‘Boş Şehir’de İki Kardeş | Savaş, Ölüm ve İnsan

Bir ‘Boş Şehir’ düşünün. Bomboş, insansız, fakat dopdolu… Savaşın bıraktığı enkaz, terk edilmiş mekanlar ve terk etmiş iki kardeş…

Kimlerin savaştığını bilmediğimiz bir kaosun ortasından, savaşın iki farklı cephesinden kaçan iki kardeş. Birbirinden çokça farklı ve temelde aynı iki insan, aynı iki erkek. Savaşın parçaladığı, yok ettiği, ıssızlaştırdığı yerde uzun zaman sonra karşılaşan iki gencin trajikomik hikayesi ve ölmeden önce geçirdikleri son saatler anlatılıyor ‘Boş Şehir’de.


Dejan Dukovski’nin kaleme aldığı ‘Boş Şehir’, pek çok insani duygunun harmanlandığı, insanın tüm çıplaklığıyla yansıtıldığı bir oyun. Biraz komik ve çokça çarpıcı. Güldürürken düşündüren cinsten ve düşündürürken hissettiren… Savaş, kardeşlik, gerçeklik ve yalan kavramlarını odak noktasına alan oyun tüm bu kavramları bünyesinde barındıran ve tüm kavramların nedeni olan ‘insan’ üzerine eğiliyor ve onu tüm hatlarıyla izleyiciye sunuyor.

Savaşın ortasından kurtuluş umuduyla özgürlüğe kaçmaya çalışan iki kardeş, uzun yıllar sonra yeniden karşılaşıyor. Geçmişle hesaplaşan Gyore ve Gero kardeşler, yakalandıkları an öldürüleceklerinin bilincinde, son saatlerini keyifli geçirmeye çalışıyorlar. Konuşuyorlar, gülüşüyorlar, eğleniyorlar, düşünüyorlar… Ve geçmiş ile şimdinin karmaşası içinde geleceğin sonsuzluğuna karışmak için kendilerini hazırlıyorlar… Hazırlık aşaması, ilk karşılaşma anından itibaren adeta bir karnavala dönüşüyor. Kardeşlerin doğallıkları, farklılıkları ve aynılıkları ‘insan’ın en saf halini gözler önüne seriyor. En ‘zayıf’, en ‘korkak’, en ‘güçlü’, en ‘çaresiz’ ve daha pek çok ‘en’lerde yaşanan duygu; oyunun müzikleri, ışık tasarımı ve oyuncuların başarılı performanslarıyla birleşiyor.

Savaşı başlatan insanlar, savaşın yok ettiği insanlar ve savaşta yok olmamaya çalışanlar… Sahnede gördüğümüz iki kardeş aslında oyunun görünmeyen tüm karakterlerini bünyesinde barındırıyor. Neden de sonuç da insandır. Yaşanılanın ne olduğu, nereye vardığı ve varacağı iki kardeş üzerinden tüm insanlığa yayılıyor. Ve kimi yerde kahkahalara boğan oyun, kimi yerde derin düşüncelere dalmaya neden oluyor. Oyun, savaş teması üzerine oturtulsa da hayatın genel hatlarını özel çerçeveler içinde seyirciye aktarıyor.

“Bazen her şeyi söylememek daha iyidir”

Oyunda da söylendiği üzere ‘bazen her şeyi söylememek daha iyidir’. Düşünceler, gerçekler, yaşananlar ve yaşanacaklar üzerine. Bazen yalnızca hayal kurmak ve anı en iyi şekilde değerlendirmek gerekir. Hayallerin gerçekleşmesi mümkün görünmese bile. Çünkü elden gelen, yapılabilecek tek şey budur. Bir kaosun ortasında ve saatler sonra öleceğini bilmenin kesinliği içinde bazen yalnızca gülmek ve başka bir hayat düşlemek ruhun tek kaçış yoludur. Kaçışlar ve yakalanışlar, başkaldırı ve teslim oluş. Tüm zıtlıkların aynı ortak noktada birleşip birbiri içinde eriyişi…

Yeni sezonda Entropi Sahne’de izleyebileceğiniz ‘Boş Şehir’ hem çok farklı hem de çok tanıdık şeyler anlatıyor… Hem güldürmeyi hem de düşündürmeyi başaran Gyore ve Gero kardeşler Umut Beşkırma ve Mehmet Tekatlı’nın başarılı oyunculuğuyla sahnede hayat buluyor. Yurdaer Okur yönetmenliğindeki oyun, 8 Ekim’de gerçekleştirdiği prömiyerin ardından 13-14-22-27 ve 28 Ekim tarihlerinde yeniden izleyiciyle buluşacak.

Okumadan geçmeyin:

“Her geçen yıl sahip olduklarım azaldı ve her geçen yıl daha mutlu bir adam oldum.” | Meredith Eberhart

 

Saniye Kaya

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi – Arkeoloji.
Sanat Karavanı Genel Yayın Yönetmeni.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Nirvana’nın Simgesi Haline Gelmiş Albüm Kapağındaki Bebekten 25 Yıl Sonra Aynı Poz

Nirvana’nın hayranı olun ya da olmayın; Nevermind albüm kapağına hepinizin aşinalığı vardır. Çıplak bir bebeğin yüzme havuzunun içinde bir doların...

Kapat