“Bizim Rüyamızda Her Tohum..”

“Bizim rüyamızda her tohum, her arı, her kelebek, her solucan, her insan, her çocuk zorla yönlendirilmeden, kontrolden, açlıktan ve hastalıktan uzak. Özgürce, mutlulukla ve sağlıkla evrilebilsinler ve gelişebilsinler diye…”

İçinde bulunduğumuz bu koca evrende hala umudu olan, özgür, anlayan, anlatan, anlaşabilen ve duygularını ifade etmekten korkmayan insan kadar değerlisi ve güzeli yoktur. Güzeldir, özeldir de hatta! Bir kuş misali özgür olabilmek, kanatsızca ruhunun her noktasına kadar kanat çırpabilmek ve gülebilmek tüm benliğince… Hayata, bu koca kaosa, çelişkilere, savaşlara, yenilgilere ve saydığın kadarıyla tüm iğrençliklere göğüs gerebiliyorsan tek bir tebessüm ve umutla, o zaman gerçekten hala yaşıyorsun demektir! Çünkü yüzünde tebessümün ve yüreğinde taşıdığın kocaman umudunla sen, bu kirli elleriyle rengarenk gökyüzünü kapkara yapan insanlardan değilsin. Şimdi sizi umudunu ve tebessümünü henüz kaybetmemiş iki güzel insanla tanıştıracağız. Ne isimlerine ne de cinsiyetlerine dair bilgi vermeye gerek yok. Nitekim onlar, isimleri ve cinsiyetleriyle değil umutlarıyla yola çıktılar. Altlarında kendilerinden de eski, şirin ve işlevli bir karavanla… Peki, bu iki güzel insan niçin yola çıktı? Amaçları ne idi?

bizimruyamizdahertohum-1

Maruz kaldığımız binlerce zehirli gaz, doğadan koparılan ve koparılmaya zorlanan bağlarımız, GDO, endüstri, fosiller ve daha fazlasını sayacağımız tüm bu kirlilik, bu iki insanı bir araya getirdi. Onlar, oluşturulmuş bu sistemli düzene karşı koyarak, doğadan yana bir adım attılar. Varlığın, var olabilmenin, ancak ve ancak doğa ile uyumlu halde yaşamak olduğunu kendilerine felsefe edindiler. Sonunda onları bir araya getiren doğa, bu iki güzel insana göz kırptı. Ve yaşanılabilir bir dünya için doğa, Anadolu’dan Güney Asya’ya doğru uzun yolculuk fikrini onlara hatırlattı. Onlar da bu fikirden yola çıkarak, fosil yakıt kullanımının azaltılması, su kaynaklarının korunması, endüstriyel ürünler yerine sağlıklı yerel gıdalara erişme kaygıları ile Mayıs 2014’te bu yolculuğa başladılar. Sürdürülebilirlik konusunda oldukça hassas olan bu güzel iki insan, seyahatleri boyunca tüm toplulukları olabildiğince gezip doğal olan yöntemleri yerinde inceleyecekler. Aynı zamanda onlar için çalışıp kendi deneyim ve bilgi birikimlerini paylaşacaklar. Bunları yaparken bir yandan da eğlenip doğanın ve dostluğun tadını çıkaracaklar.

Tüm seyahat boyunca onlara eşlik eden sevimli karavanlarının yakıtı ise Atık Yağ Dönüşüm Sistemleri yardımıyla, atık yağdan temin edilecek. Böylelikle karbondan olabildiğince uzak kalmaya çalışacaklar. Bunun yanı sıra küçük ama müthiş karavanları elektriği de kendi üretecek. İşte fosile, endüstriye, doğal olmayan ne varsa her şeye direnen bu iki güzel insanı isimsiz ve cinsiyetsiz sizlere anlattım. Bence sizler de merak etmediniz fikirlerinden, hayallerinden ve seyahatlerinden başkasını. Etmeyin de zaten bırakın boş kalsın zihnimizde bazı satırlar. Bırakın, dolmasın güzel karelerin, umutların yeri!

Damla Çelikli

İstanbul , KOU Radyo, Tv ve Sinema.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Soundtracklerde David Bowie: Bir Anma Yazısı

David Bowie, fiziken yitip giden efsanelerden biri. Aşağıda belirtilen şarkılar; yer aldığı, toplamı birkaç yüzü aşacak film, dizi, belgesel ve...

Kapat