Birbirimizi Anladığımızda Acılarımız da Dinecek / Abbas Kiarostami

“Birini sevmenin hakiki değeri kendinden vazgeçmene izin vermesidir.”

Sanat-nesne ilişkisi üzerinden,  hayatı ve insan ilişkilerini sorgulayan bir Abbas Kiarostami filmi “Aslı Gibidir.” İyi bir kopya orijinalinden daha iyi olabilir,  sözüyle başlayan film, alışık olduğumuz Kiarostami sinemasının dışında kalır. Ünlü yönetmen, diğer filmlerinin aksine burada sıkça başvurduğu diyaloglarla,  hayat sorgulamasını ince detaylar üzerinden verir.

“İşe yararlılık önemlidir sanat eserinde. O da bir nesneye dönüşür. Biz de atalarımızın kopyasından başka bir şey olmadığımızı kabul edebiliriz.”

Orijinal sanat eserlerinin kopyaları üzerine bir kitap yazan James Miller ve bir atölye sahibi olan Elle üzerinden gelişen filmde; sanat eserlerine yüklenen değerin toplumsal bir imaj çerçevesi tarafından nasıl geliştiğine tanıklık ederken,  hayat karşısında sürekli bir anlam arayışı içerisinde olan insanın çaresizliği de ayrı bir sorunsal olarak karşımıza çıkar. James’a göre: Aslı orijinal olan hiçbir şey yoktur. Leonardo Da Vinci’nin Mona Lisa’sı dahi orijinal değildir. Asıl orijinal olan Mona Lisa’nın kendisidir. Yani öznedir.

“Herhangi bir nesneyi alıp müzeye koyuyorlar ve insanların ona bakışı değişiyor. Burada önemli olan, nesne değil senin algın. Şu Selvi ağaçlarına bak. Ne güzeller. Hepsi eşsiz.  Hiçbiri birbiriyle aynı değil. Orijinallik, güzellik, yaş, işlevsellik; bu bir sanat eserinin tanımı. Tek fark galeride değil, kırlarda olmaları. Bu yüzden, kimse onları fark etmiyor. “

Sanatın çıkar nesnesi haline dönüştüğü modern dünya da kuşkusuz insan ilişkileri de bu yönde ilerlemektedir. Elle hayat karşısında her şeyin anlamını realist bir çerçevede sorgularken, James kendi dünyasında basitliğin yarattığı güzelliği dillendirir.  İki karakter de kendi doğrusunu savunurken bir birlerini anlamak için hiç çaba sarf etmezler. Öyle ki gerçek mi sahte mi diye anlayamadığımız bir ilişkinin içerisine girerler. Kiarostami sanatın orijinalliğini sorgularken, ikili ilişkilerdeki sahteliği, samimiyeti ve gerçekliği de diyaloglar aracılığıyla sahnelere yükler.

Mutlaka Bakınız  Bir Çaresizlik Sanrısı: A AY (Reha Erdem)

“Basit olmak hiç basit değil”

Erich Fromm’un, “Anlamak da sevmektir” sözü filmin son sahnelerini özetler niteliktedir. Gösteren-gösterilen-gösterge işlevselliğinin sorgulandığı sahnelerde, yaşama ve olaylara ötekinin gözünden de bakmak gerektiği vurgulanır. Bazen gördüğümüz şey gerçek olan değildir. Bir şeyi gerçekten görmek istiyorsak ötekinin gözleriyle de bakmaya ihtiyacımız vardır.

“Eğer birbirimizin hatalarına biraz daha toleranslı olabilseydik daha az yalnız olabilirdik.”

Kiarostami’nin “Aslı Gibidir”  filmi, İran dışında çekilmiş olması dolayısıyla ayrı bir öneme sahiptir. Toscana’nın tarihi sokaklarında çekilen filmde, yönetmenin yol tutkusu ve araba içi diyalogları yine karşımıza çıkar. Kiarostami’nin; diyaloglar aracılığıyla bir kadın karakteri, ilk defa bu denli öne çıkardığı söylenebilir. Aynı zamanda Juliette Binoche filmdeki rolü ve performansıyla Cannes’ta En İyi Kadın Aktris ödülünü kazanmıştır.

“Bir ideal uğruna kendimizi üzmek gerçekten salaklık olur.”

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
‘Vertigo: Ölüler Arasında’ Kitabı Türkçeye Çevrildi!

Dünyaca ünlü yönetmen Alfred Hitchcock'un sinema uyarlamasıyla tanıdığımız, Pierre Boileiau ve Thomas Narcejac'ın kaleme aldığı 'Vertigo: Ölüler Arasında' Türkçede yayımlandı. 1958 yılında Hitchcock...

Kapat