“Çengelköyü”

Öyle hoş bir yüzü vardır ki köyün, bir gören artık unutmaz neresi.

Eski İstanbullular “Çengelköy” dedin mi “Rum ağzı yapma” derlermiş. Bu adın doğrusu “Çengelköyü”. Orhan Seyfi Orhon da bu güzel şiirinde öyle demiyor mu?

“Boğazın her yeri bir parça değişmiş şimdi,

Yine Çengelköyü lakin öyle!”

 Ve yine hala yerini koruyan meydandaki çınarı ile Çengelköyü anlatırken,

“Tanıdım: Çarşının en ihtiyarı

Başı göklerde asırlık çınarı.

Bir tevekkül katıyor manzaraya,

Çekilen eski kayıklar karaya.

Öyle hoş bir yüzü vardır ki köyün,

Bir gören artık unutmaz neresi?” diyor.

Gerçekten de Çengelköy, -Boğaziçi’nin son bir iki yılının revaçta semti olarak o eski özelliklerini yitirmeye başlasa da- bana göre hala İstanbul’un en güzel yeri.

Semtin ismi hakkında pek çok rivayet var ama en çok kabul göreni, 1700’lü yıllarda köyde bulunan çengel ustalarından ötürü yerleşimin “Çengelköyü” diye anıldığıdır. Daha eski bir rivayet, Fatih Sultan Mehmet’in fetihten önce Bizans’tan kalma gemi çengellerini gördüğü için buraya “Çengelköyü” dediğidir. Sonuçta Çengelköy son zamanlardaki yoğun kalabalığı dolayısıyla halkının bile illallah dediği, trafiği sonsuz, eski esnafların yerlerini birer ikişer restoran ve kafeteryaların aldığı bir yer ve buna karşın hala Boğaz’ın en güzide semtlerinden biri.

cengelkoyu-yazisi-resmi-2

Çengelköy, uzun yıllar Süper Baba dizisinin Fiko’sunun kahvesi olarak anılan “Çınaraltı” ile bilindi. Şimdilerde en lüks restoranları, kahve ve çikolata çeşitleri ile öne çıkan butik kafeleri, yeni yeni bu civara ulaşan wafflecıları ve daha eski dondurmacıları ile her kesimi memnun etmeyi başarıyor.

cinaralti-aile-cay-bahcesi

Yeni seçeneklere karşın, Çengelköy benim için de Çınaraltı Çay Bahçesi ile özdeşleşmiştir. Hemen dış kapısının iki yanına sıralanan tarihi simit fırınından simidini, kahvaltıcılarından peynirini, gece ve gündüz satışta olan manavından Çengelköye has salatalığını alıp, çay bahçesine gönlünce kurulmak ve bir çay söylemek… Çengelköy Börekçisi namıyla meşhur börekçiden kıymalı, kuş üzümlü börek almayı da es geçmeyelim. İşte Çengelköy, bu yüzden kahvaltı özelliği ile ön planda.

cengelkoy-manavi

Ancak bunu hafta sonu yapmaya kalkarsanız; fırında, börekçide, çay bahçesinde uzun kuyruklar beklemeniz gerekecek.

cengelkoyu-borekcisi

Ya da bir zamanların yalılarını, kafe ve restoranlara çeviren akıma kendinizi kaptıracaksınız.

cengelkoyu-sutis

Ama Çengelköyü’nün tarihi çınarına bir göz atmak için yine de Çınaraltı’na bir uğramalısınız.

cengelkoyu-tarihi-cinar

Çengelköy’de biraz daha vakit geçirmek isterseniz, el yapımı çikolatalar satan dükkâna da uğrayın, oralardayken karakolun önündeki Lahana Çeşmesi’ne de bir göz atın.

lahana-cesmesi

Çeşmenin hikayesi ise şöyle: Osmanlı döneminde “Lahanacılar” ve “Bamyacılar” isimli iki büyük rakip takım vardı. Savaş oyunlarında verdikleri mücadelede herkes bir tarafı tutardı, hatta saraydakiler bile. Öyle ki Sultan III. Selim’in lahanacıları, II. Mahmud’un ise Bamyacıları tuttuğu ve nişanları üzerine de birer lahana ve bamya koydukları bilinir. Topkapı Sarayı’nın bugün ziyarete kapalı geniş bahçeleri içinde Lahanacılar ve Bamyacılara ayrılmış tarihi sütunlar bile vardır.

lahanaci-ve-bamyaci-sutunlari

İşte Çengelköy’deki çeşme de Lahanacılar için yapılmış. Bugün bir kısmı toprak altında kaldığı için gözden kaçırılan, son dönemde boyandığı çirkin yeşil rengi ile belki de gözden kaçırılması daha makbul olan bu çeşme, 1854 yılında Serkavas Ahmet Ağa tarafından yaptırılmıştır.

Çengelköy, eskiden çoğunlukla Rumların ikamet ettiği bir semtti. O yüzden bugün tam merkezinde, Aya Yorgi Kilisesi hala çalar çanlarını. Şayet doğru tarihi bilirseniz, Hristiyanlar için önemli bir gün olan Haç Atma Merasimini de burada seyredebilirsiniz.

hac-atma-merasimi

Eğer daha önce Eminönü ya da Beşiktaş’tan kalkarak Çengelköy’e uğrayan boğaz motorlarına binmediyseniz; pahalı boğaz turlarından eksiği olmayan, üstelik size istediğiniz kıyıda ve iskelede inme veren bu seferleri muhakkak deneyin derim.

vapur

Akşam keyfi yapmak isterseniz, Boğaziçi Köprüsünün ışıklarına karşı meşhur kokoreççiyi, midyecileri, balıkçıları da deneyebilirsiniz.

bogaz-manzarasi

Hülya Utkuluer

Marmara Üniversitesi Tarih bölümünden mezun oldum. Cumhuriyet dönemi müzeleri hakkında bir yüksek lisans tezi hazırladım. Şu an bir müzede (Cumhurbaşkanlığı Celal Bayar Müzesi) müdür yardımcısıyım ve ayrıca tarih doktorası yapıyorum. Seyahat etmek, okumak, yazmak, yeni tatlar denemek, fotoğraf çekmek ve müzeler ilgi alanlarım arasında.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Manolya Çelikler

Adım Manolya Çelikler. 31 Mart 1986 doğumluyum. İstanbul'da yaşıyorum. Maltepe Üniversitesi GSF Plastik Sanatlar Bölümünden mezunum. Güncel olaylardan, içinde bulunduğum ve beni etkileyen...

Kapat