Camus’ye Sığınmak

Günümüzde toplumsal bir şizofreni yaşanmakta. Toplumsal şizofrenilerin insanların romantikleşmesiyle başladığını savunan Albert Camus’ye göre romantizm, insanları kötüye daha kolay meyil ettirmekte ve bu da kaos çağını yaratmaktadır. Yani gerçeklik ilkesinin ayaklar altına alınması ve absürt olanla gerçek olanın birbirine girmesi söz konusu.

Silahlara, ölümlere, cinayetlere ve katliamlara gebe olan bu nihilist dönemden arınabilmenin yolunu bulmaksa çok zor. Yaşanan bunca kaosa ve vahşete mağdurun ya da failin kimliğinden tamamen bağımsız biçimde karşı çıkan insanlar da var. Kendimi içine dahil ettiğim ve çoğu kişinin de dahil olmasını temenni ettiğim bu insanlar herhangi bir örgüt, oluşum ya da grup olarak kodlanmak zorunda değiller. Ancak, taraf olarak adlandırdığım bu kesim, kaos çağının vebası olan toplumsal şizofreniye kurban gitmekte ve yok sayılmakta. Yahut ciddiye alınmamakta. İşte Albert Camus’ye sığınmanın önemi burada yatmaktadır.

Camus’nün felsefeye en büyük katkısı, absürt fikridir. Camus, bu felsefesini Sisifos Söyleni’nde açıklayıp Yabancı ve Veba gibi romanlarında da işlemiştir. Tahsin Yücel, Albert Camus’nün yaşamı boyunca “İnsan toprakla nasıl bağdaşabilir, yoksulluğu yüzünden acı çekerek, ama güzelliğini koruyarak saçma ve yücelik için nasıl yaşayabilir?” sorusunun yanıtını aradığını söyler. Genelde varoluşçulukla birlikte akla gelen absürdizm ile birçok yazar ilgilenmiş ve bu felsefi düşünce akımını kendine göre yorumlamıştır. Camus ‘saçma’nın kurucusu değildir fakat bu düşünce akımında önemli bir yer tutar. Camus, “Eğer hayatımızın anlamsız ve boşuna olduğunu biliyorsak, kendimizi öldürmeli miyiz? Bu kısır döngü nasıl aşılabilir?” sorularıyla saçma kavramını kurar ve saçmayı “yaşamın boşa oluşunun bilincinde olan insan” şeklinde belirtir.

camusye-siginmak-1

Sisifos Söyleni’nin başlangıcında; “Felsefe için gerçekten önemli olan tek sorun, intihardır.” der. Fakat Camus, intihardan yana değildir. Yaşamın anlamsızlığının yok edilemeyeceğini bilir ancak bununla savaşmaktan hiçbir zaman kaçınmaz.

Kendisinin absürdist olup olmadığına dair bazı eleştirilere Camus şöyle cevap vermiştir: “Absürt kelimesinin kötü bir geçmişi var ve bunun beni rahatsız ettiğini itiraf ediyorum. Absürt’ü Sisifos Söyleni’de ele alırken, bir metod arıyordum, doktrin değil. Sistemli bir şüphe pratiği yapıyordum. Daha sonra bir şeyler inşa edebileceği düşüncesiyle ‘tabula rasa’ yöntemini kullanmaya çalışıyordum. Eğer hiçbir şeyin bir anlamı olmadığı varsayarsak, dünyanın absürt olduğu sonucuna ulaşmalıyız. Fakat gerçekten hiçbir şeyin hiçbir anlamı yok muydu? Bu noktada kalabileceğimize hiçbir zaman inanmadım.”

Camus’ye göre; saçma, var olanın kendisinden değil, bilinçten kaynaklanır. Bilincin olmadığı ve bilinç ile bir varlık karşılaşmasının gerçekleşmediği yerde saçma ortaya çıkmaz. Demek ki saçma, bir ilişkidir, bilinç ile dünyanın ilişkisidir. Saçma, insanın dünyadan kopuşunun, onun anlamlı ve özlemlerine uygun düşen bir ilişkiyi kuramayışının ifadesidir.

camusye-siginmak-2

Camus’nün yapıtları, onu bizler gibi kendisine sığınak yapanlar tarafından sinemaya ve müziğe de uyarlanmıştır:

  • İtalyan yönetmen Luchino Visconti Yabancı’yı 1967’de sinemaya uyarladı.
  • Luis Puenzo ve Felix Monti Veba’yı 1991’de piyasaya çıkardı.
  • Zeki Demirkubuz 2001’de Yabancı’yı Yazgı ismiyle sinemaya uyarladı. Kitapla çeşitli farklılıklar olsa da Musa karakteri Meursault’u çağrıştırmaktadır.
  • The Cure grubu 1978’de Yabancı’ya dayanan Killing An Arab isimli bir parça çıkardı. Meursault’un sahilde bir Arap’ı öldürmesini konu alan bu şarkıyı son yıllarda grup Kissing An Arab ve Killing Another biçiminde seslendirmektedir.
  • Streetlight Manifesto ve Bandits Of The Acoustic gruplarının parçası Here’s To Life’da Camus’dan bahsedilmektedir.
  • Post punk grubu The Fall ismini Camus’un Düşüş adlı romanından almaktadır.

“İnsan varlığının anlamsız olduğunu bilir fakat buna rağmen mücadele eder.”

Camus, özgürlüğü bu şekilde tanımlıyor. Hayat eninde sonunda monotonlaşmaya mahkumdur. İnsan, bu gerçeği anladığında bulantı başlar. İnsan, artık bir yabancıdır. Bu dünya içinde acı çeken insanlar ve tüm bunlara sessiz kalan tanrı absürdü oluşturur. Camus’nün özgür insanı bu gerçeği de kavramış olandır. Belki bu yüzden ona göre; insanın her gün yaptığı en önemli şey, o gün intihar etmemeye karar vermesidir.

Camus’nün dile getirdiği gibi ”oldum olası içimde biri, tüm gücüyle hiçbir şey olmamaya çalışıyor.” diyenler için kocaman bir sığınak Albert Camus.

camus-ve-kedisi-cigarette

Camus ve ‘cigarette’ ismindeki dikdörtgen kedisi

KAYNAKÇA:

*leblebitozu.com

*Vikipedia

*Ekşi Sözlük

*Camus’nün Yapıtlarında  Tersi ve Yüzü’nün Yeri – Tahsin Yücel

Ozan Aziz Dilber

İçimizin imârını sanat vesilesiyle yapabileceğimize inanıyorum. Kendi hikayemi didik didik ederken başkalarına da anlatacak hikayeler biriktiriyorum. Bu yüzden 2015 yılından beri Sanat Karavanı ailesinin içerisindeyim. Aynı zamanda hukuk fakültesi mezunuyum. Tanpınar’ın dizeleri ile bitireyim: ”Rahatını bozduk zavallı bir taşın / eşyanın uykusundan uyandırdık / varlığın çarkına takıldı hiç yere.”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
EDGAR DEGAS

Edgar Degas, zengin bir ailenin oğlu olarak 19 Temmuz 1834’te Paris‘te doğmuştur. Degas başarılı bir bankacı olan babası tarafından sanata...

Kapat