CEMAL SÜREYA – SEVDA SÖZLÜĞÜ

II.Yeni şiirinin değerli kalemi ‘Cemal Süreya’ 9 Ocak 1990 tarihinde aramızdan ayrıldı. Farklı şiir anlayışıyla ve imge dünyasıyla edebiyatımızda yer alan şairin sizler için ‘Sevda Sözlüğü’nü derledik.

Adam:

Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda
Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı
Adam bulut gibiydi, hatırladı
Adamın ayaklarının altında
Yıldızların yıldız olduğu vardı
Adam yıldızlara basa basa yürüdü
Çünkü biraz önce yağmur yağmıştı.

 

Baba:

Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum

 

Cıgara:

Ne zaman hürlüğün barışın sevginin aşkına
Bir cıgara atmışsak denize
Sabaha kadar yandı durdu

 

Çay:

İki çay söylemiştik orda, biri açık
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

 

Defter:

Metinlerde buluştuk, kopkoyu deyimlerde,
Koşut ve eşzamanlı okuduk kimi kitapları;
O arada iki defterimiz oldu,
Biri babasına daha çok benziyor.

 

Edip Cansever:

Her şeyin fazlası zararlıdır ya,
Fazla şiirden öldü Edip Cansever.

 

Fotoğraf:

Fotoğraf çektirmek için yan yana getirilmiş iki nesne değiliz biz
Güvercin cuntasında yan yana akan iki güverciniz

 

Günah:

Gözlerin sabahın sekizinde bana açık
Ne günah işlediysek yarı yarıya

Hayat:

Hayat kısa,
Kuşlar uçuyor.

Irmak:

Ülkemin ırmakları dışarı akar
Neden bilmem can havliyle akar

İstanbul:

Evet, gün geliyor bıkıyorum senden
Ama İstanbul’dan bıkmak gibi bir şey bu,

Jandarma:

Jandarma daima nesirde kalacaktır
Eşkiyalar silahlarını çapraz astıkça türkülerine
Ve bu dağlar böyle eşkiya güzelliği taşıdıkça

 

Kan:

Umulmadık bir gün olabilir bugün
Kan var bütün kelimelerin altında

Laleli:

Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız

Mut(suz):

Kimse istemez mutlu olmayı
Mutsuzluğa da var mısın?

Nietzsche:

Marilyn Monroe öldü diyorum ona
Ölümü siyah bir kakül gibi alnına düşürmesini bildi
Şimdiyse Cennette Nietzsche’nin metresi olması gerekir

Okul Kitabı:

Sözgelimi okul kitaplarına girmez şiirim
Bütün çocuklar anlar da

Ölüm:

Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte.

Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım.

Pencere:

Ve neden
Kimse
Pencere’den bakmıyor?

Resim:

Sen belki de bir resimsin ne haber
Kırmızı bir Beykoz’un yanında duruyorsun
Yapan bir de ağaç yapmış yanına
Dallarına konsun diye kelimelerin

Sözcük:

Sesinde ne var biliyor musun
Söyleyemediğin sözcükler var.

Şarap:

Saat on ikiden sonra,
Bütün içkiler,
Şaraptır.

Tanrı:

Sanmasınlar inanmıyorum
Elbet inanıyorum tanrıya
Herkesin kendi tanrısı var
Sen ölünce ölüyor o da.

Uykusuzluk:

Bir daldır uykusuzluk
Sallanır sürekli gecede

Üç:

Seni bir kere öpsem ikinin hatrı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük

Vapur:

Birdenbire karnından boşalmaya başlayan su, iskeleye
yanaşmak üzere olan vapurun

Yasak:

Özgürlüğün geldiği gün
O gün ölmek yasak!

Zincir:

Tutsaksan ellerin sıvışır gider zincirlerinden
Ve balyozla vursalar mısralarına
Soylu bir demir sesi yükselir

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Tehlikeli Salgın: Ebola Irkçılığı

Ebola virüsü, Afrika’dan dışarı çıkar çıkmaz dünyanın en tehlikeli hastalığı oldu. Basın yayın baş sayfa haberleriyle, manşetlerle, anonslarla herkesi son...

Kapat