ÇALKANTILI YAŞAMIN YAZGISI | PAUL GAUGUİN

Asıl adı Eugène Henri Paul Gauguin olan ressam, 7 Haziran 1848 yılında Paris’te gelir dünyaya. Ailesinin Peru’ya taşınması sırasında babasının ölmesi üzerine, 4 yıl boyunca amcasının yanında annesi ve kardeşiyle kalır. Nihayetinde ailesinin Paris’e geri dönmesiyle de donanmaya yazılır. Donanmanın ardından borsa işine girer. Basit bir banka memuru iken amatör olarak resim sanatına başlar ve 30 yaşına kadar kendini tümüyle sanata verir. İşini bırakan Gauguin, geçimini zorlukla sağlar. Geçim sıkıntılarına dayanamayan Danimarkalı karısı,  en sonunda iki çocuklarını da alarak sanatçıyı terk eder.

Paul Gauguin,  Conversation ou Negresses Causant (1887) Özel Koleksiyon

Paul Gauguin, Conversation ou Negresses Causant (1887) Özel Koleksiyon

Toplum kurallarına ve geleneklerine uyum sağlayamayan, tümüyle non-conformiste karakterli sanatçı için gezgin ve dağınık bir yaşam başlar. Bir süreliğine Pissaro ile çalışır. Ardından biraz daha dışarıya açılmayı düşünerek Panama Kanalı bölgesine ve Martiniques’e gider. Fransa’ya geri döndüğünde Pont-Aven’e yerleşir ve genç sanatçılarla buluşur. Bunlardan biri olan Paul Sérusier’ye yeni sanat tekniği ve kurallarını açıklar.

Paul Gauguin, Les Alyscamps (1888) Musée d’Orsay

Paul Gauguin, Les Alyscamps (1888) Musée d’Orsay

Van Gogh ile yakın arkadaş olan Gauguin, onun ısrarlı çağrısı üzerine Arles’e gider. Çevrenin peyzajına ve ışığına adeta vurulan Gauguin oldukça etkilenir. Fakat ne yazık ki, sanatta ortak ilkeleri paylaşan iki sanatçı birlikte yaşama uyum sağlayamaz ve trajik bir kavga ile ayrılırlar. Bazı araştırmacılar Van Gogh’un yoğun depresyonu ve kulağını kesmesini Gauguin ile yaşadığı büyük tartışmaya bağlar.

la-lluita-de-jacop

Paul Gauguin, La lluita de Jacob amb l’àngel (1888) Scottish National Museum

Empresyonizmden aradığını bulamayan ressam, egzotizme duyduğu merak üzerine Tahiti’ye gider. Orada yerli halkın yaşamını yakından inceler ve küçük bir ada olan Hiva-Hoa’ya yerleşir. İlkel dönemi sanatına yansıtmaya çalışır. Eserlerinden birine verdiği Nereden Geliyoruz? Neyiz? Nereye Gidiyoruz?” sorusu da aslında arayışını anlatır.

Paul Gauguin, D'où venons-nous? Que sommes-nous? Où allons-nous? (1897)

Paul Gauguin, D’où venons-nous? Que sommes-nous? Où allons-nous? (1897)

Gauguin’in sanatında renkler ve perspektif kurallara uymaz. Sıcak renklere bir tür öncelik verilir. Renklerin oluşturduğu ahenk eserlere değişik, egzotik bir görünüm verir. Objeleri ve kişileri birbirinden kuvvetli, kalın çizgiler ayırır. Anlatım ise naif ve neredeyse halk düzeyindedir ve rengin planlar halinde uygulandığı görülür. Volümler de paralel olarak basitleştirilir ve bu bağlamda gölge-ışık uygulaması kullanılmadığı görülür.

 

Paul Gauguin, I Raro te Oviri (1891) Dallas Museum of Art

Paul Gauguin, I Raro te Oviri (1891) Dallas Museum of Art

Sanatçı, doğanın tümüyle taklit edilmesine karşı çıkar. Onun için sanat bir soyutlamadır; doğa karşısında hayalgücü kullanılmalı, taklit yerine kreasyon düşünülmelidir.

Paul Gauguin,  Le Christ Jaune (Sarı İsa) (1889) Albright-Knox Art Gallery

Paul Gauguin, Le Christ Jaune (Sarı İsa) (1889) Albright-Knox Art Gallery

Tahiti’ye gitmeden önce yaptığı Sarı İsa tablosunda formların alabildiğince basitleştirildiği, konturların kalın çizgilerle sınırlandırıldığı görülür. Çalışma tamamen yüzeydedir. İsa’nın çarmıha gerilmiş vücudu İtalyan primitiflerini, örneğin Cinabue’nin eserlerindeki figürleri anımsatır.

Paul Gauguin, White Horse

Paul Gauguin, White Horse

Tahiti’de yaptığı Beyaz At tablosu da önemli özellikler gösterir. Yeşil renkli at turuncu ile renklendirilir ve koyu renkli dereden su içer. Açık pembe bir patikanın yukarı doğru uzandığı ve bu patikanın sol tarafında çıplak bir yerlinin kırmızı bir at dürdüğü görülür. Sık bitki ve gökyüzünün görünmemesi atmosferi bunaltıcı hale getirir.

Paul Gauguin, The Spirit of the Dead Keeps Watch (1892) Buffalo

Paul Gauguin, The Spirit of the Dead Keeps Watch (1892) Buffalo

1903 yılında hapis cezası alır fakat mahkûm edilmeden hastalanarak ölür. Gauguin, birçok sanatçının olduğu gibi ancak ölümünden sonra tanınır ve üne kavuşur. Eserleri birçok koleksiyonu süsler. Gauguin’in yazgısı, eserleriyle özdeşleşmiş ve 20. yüzyılda sanata büyük katkılarda bulunmuştur.

 

*Dr. Cahid KINAY’ın Sanat Tarihi Dizisi’nden yararlanılmıştır.

 

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Trajikomik Hikayelerin Kara Mizahı ‘Temiz Kağıdı’ Raflardaki Yerini Aldı!

Yazar Mustafa Çevikdoğan'ın eğitimin, bürokrasinin, toplumsal baskıların yüzlerce yıllık enkazının altından ses veren hikaye kahramanlarının trajikomik yaşantılarını anlattığı kitabı 'Temiz Kağıdı'...

Kapat