Bizim Yalnızlığımız Cemalettin Was Here

Cemalettin Was Here, uzun yıllar Akdeniz bölgesinde yaşamış Cemalettin’in, evlenip İstanbul’a yerleşmesiyle değişen hayatını konu alır. Günümüz evliliklerine adeta bir bakış olan Cemalettin Was Here, bir arada yaşayan fakat birbirinden uzak iki insanın yaşantısı üzerine kuruludur. Bireylerin yalnızlığı üzerine kurulu film de, adeta pek çok insanın içimizden biri dediği kişidir Cemalettin.

Filmin dikkat çeken sahnelerinden birisi, Cemalettin’in eşi Hasret ile hiçbir şey konuşmadan televizyon izledikleri kısımdır.Eminim bu kısım çoğu kişiye tanıdık gelecektir. Adeta bireyin yaşantısından kesit sunan sahnelerde: Uzun süre birbirleriyle hiçbir şey konuşmadan oturdukları koltukta, Hasret’in soru sormasıyla durağanlık bir anda yıkılır. Hasret, diz ağrıları olan Cemalettin’e doktorun ne dediğini sorar ve televizyona bakmaya devam eder. Cemalettin ise eşine, doktorun şehrin havasının, rutubetinin kedisine iyi gelmeyeceğini söylediğini anlatmaya çalışır. Hasret ise televizyona bakmaya devam etmektedir. Tesadüf odur ki bu sırada TV’deki haberlerde hava durumu ile ilgili bilgi verilmektedir. Sahnede; koltukta oturan çift birbirinden uzak, iki ayrı kişidir. Bakışlar bile artık bir araya gelmez…

Cemalettin-Was-Here

Geceleri bir türlü uyuyamayan Cemalettin, belki de her gün yaptığı gibi, yatağından kalkar ve bir başka o daya geçer. Odada, duvarın karşısında öylece durur. Odanın ışığı birkaç defa açılıp kapanır. Yansımada karşımıza çıkan ise Akdeniz bölgesine ait olan güneşin ve denizin olduğu manzaralardır. Tek plan çekimin yapıldığı bu sahneler de; Cemalettin’in sigara yakışı, fotoğraflara bakışı ve sigara dumanını üfleyişi filmin odak noktasıdır adeta. Cemalettin’in tüm özlemi, hayalleri, umutları, iki ışık arasında gidip gelir.

Cemalettin-Was-Here

Kendini bir çıkmazın içinde bulan Cemalettin, sabahları açtığı dükkanının içerisindeki televizyon ile baş başadır. Arkadaşına derdini anlatmaya çalıştığı kahvehane sahnesinde, toplumsal yalnızlığı görmek ise kaçınılmazdır. Cemalettin durmadan Akdeniz bölgesinde yaşayan insanların uzun ömürlü olduğundan bahseder. Arkadaşının bakışları ise Cemalettin’in anlattığı cümlelere karşı kayıtsızdır.  Bu arada dışarıdan gelip geçen insanların görüntüleri de oturdukları yerin penceresine yansımaktadır. Sanırım bu sahneler, ağır geçişler ile verilseydi görüntüdeki etkileyicilik iki katına çıkardı. Sokaklarda birbirinden habersiz, birbirinden uzak insan kalabalığı…

İmdat ile dükkanın içinde bira içtikleri sahne ise toplumsal paradigmanın bir başka kısmını anlatır.  Cemalettin’in : “Olmuyor imdat olmuyor kafaya koydum ben gideceğim.  Anlamıyorsun imdat, ya ben bu kadını öldüreceğim ya da bu kadın beni kesecek”  dediği cümleler her şeyin anlatıldığı tek kısımdır aslında. Belki de Tarkosvsky’nin Nostalgia’sında Bahsettiği gibi: “Bir zamanlar olduğumuz yere dönmeliyiz…”

kşl

İmdat karakteri geleneksel ifadenin karşılığıdır bu sahnelerde. Cemalettin’e; kurulu bir işi ve bir eşi olduğunu hatırlatır. Rahat yaşamından şikayetçi olduğunu ve sorumsuzca davrandığını söyler. Cemalettin’i kimse anlamaz. O yalnızlığıyla adeta baş başa kalmıştır. Artık son umudu ise marinada çalışan arkadaşı Mustafa’dır.

Cemalettin gecenin bir vakti sarhoş bir halde evine gelir. Kapıyı açıp ışığı yakınca Hasret’le göz göze gelir. Hiçbir şey konuşmazlar. Cemalettin, Hasret’e evde tatlı bir şeyler olup olmadığını sorar. Hasret mutfağa yönelir ve tabakta olan tulumbaların üstüne tükürür. Tatlıyı Cemalettin’e vermek için odaya girer. Fakat Cemalettin koltukta uyuyakalmıştır. Hasret Cemalettin’in uyuduğu koltuğun karşısına geçer ve tükürdüğü tulumba tatlısını kendisini yer. Ağlayarak ve hıçkırarak… Bir yanda Cemalettin’in yalnızlığı bir yanda Hasretin yalnızlığı… Cemalettin -Was-Here

Cemalettin sabah mutfakta çayını içmektedir. Hemen karşısındaki duvarda karla kaplı bir manzara fotoğrafı asılıdır. Bir taraftan duyulan süpürge sesi, Cemalettin’in bakışları ve fotoğraf arasında bir geçiş sağlar adeta.

Cemalettin, sonunda tek umudu olan Mustafa’yı arar. Mustafa ise, her şeyi bırakıp memleketine dönmüştür. Artık son umutta yok olmuştur. Cemalettin telefonu kapatır, fondaki süpürge sesi devam etmektedir. Cemalettin Hasretin temizlik yaptığı odaya gelir. Nefret dolu bakışlarla Hasreti süzer ve süpürgenin fişini çeker, o anda göz göze gelirler. Suskunluk yine hakimiyetini sürdürür…

Cemalettin yine çaresizce dükkanını açmaya gider. Dükkanın kepenkleri yavaşça açılır. Cemalettin oturmuş,  karşısında televizyonu açıktır.  Fonda Seda Sayan’ın sesi gelmektedir. TV’den gelen seslerden evlilik programı olduğu anlaşılır. Böylelikle günümüz medya programlarına ince bir gönderme de bu sahnede gelir. Cemalettin, artık sıcaklığı tek hatırlatacak olan ısıtıcısının karşısındadır. Yan tarafında asılı olan, deniz kenarında, gün batımında çekilmiş fotoğrafıyla umutsuzca oturmaktadır. Gittikçe birbirine yabancılaşan kişilerin, evliliklerin, bireylerin yalnızlığı üzerine kurulu olan Cemalettin Was Here; gerek konusu gerekse de görüntüsüyle izlenilmesi gereken bir film.

İçimizdeki tüm Cemalettinlere…

Yazan ve Yöneten / Written And Directed By: Mert Özel
Oyuncular / Cast: Hakan Hüseyin Gül, İlayda Alakoç, Engin Dalbudak, Can Çolak
Görüntü Yönetmeni/ Director of Photography: Fatih Çalışkan
Yönetmen Yardımcısı/ Assistant Director: Kenan Arda Öztürk
Sanat Yönetmeni/ Director of Art: Gözde Öztürk

 

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

2 Comments

  1. kutay

    15 Nisan 2015 at 12:11

    Hangimiz Cemalettin değiliz ki

  2. filmfest

    17 Nisan 2015 at 21:11

    Filmde oynayanlar siradan kisiler mi…yani boyle bir konuyu ancak siradan kisiler verebilir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Sade ve Gerçek Yunan Ruhu : Lesvos (Midilli) Adası

Lesvos (Bilinen haliyle Midilli Adası),Yunanistan'ın en büyük 3. Adası ve uzonun başkenti. Ada çok ciddi bir turist akını ile şu...

Kapat