Çarpıcı Bir Fotoğraf Projesi: ‘Aynı Güneşin Altında’ / Farklılıklar ve Korkular Üzerine

Yukarıdaki fotoğrafta ne görüyorsunuz?

İki çocuk? İki ‘farklı’ çocuk? İki ‘farklı’ renk? …

Gördüğünüz fotoğraflar ödüllü fotoğraf sanatçısı Marinka Masséus tarafından gerçekleştirilen ‘Aynı Güneşin Altında’ (Under the Same Sun) adlı projeye ait. Sanatçı gerçekleştirdiği projede Tanzanya’da yaşayan -daha doğrusu yaşamaya çalışan- çocuklar hakkında farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Masséus, Tanzanya’da sadece Albino olduğu için kötü muamele gören, dışlanan hatta öldürülen çocukların güzelliğini ve diğer çocuklardan farklı olmadıklarını gözler önüne sermeye çalışıyor.


Tanzanya’da sürekli dışlanan, ötekileştirilen, zaman zaman öldürülen Albino çocuklar adeta yaşam savaşı veriyor. Sürekli küçümsenen, varlığı bir lanet olarak görülen çocuklar, ailelerinden zorla ayrılarak Albino kamplarında farklı bir yaşama mecbur bırakılıyorlar. Saldırılardan, ölüm tehditlerinden korunmaya çalışan çocuklar, sevgi görmeye ve oyun oynamaya en çok ihtiyaç duydukları çağlarda toplum tarafından hor görülüyor ve hatta yaşam haklarına tecavüz ediliyor.

Tanzanya’nın Albino çocuklar konusundaki batıl inançları, yanlış düşünceleri çocukların nefes almalarını bile güçleştiriyor. Bir inanışa göre, Albino bir çocuğun öldürülmesinin iyi şans getireceği düşünülüyor. Hatta Albino bir çocuk dünyaya getiren anneden bebeğini öldürmesi isteniyor ve öldürmemesi durumunda ise anne ve çocuk toplum dışı bırakılıyor. Tüm bu kötü koşullar altında doğan ve büyümeye çalışan çocukların durumuna şahit olan fotoğraf sanatçısı Marinka Masséus, Tanzanya’daki Albino çocukların hayatına -onların güzelliklerinden yola çıkarak- dikkat çekmek isteyerek ‘Aynı Güneşin Altında’ (Under the Same Sun) adlı fotoğraf projesine imza atıyor. Dünyanın neresinde olursa olsun, rengi ne olursa olsun çocuğun her zaman yalnızca bir ‘çocuk’ olduğunun altını çizen sanatçı, dış görünüş üzerine vardığımız yargıların ne denli korkunç olabileceğini de gözler önüne seriyor.

‘Farklı’ olana duyduğumuz korku bizi ‘yok etme arzusu’nun esiri yapıyor ve sığ bir düşünceyle bizden olarak görmediğimiz herhangi bir şeyi yok etmeye çalışıyoruz. Algılayamadıklarımız bizim için tehdit unsuru oluşturuyor. Korku, yerini merak duygusuna bıraktığında ise ‘farklı’ olarak algıladıklarımızı anlamaya çalışıyoruz. Ve az biraz dahi olsa anladığımız, anlam verebildiğimiz şeyler bizim için tehdit unsuru olmaktan çıkıyor. Bu sebeple gözün gördüğünü bir de hisle ölçüp tartmak gerek. Görünenle yetinmeyip kalple merak etmek, anlamak ve öğrenmeyi istemek gerek. Saint-Exupéry’nin kaleme aldığı Küçük Prens kitabındaki Tilki’nin verdiği sır gibi: “İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez”…

Marinka Masséus, gerçeği, doğruyu gösterebilmek adına Albino çocukların güzelliğini ön plana çıkardığı sade ve bir o kadar çarpıcı pek çok fotoğraf çekmiş. Bize de şapkayı önümüze koyup düşünmek, fotoğraflardan yola çıkarak kendi hayatımızda da nerelerde kimlere karşı ön yargılı davrandığımızı sorguladığımız, içimize doğru ufak bir gezintiye çıkmak düşüyor. O halde, iyi yolculuklar!

 

Okumadan geçmeyin:

“Her geçen yıl sahip olduklarım azaldı ve her geçen yıl daha mutlu bir adam oldum.” / Meredith Eberhart

 

Saniye Kaya
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi – Arkeoloji.
Sanat Karavanı Genel Yayın Yönetmeni.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Türk Yazar 2014 Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü Kazananları Arasında

Avrupa’da gelişme gösteren yazarlara verilen AB Edebiyat Ödülü’nü kazanan 13 yazardan biri de İstanbul Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nden mezun...

Kapat