Trenle Şehir Şehir Romanya-1: Bükreş Braşov

Romanya’yla aramızdaki mesafe sadece 1647 km. yani uluslararası mesafelerden bahsediyorsak uzağımızda değil. Uçuşlar her daim ucuz. Diğer Avrupa ülkelerine kıyasla da oldukça hesaplı. Hatta konaklama, ulaşım, yeme-içme gibi bir gezgin için önemli gider kalemlerine, Türkiye’nin turistik beldelerinde, İstanbul’da harcadığınızdan daha az bir miktar ayırarak tüm ülkeyi dolaşmanız mümkün. Yine de Romanya denince çoklarımızın aklına gelenler sınırlı. Kont Dracula ve Hagi galiba en popüler olanları. Lise tarih derslerinden aklımızda kalan Osmanlı-Eflak, Boğdan meseleleri de var tabii. Oysa Romanya, pek çok özelliğiyle, hakkında bunlardan daha fazlasını bilmemizi hak ediyor.

Bir ön hazırlık olarak işe Cristiana Mungiu filmleri izlenerek başlanabilir belki ya da panflüt ustası Zamfir dinleyerek.

BÜKREŞ

 Bükreş, Avrupa sınırlarında eşine nadir rastlanacak türden köklü değişimler yaşamış, çehresi değişmiş bir başkent. Bu değişimde aslan payı Çavuşesku’nun. Şehrin hatırı sayılır bir bölümü onun döneminde yeniden yapılıyor. Tarihi dokusu geri dönülemez bir şekilde değişiyor. Çok sayıda yapı yıkılıyor, görece kıymetli bulunanların yeri değiştiriliyor. Geniş caddelerin ayırdığı birbirinden hantal, gösteriş meraklısı binalar yükseliyor; Arnavut kaldırımlı dar sokakların mütevazı, kadim yapılarının yerine. 1989’a, Çavuşesku’nun idamına kadar bu yıkım-yapımlar devam ediyor. Çavuşesku’nun gidişinden sonra da işlerin Romanya adına çok parlak olduğu söylenemez. Ekonomik krizler, yönetim zafiyetleri yeni dönemin öncelikli sorunları oluyor. Restorasyon, bakım, koruma, uzunca bir süre beklemeye alınıyor.

Ortaya çıkan karmaşayı şehri adımladıkça daha iyi anlıyorsunuz. Bir yanda yıkılmaya yüz tutmuş binalar arasında solgun dev bloklar, tozlu sokaklar, eski kent, diğer bir yanda tüm görkemiyle meşhur parlamento sarayı (Palatul Parlamentului) ve saraya çıkan Unirii Caddesi.

Büyüklüğü ve yapım hikayesiyle pek çok yazıya konu olmuş parlamento sarayını ıskalamanız zor. Hakkında okuduklarınızı, heybetini ancak karşı karşıya kaldığınızda anlayabiliyorsunuz, fotoğraflar yetersiz. Bir düşüncedir gidiyor. Yapımı sırasında ölen işçiler, yarım kalan kanal projesi ve başka bir yazının konusu olabilecek pek çok yaşanmış hikaye bir bir aklınıza geliyor. Saygı, korku, şaşkınlık ve hayretle… Eğer yapımında izleyicide uyandırılmak istenen hisler bunlarsa, Çavuşesku’nun içinde yaşamaya fırsat bulamadığı bu koca taş kütle bunu fazlasıyla başarıyor.

Bucurestiul a fost survolat, de citeva zile, in premiera de un Zeppelin, care a zburat pe deasupra mai multor capitale est-europene. In imagine, Palatul Parlamentului

Merak edenler için sarayın içine girmek mümkün ancak rehber eşliğinde ve gruplar halinde gezilebiliyor. Alt kattaki müze vakit ayırmaya değer. Ama asıl, şehirde müzelerin yoğunlukta olduğu bölge Victoriei Meydanı ve çevresi. Vaktiniz kısıtlıysa, içlerinden sadece birini ziyaret edebilecekseniz, Ulusal Sanat Müzesi (Muzeul National de’Arta al Romaniei) geniş resim koleksiyonuyla iyi bir seçim olabilir. Cezanne, El Greco, Monet, Pieter Brueghel, Rubens, Jan van Eyck Avrupalı Ressamlar bölümünde göreceğiniz ressamlardan sadece birkaçı. Romanyalı sanatçıların eserlerine ayrılan bölüm daha da dikkate değer belki. İsmini dahi duymadığınız pek çok sanatçıyla tanışacaksınız. Daha evvel bilmeyenler için tek başına Ştefan Lucian resimlerini görmek için bile ziyarete değer.

bukres-2

 

Peasant-Ştefan Luchian

bukres-3

Self portrait – Ştefan Luchian

Şehrin güzelliği Lipscani-Eski Şehir’de ara sokaklarda gizli. Lipscani, dar sokakları, eski evleri, değişen yüzüyle şehrin genç nüfusunun da çekim merkezi. Tüm gün vakit geçirebilirsiniz. Eğer şarap severseniz Lipscani’nin hemen her keseye uygun irili ufaklı cafe-barlarında Romanya şaraplarının peşine düşebilirsiniz. Özellikle bölgenin yerel üzümü Feteasca Neagra sizi mutlu edecek.

bukres-5

bukres-6

Bükreş’in bir diğer güzelliği de parkları. Herastrau Park, şehirdeki irili ufaklı parkların en büyüğü, oldukça geniş bir alana kurulmuş bir çeşit açık hava müzesi. İçinde Romanya’nın çeşitli yerlerinden taşınıp yeniden inşa edilen geleneksel Romen evleri var (Village Museum). Aynı adı taşıyan gölün kıyısında kitabınla bir köşeye ilişip kaybolmak için ideal, şehrin tüm griliğinden uzak.bukres-7

bukres-8

bukres-10

Bükreş küçük bir şehir değil. Mesafeler çok yakın olmamakla birlikte yürünmeyecek gibi de değil. Ancak yürümek istemeyenler için şehrin hemen her noktasına rahatlıkla ulaşılabilecek bir metro ağı var. Şehirler arası ulaşım da hayli kolay. Tüm şehirlere trenle ulaşım mümkün.

Gara de Nord bütün Romanya’nın en düzenli tren garı, başkente hizmet ediyor olmanın verdiği ağırlıktan olsa gerek. Yine de bildik Avrupa sterilliğinde değil. Sizden önce küçük bir arbede yaşanmış ve etraf biraz dağılmış, biraz kirlenmiş gibi ama her şey olağan akışında.

Romanya’da trenle şehirler arası ulaşım çok tercih ediliyor, tren tek bir seferde çok sayıda şehre uğradığı için de ayrıca kalabalık oluyor. İngilizce bilen birini (görevliler dahil) bulmak oldukça zor, işlemler gereksiz yere uzayabiliyor bileti önceden almakta fayda var.

Eğer bilet seçiminizi en hesaplı olandan yana yaptıysanız ilk karşılaşmada treniniz sizi biraz korkutabilir. Bu kadar eski bir makinenin hareket edebiliyor olmasına şaşırıyorsunuz her şeyden önce, kompartımanda olan bitenler ve yol arkadaşlarınız, tamamen beklenmedik. İster istemez çekiniyorsunuz. Daha dikkatli davranıyorsunuz. Yanınızdaki kıymetli eşyalarınıza daha bir sarılıyorsunuz. İlk on dakikanın sonunda yaşadığınız şehrin, ait olduğunuz toplumun size öğrettiği şekilciliğinizden utanıyorsunuz. İnsanlar kendi halinde etraflarına gülümsüyorlar sizin korktuğunuz hiçbir şey belli ki akıllarından bile geçmiyor. Sonrası, sonrasında Ak Kedi Kara Kedi filminden bir sahnenin içindeymiş gibi ilerliyorsunuz eski trenin içinde, bir sonraki şehre doğru.

BRAŞOV

Bükreş’ten kalkan tren, dağların arasında ilerleyerek üç saatte ulaşıyor Braşov’a. Bir yandan, gözünüzün önünden geçen görüntülerin sonbaharda kızıl-sarıya büründüğünde ya da kışın karlar altında ne kadar güzel olacağını düşünürken, bir yandan da yeşillikler arasında birbirinden güzel kasabaları sayıyorsunuz, görebildiklerinizin keyfine vararak. Treniniz de sizi herhangi birinde inmeniz için baştan çıkarmaya çalışır gibi sık sık duruyor güzelim, ufacık kasabaların sevimli istasyonlarının önünde, hedefinize yaklaşırken.

brasov-1

Braşov’a geldiğinizde merkeze ulaşmanız zor değil. İstasyonla şehir merkezi arası, yükünüz ağır değilse, yürünecek mesafede ama yürümek istemeyenler için otobüsle ulaşım oldukça kolay. Garın önünden kalkan 51 numaralı otobüse binmeniz yeterli.

brasov-2

Hatırı sayılır Alman nüfusuyla Romanya’nın Saksonyası, Karpatların eteğinde kurulmuş, puslu, minik ve güzel bir Orta Çağ şehri Braşov. Havası genelde serin, dağ esintili, temiz. Renkli, küçük evlerle çevrili meydanının hemen birkaç adım ötesinde yeşil dağlar başlıyor.

Şehrin merkezini, çevresindeki dar ara sokakları, hakkını teslim ederek gezmeniz en yavaş adımlarla bile, en fazla üç saat. Şehir turunun sonrasında meydandaki küçük kafelerin her biri soluklanmak için iyi birer seçenek. Kısa molanın ardından, Panaromik Tampa’ya çıkıp adımladığınız şehri birde tepeden görmek, Braşov’u hafızanıza kazıyor.

brasov-3

Günü şehrin önemli yapılarından Braşov Citadel (Braşov Kalesi), açık bulunabilirse Sinagoga Neologa ve Kara Kilise’yi gezerek noktalayabilirsiniz.

Kara Kilise (Biserica Neagra) Avrupa’da kilise kilise dolaşmaktan sıkılanlar için bile görülesi. Ziyarete erken kapanan kiliseyi geç saatlere bırakmamakta fayda var. Sık sık klasik müzik dinletileri oluyor. Denk gelirseniz ne ala. Kilisedeki mini sergi ve eşine ender rastlanan eski org da görülmeye değer.

brasov-4

Braşov turistik denebilecek nadir Romanya şehirlerinden. Romanya turizminin iki önemli yapı taşı da bu şehirde: Bran’daki Kont Dracula Şatosu ve Poiana Kayak Merkezi. İkisinin de meraklısı çok. Haliyle hem konaklama hem yeme içme hem de alışveriş için Romanya’nın pahalı kentlerinden biri Braşov. Tabii ki diğer Avrupa şehirlerine kıyasla ucuz olduğu aşikar.

Bran Şatosu’na şehir dışındaki otogardan (Autogara 2) otobüslerle ulaşım mümkün. Raşnov Kalesi, Braşov-Bran yolu üstünde vakti olanlar için bir başka durak.

Bran Şatosu her ne kadar Bram Stoker’ın Dracula romanıyla Kont Dracula’ya dönüşen Kazıklı Voyvoda (Vlad Tepeş III) ile ilişkilendirilmiş olsa da aralarındaki ilişki kesinliği olmayan bir bilgi. Tahminler birkaç gün kaldığı yönünde sadece. Ancak bu ilişkilendirilmeyle bir çekim merkezi haline geldiği düşünülürse kalenin, oralara kadar gitmişken gerçekte yaşanmış olanların üzerine düşünmekten ziyade, herkes gibi, romanı referans alıp gezerek keyif almaya bakmak belki de daha doğru.

brasov-5

brasov-6

brasov-7

Poiana Kayak Merkezi özellikle Balkanlarda ve Orta Avrupa’da yaşayan kayak tutkunları tarafından tercih ediliyor. Son yıllarda Türk ziyaretçilerin sayısında da bir artış olmuş. Poiana ile Braşov arası 13 km. Tesis 1.030 metre yükseklikte kurulu; tesiste 4 kolay, 4 orta ve 4 zor olmak üzere, toplam 12 pist bulunuyor. Konaklama için çokça seçenek var.[1]

brasov-8

brasov-9

Braşov’da gece hayatı gündüz hareketliliğine rağmen Bükreş’e göre çok daha erken bitiyor. Gece şehirde dolaşmak söylenildiği kadar güvensiz değil. Ama bomboş sokaklar, yerel halkın şehre inen ayılara dikkat edin uyarılarıyla birleşince erkenden odanıza gitmekten yana tereddüte düşmüyorsunuz.

Braşov gerek gecesiyle gerek gündüzüyle büyüleyici bir maceraya davet ediyor. Bu çağrıya kulak vermelisiniz.

[1] Romanya-Pioana Kayak Merkezi. http://www.kayakoteller.com/yurdisi-kayak-merkezleri/romanya-kayak-merkezleri

Sibel Aksu

Bilgi Üniversitesi Sanat ve Kültür Yönetimi Bölümü öğrencisi. Sinemayla yakından ilgili. Okumak, yazmak, seyahat etmek kendi isteğiyle, istikrarlı olarak yapabildiği nadir uğraşlardan.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
İnsan Zaten Dertli Değildir, Derdin Kendisidir | Şule Gürbüz

‘‘…dertlenmeyenin dertlendireceğini biliyordum. ’’ Şule Gürbüz hakkında bir şeyler yazıp çizebilmek için bile insanın bir demini bulması gerekiyor sanırım. Son zamanların...

Kapat