Bütün Bedeninde Müziği Hisseden Kadın: Zaz

Eminim küçükken aynanın karşısında ya da sokaklarda bağıra bağıra şarkı söylemişsinizdir. En azından kendi adıma bunları yaptığımı itiraf edeyim. Peki ya bunu neden yapıyordum, diye geriye dönüp baktığımda birçok sebep geliyor aklıma; şarkıcılara özenmek, aynanın karşısında kendimi adeta sahnede hissetmek, sokaklarda şarkı söylemenin özgürlüğe ulaştıran tadı gibi…

Müzik nasıl hissedilir? Ya da çok güzel şarkı söyleyen insanlar sadece yeteneklerinden dolayı mı bu kadar güzel şarkı söylerler yoksa gerçekten müziği hissettikleri için mi? Uzun zamandır müziği hissetmek üzerine düşünüyorum. Bunları siz değerli okurlarımla paylaşmak bana mutluluk veriyor. Bence siz de herhangi bir müziği dinlerken kendinize bunu soruyorsunuz. Müziği hissetmek; sadece sözlerine odaklanıp bunları anlamak değildir. Biz insanlar daha çok neden sözlü müzik dinleriz bunu hiç düşündünüz mü? Ben düşündüm. Şunu fark ettim ki; bizler müziği anlamak adına sadece o müziğin sözlerini anlıyoruz. Açıkçası bu tam anlamıyla işin kolayına kaçmaktır. İstatiksel bir çalışma yapıldığında sözlü müziğin enstrümantal ya da klasik müziğe tercih edildiği aşikardır. Biz neden klasik müzik dinleyip, bu müziği anlamaya çalışmıyoruz? İşte tüm gerçeklik burda gizli… Müziği hissetmek tam da burda devreye giriyor bence. John Lennon, Freddie Mercury, Led Zeppelin gibi efsane insanların bu derece akıllarda kalmasının en büyük nedeni bence müziği gerçekten hissetmeleriydi. Şimdi müziği tüm bedeniyle hisseden bir kadından bahsetmek istiyorum:

Isabelle Geffroy… Bilinen adıyla ZAZ

1 Mayıs 1980 yılında Tours, Fransa’da doğan Zaz; 1985 yılında kız kardeşi ve erkek kardeşiyle birlikte Conservatoire à rayonnement régional de Tours okuluna katıldı. Henüz 5 yaşındayken müzikal eğitim almaya başladı. 11 yaşına kadar müzik aletleri öğrendi; özellikle keman, piyano, gitar. Aynı zamanda koro müziği eğitimi de aldı. Bunun dışında profesyonel bir eğitmenden kung fu dersleri alması da sevecen müzisyenin yaptıkları arasındaydı.2000 yılında CIAM üniversitesini kazanan müzisyenin müzik kariyeri Vivaldi’den Four Seasons eseriyle başlamış. 2006 yılında da Paris’e taşınmıştır.

Kariyerine özel olarak bir mercek tutacak olursak; 2001 yılında blues grubu olan Fifty Fingers’la şarkı söylemeye başlayan Zaz, ilk olarak önemli koro ve festivallerdeki performansıyla dikkat çekti. 2010 yılında çıkardığı “Zaz” albümüyle dünya çapında ün sahibi oldu. Biraz bu albümden bahsedelim. Albümde yer alan “je veux”  şarkının Zaz tarafından sokak performansı şeklinde sergilenmesi ve şarkının aslında bütün duygulardan arınmış toplumun paraya, güce, mal varlığına değer veriyor olmasını eleştiren yanı şarkıya ilginin artmasına sebep oldu. Tüm doğallığıyla müziğini hissettiren bu performans sanatçının kariyeriyle ilgili bizlere ip uçları da veriyordu elbette. Bütün hücrelerinde müziği hissederek şarkıyı söylemesi bu performansta da dikkat çekiyor.

            L’internaute tarafından yayınlanan bir araştırmaya göre Zaz, 2010 yılında en popüler Fransız şarkıcı seçildi. Albümü sayesinde 2011’de EBBA Ödülü’nü kazandı. Sonraki yıl dünya turuna çıktı ve Japonya, Kanada, Almanya, İsviçre, Slovenya, Çek Cumhuriyeti, Hırvatistan, Bulgaristan, Sırbistan ve Türkiye gibi ülkelerde konserler verdi.

Buğulu, karakteristik ve hayran olunası sesiyle, Fransa’nın ünlü yıldızı Edith Piaf’ı da andıran Zaz ; dünya tarafından büyük bir beğeniyle dinlenmektedir.

Yazıma burada son verirken bu güzel sanatçının hem performansını hem de harika sesini dinleyebileceğiniz bir şarkısını sizlerle paylaşmak istiyorum. Müzikle dolu bir hafta geçirmeniz dileğiyle…

 

1 Comment

  1. Azra

    09 Temmuz 2017 at 17:49

    Bu güzel yazı için teşekkürler. Okuması keyifliydi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Tarantino Emekli Oluyor

Sekizinci filmi 'The Hateful Eight' ile bu yıl sinema dünyasına yine damga vurmayı başaran Quentin Tarantino, iki film daha çektikten...

Kapat