemaya uyarlamadır. Yönetmen koltuğuna ise Türk Sineması’nın gelişiminde büyük emeği olan Ömer Lütfi Akad oturmuştur.

Orta gelirli bir erkek olan Halil (İzzet Günay), evli ve iki çocuk sahibidir. Babasıyla ortak işlettikleri bir manav dükkanı vardır. Bir gün arkadaşları ile İstanbul’un gece hayatına dahil olurlar. İçki, sohbet… Her şey gayet hoş giderken birden her şey sessizleşir. Halil, Sabiha’yı (Türkan Şoray) görür. İşte o anda izleyici, nasıl bir filmle karşı karşıya olduğunu anlamaya başlar. Halil’in kulakları bir şey işitmez olur. Onca kalabalığın arasında tek başına kalır adeta. Sabiha, elinde sigarası ile masada oturmaktadır. İlk görüşte aşk, böyle çıkar karakterlerimizin karşısına.

vesikali-yarim (2)

Melodramın en güzel örneklerinden sayılabilecek filmlerden biridir Vesikalı Yarim. İçinde bir İstanbul vardır çünkü. Yalnızdır. Boştur. Gündüz çok görünmez filmde. Geceye teslimdir. Karamsardır. Tıpkı Halil ile Sabiha gibi.

Aşık olurlar birbirlerine. Evine alır Halil’i Sabiha. Birlikte yaşarlar. Pavyondan bir arkadaşı bir zaman sonra Halil’in evli olduğunu söyler Sabiha’ya. İnanmaz Sabiha.

-Evli miymiş, sorsana.

-Soramam.

-Neden?

-Ya evet derse?

Sabiha’yı kıskanıp birini bıçaklar Halil. Sonrasında hapse girer. Söz verir Sabiha, bekleyecektir. Bir zaman sonra Halil’in evli olduğunu öğrenen Sabiha, sözünü tutmaz, işine geri döner. Halil serbest kaldığında ise pavyonda bıçaklar Sabiha’yı. Suçu üstlenir Sabiha. Halil’i bir kez daha öldürür.

Sabiha: Her birimiz yolumuza gitsek.

Halil: Yolumuz?

Sabiha: Öyle!

Halil: Birleşti biliyorum?

Sabiha: Yok. Birleşecek gibi değil. Seni tanıdıktan sonra anladım bunu. Senle beraber olduktan sonra…

Sevgi de yetmiyormuş. Çok eskiden rastlaşacaktık…

vesikali-yarim (1)

İmkansız aşkların filmi olan Vesikalı Yarim’in başrol oyuncularından biri de adeta filmin şarkılardır. Film ile bütünleşen ve hala sevilen şarkılardan biri olan “Kalbimi Kıra Kıra” Şükran Ay’ın sesinden bolca duyulur.

İzleyici farklı dünyalara ait olan bu karakterlerin yollarının elbet ayrılacağını bilir en başından beri. Nitekim de öyle olur. Konuşmak için manava giden Sabiha, uzaktan Halil’in çocukları ile oynadığını görür. İleri bir adım daha atamaz. Kalbi kırıla kırıla geri döner. Halil de evine gider, karısı hiçbir şey olmamış gibi, terliklerini ayağına verir. Halil sigarasını yakar, tutkulu aşkına, yaşadığı her şeyin ilk olduğunu düşündüğü Sabiha’ya her nefeste veda eder adeta.

vesikalı-yarim

Türk Sineması’nın mihenk taşlarından olan film, ayni zamanda günümüz sinemasında kullanılan birçok tekniğe de ilham kaynağı olmuştur. Kötü adamların araya girmediği, yanlış anlaşmaların olmadığı, sade ve dramatik bir film. Karakterlerin gerçekliği de bunun en basit örneği.

Birçok kitapta bahsedilen, üzerine sayfalarca makaleler yazılan, birçok teorinin üretildiği ve psikolojik göndermelerin de olduğu söylentiler arasındadır. Fakat bunlar Ömer Lütfi tarafından sadece tebessümle karşılanmıştır.

Cihan Mert Yeşil

Kitapların satır aralarına dünya kurmuş, en yakın arkadaşları kediler ve köpekler olan, biraz sinefil biraz bibliomanic bir Ege Üniversitesi Reklamcılık öğrencisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Sadri Alışık Ödülleri Sahiplerini Buldu!

Bu yıl 22'ncisi düzenlenen 'Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri' sahiplerini buldu. MKM Attila İlhan Salonu’nda düzenlenen, sunuculuğunu Yekta...

Kapat