Birhan Keskin’den ‘Kargo’ Var!

Birhan Keskin,  kalbimize dokunanların en naifi! 1963 doğumlu bir şair…  Dikkat bu bir Birhan  Keskin  şiirleri ziyafetidir! Birhan Keskin’in herkes için bir ‘Kargo’su var! Ayrıca Birhan Keskin’in Fakir Kene kitabının ilk şiiridir Kargo. 

Kargo

Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. Lazım olursa açar okursun.

Olmazsa da olsun, bir zararı yok burada dursun. Şuraya bir cümle koydum.

Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun!

Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun.

Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun.

Buraya, küçük mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın.

Buraya, bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak, o inat neyse sen osun.

Buraya yolun yokuşunu koydum. Bildiğim için yokuşu. Zorlanırsa nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak, aklında bulunsun.

Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor, ama kim bilir, birazdan uzanıp dokunursun.

Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N’olcak ki, bırak patronlar seni kovsun!

Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça, (bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.

Burada güzel çaylar var. Bu aralar senin için çok önemli. Bitki çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar. Demlersin, maksat midene dostluk olsun.

Şuraya Youtube’dan müzikler, Bach dinle filan, koydum. Ama müzik konusunda sen benden daha iyisin, koklayıp buluyorsun.

Buraya bir silkintiotu koydum. Kırk dert bir arada canına yandığım, kırkına birden deva olsun.”

Bir diğer şiiri ile devam edelim,

Kardeş Payı

Bana ekmeğin kabuğu

Sana steak sana fusion sana dünya mutfağı

Sana fitness sana ozon odalarında sağlık

Bana sokaklarda can havli biber gazı

Sana maldivler cote d’azur top ten holiday

Bana iş dönüşü nayrobi dolmuşu

Senin parmağına pırlanta, senin yüzüne tuscany ışığı

Alnım kömür karası benim. Alnıma kara yazı

Sana sessiz sakin deniz orman manzarası şehrin içinde

Bana ev diye dört duvar çatı diye çınlayan bu ne

Sana şimdi, sana her gün, sana saturday night fever

Bana sonra bana sonra bana sonra

Demir beton cam çelik kafes senin

İçinde kardeşim bülbül benim

Bana sivri şeyler bu dünya, etimi delsin

Seni öldürmeyen  Allah hiç öldürmesin

Sana sunshine sana diamond göz alan

Bana her gece tepemde göz kırpan floresan

Bana demli bir çay, uzun efkar, geniş keder

Sana smokesana malt viskiler sana rezerv

Sana dünya yetmez sana gökyüzüne merdiven

Bana ter için bu ten, bana bu can haybeden

Diyeceğim;

Tüm bedesten senin

olsa ne fayda benim

 

Fakir Kene kitabından bir başka güzel şiir Küçük Şeyler adını verdiği ve numaralandırdığı dördüncü şiir:

Taşta saklandım ben yıllarca taşta

Bu yüzden anlamıyorsun öfkem nasıl sert

Nasıl taze, nasıl bozulmadı taşıdığım aşk

Ağır bir taşla yaşadım nasıl,

Beni esirgeyen taştı da öyle söküldü sabrım

Nasıl benzedim taşa ya da taş bana nasıl,

Bilemezsin.

Ve yazımıza güzel bir şiirle son verelim Soğuk Kazı kitabından :

İSTANBUL

ben istanbul’a çok benzerim sevgilim

yarı trak yarı buralı.

azıcık gidersin haliç’te bir çekirdek aileyim

o siyah suya bakakalmış, su yağlı mı yağlı.

adamda bej kundura, kadın çarşafa dolanmış,

yüzlerinde kırağı

kızların birini açık havada doğurmuşlar,

öbürü kapalı.

bende sevgilim yan yana ışır

ılık kasabalar köyler

ben istanbul’a çok benzerim sevgilim,

bir yanım haliç’te bir karabatak

bir yanım samandıra’da saplı samanl

ben istanbul’a çok benzerim sevgilim

onca iştiha içinde onca keder.

çın çın bin ses imkanıyken

sesin göbeğinden çatlayıp orada kaldığı yer.

sorunun sorulduğu yerim ben,

cevabın alındığı yer!

bir yanım erguvan bir yanım gül ve laleler

bir yanda serseri otlar, başıboş, plastik çiçekler

kök dal dolanmış duvarda birbirine koyu keder.

gezmediğin yerlerim vardır mutlaka

beklerim, yeraltı mağ’raları

bir ayağım geçmişte kalmış alamam

öbürü koduğun bahtımmış, eline ayarlı.

sevgilim kış düşmüş dünyaya içimden

eve nasıl varayım!

bir kovuk bir obruk oldum,

üstüm başım kar, yollar kapalı

Berna Sakman
Erzincan Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümü öğrencisi
Sanat Karavanı Yazarı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
İspanyol Sinemasının Goya Ödülleri Sahiplerini Buldu!

Bu yıl 31'incisi düzenlenen İspanyol sinemasının en önemli ödüllerinden olan 'Goya Ödülleri', Madrid'te düzenlenen geceyle sahiplerini buldu. Düzenlenen geceye 9...

Kapat